Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İlk evimiz..

İş yerlerimiz  kesinleşince oturacağımız adres de belli oldu.  Gayrettepe-Mecidiyeköy'e  odaklandık. İkimize de yakın olacaktı. Emlakçıları dolaşmaya başladık. Akşamları iş çıkışında cadde üzerindeki emlakçılara tek tek uğruyor, kiralık ev soruyorduk. Çoğunlukla cevapları  "size pahalı gelir"  oluyordu.  O zamanlar emlakçılar ev hakkında biraz bilgi verip ondan sonra görmek isteyip istemediğimizi soruyordu. Çünkü her gösterdikleri ev için ücret alıyorlardı. Evi beğenmesek bile bu ücreti ödüyorduk. Bundan dolayı her eve talipli olmuyor, görüp görmemeye iyi karar vermek istiyorduk. Ama olmuyordu.  Evler geniş ve güzel ama ev kiraları yüksekti.  Ya da kirası uygun ama ev çok eskiydi. Orta halli bir ev için birimizin maaşının büyük kısmı ev kirasına gidecekti.  Buna rağmen Hamit  "olsun bedelini verelim iyi bir evde oturalım"  diyordu ama ben ikna olmuyordum. Henüz yeni evleniyorduk. Elimize geçen paranın büyük bir kısmını ev sahi...

Evlenmeye az kaldı..

Gençliğimin en güzel yıllarını Beyoğlu'nda geçirmenin doyumunu yaşamıştım.  Dört yıldır çalışıyordum ve para kazanıyordum.  Kazandığım parayı çeyiz meyiz gibi konulara hiç ayırmamıştım. Böyle bir hazırlığın içinde de değildim.  Giyime çok para harcamaz daha çok kendim dikerdim. Aşağıdaki puantiyeli etek,  yine aşağıdaki  kenarı biyeli bluz ve boynumdaki kolye.. hepsini kendim yapmıştım.  Genellikle Fatih'teki Bursa Pazarı'ndan kumaş alır, BURDA'dan patron çıkarır, Annemin makinasında  dikerdim. Beyoğlu'nda pasaj içlerinde pliseciler vardı. Kumaşları plise yaptırır etekler dikerdim.  Yine pasajlardaki boncukçulardan çeşitli renklerde boncuklar alır, bunları kendim dizer ve takardım. Daha sonraları bu dikiş işini daha da ileri götürüp kareli ceket dikmişliğim de vardır :)) Anneannemin ve annemin dikiş konusunda üstad olduklarını belirtmeme gerek yok sanırım. Anasına bak kızını al diye boşuna söylememişler. Bana da onlardan geçmiş. Onlar k...

Çeşme-Ilıca

15 Gündür Çeşme-Ilıca'dayız. İlk defa bir otelde kesintisiz 15 gün tatil yapıyorum.   Sheraton Çeşme güzel bir otel. Daha önce hiç gelmemiştim. Ne Ilıca'ya ne de bu otele.  Bir yurt dışı promosyonundan yararlanmak üzere bu otelde konaklıyoruz.  Bu bizim kendimize emeklilik hediyemiz.   İlk geldiğimizde esen rüzgarda bir sörf gibi uçacağımızı düşünmüştüm.  Çeşme Dünya sörf şampiyonalarının yapıldığı yer malum..  Odanın balkonundan baktığımda üzerime bir mont giymem gerekir !!  öylesine sert ve kuvvetli. Gelen görevliye sordum "genelde böyledir, eser" dedi.. Güneşlenirken sorun olmuyor, serin serin esiyor.  Rüzgar estiğinde denizde de dalga oluyor tabiiki.. Denizin içi sığ, hemen derinleşmediğinden denize girene kadar dalgalar ıslatmış oluyor.  Dalgaya rağmen ayaklarımızı bastığımız kum zemin çok hoş, o da dalgalı. Bir-iki gün rüzgardan sonra bir sabah sessizliğe uyandık. Hiç dalga hışırtısı yoktu, deniz o zaman inanılmaz güzel olu...

Beyoğlu'na Veda

Okulumda ilerleyemiyordum, duraklama dönemine girmiştim.   Siyasi partilerin gençlik örgütlenmelerinin olduğu üniversitelerde sağ-sol çatışmaları sürekli yaşanıyor,  bu çatışmalar üniversite işgallerine ve eğitim öğretimin durmasına neden oluyordu. 12 Eylül'den sonra üniversiteleri denetim altına almak için 1981 yılında YÖK kuruldu ve tüm Üniversiteler YÖK'e  bağlandı, birçok Öğretim Görevlisi görevlerinden alındı. Bu dönemde birkaç kez okuluma gittim ama derslere giremeden geri döndüm. Böylece okulla arama mesafe girmeye başladı. Okuldan mezun olabilmek ve meslek edinebilmek için daha önümde en az iki yılım vardı ve evleniyordum. Hep böyle çalışamazdım. İşimde bir atak yapabilmem iyi olurdu. Arkadaşlarla konuşmaya başladım. Acaba yeni bir iş nasıl bulabilirim?  farklı bir görevde nasıl yer alabilirim? Artık bir kulvar değişikliği yapmak istiyordum.. İşletme okuduğuma göre biraz daha bana uyan, ilerde işime yarayacak bir tecrübeye ihtiyacım vardı. İSOTAŞ'ta...

Nişanlanıyoruz

İki farklı aile bir araya geliyor.   Hamit bizi ailecek alıp kendi evlerine götürüyor.  İki aile tanışacak.  Bu farklı iki aile arasında öyle güzel bir diyalog kuruluyor ki, herkes çok mutlu.. farklılıklar eriyip gidiyor, herkes birbirine saygı duyuyor, seviyor..  Samimi bir ortam oluşuyor. Bundan sonra da hızla Nişan hazırlıkları başlıyor. Kasım 1980'de Nişanlanıyoruz. Ben yıllar sonra alyansımı kaybettim,   "ne gerek var?" diyerek Hamit'e de çıkarttırdım..  öylece kutuda duruyordu..bir gün kuyumcuya bozdurduk :)  Eğer yüzüklerimiz dursaydı şimdi içine bakıp nişan tarihimi tam olarak yazardım..  Unuttum :)) Nişan alışverişini   Nurşen ve Mahmut Abi 'yle birlikte Bakırköy'de yapıyoruz. Nurşen'le birlikte bana pırlanta bir yüzük beğeniyoruz ve alyansları alıyoruz.   Pırlanta yüzükler o zaman böyle sıralı taşlı.  Tek taş o zamanlarda yok.  Zaten Nurşen olmasa benim ne bir talebim ne de fikrim olacaktı.. O yönlendiriyor. E...

Heyecanlı Tanışmalar..

Türkiye çalkantılı bir dönemden geçiyordu.. Okula gitmek iyice zorlaşıyordu. Farklı grupların çıkardığı olaylar nedeniyle derslere giremiyor, ya da dağılıyorduk. Herkes sigara dumanıyla dolu kafeteryaya doluşuyor ve siyaset yapıyordu. Okula gitmek derse girmek pek mümkün olmuyordu. Bu yüzden çok az gitmeye başlamıştım, ama sınavlara giriyordum. İkinci sınıf  devam ediyordu.  12 Eylül  1980'de  İhtilali yaşadık. Sabah kalktığımda haberi duydum ve işe gidemedim, sokağa çıkma yasağı vardı. Haberleri sadece radyodan ve televizyondan dinleyebiliyorduk.     Bu müdahale ile  Süleyman Demirel 'in Başbakan'ı olduğu hükümet görevden alındı,  TBMM    lağvedildi..  Hamit'le buluşmaya ve birlikte eve dönüşlere devam ediyorduk.  Tanışalı  6 ay  olmuştu.  Bir gün Topkapı'da minibüs beklerken  "bu ne kadar devam edecek?"  dedim..  "Eğer senin için uygunsa hemen  ailelere açılabiliriz" ...

Sevinç'i kaybetmiştim.. 30 yıl sonra buldum..

Hayat devam ederken ve işler-güçler yoğunken  Sevinç'i bulma kararı aldım.  Aradan tam 30 yıl geçmişti. Nasıl bulacağımı bilmeden aramaya başladım..  Sevgi'yi bulma hikayeme benzer bir hikaye de Sevinç'i bulurken yaşadım. Yıl  2009.. Bundan 3-4 yıl önce  birdenbire  "Sevinç'i bulmam lazım"  dedim.. Bu isteğimi tüm arkadaşlarımla paylaşmaya başladım.   Eski bir arkadaşımı bulmak istiyorum. 30 yıldır görüşmüyoruz.  Nasıl bulabilirim acaba?. Önce Facebook'tan aradım, bulamadım Soyadı değişmişti. Evlendiğindeki  soyadını biliyordum ama sonra ayrılmışlardı. Soyadını bilmeden de bulmak çok zordu. Hamit'le konuştuğumuzda  "Maltepe'de oturuyorlardı, Tapu'dan falan bulabiliriz" dedi.  Bir ara gidip araştırmalıydık. Ama belki de evleri çoktan satılmıştı?? Hangi isimle arayacağımızı da bilemiyorduk. Acaba Teyzesi'nin adını mı sorgulamalıydık? Adı neydi? Ayrıldığı eşinden ulaşabilir miyim acaba?   Adı-Soyadı değişmeyen bir O...

Seviç'ten Arda'ya Mektup

Yıllar yıllar önce, 70' li yıllar sonu, yaşım 19.. Liseyi bitirdikten sonra bir yıl yabancı dil kursu daha sonra ekmek parası kazanma sorumluluğu kapımızı çaldı. Tanıdıklar " Odakule Han' da bir şirket var " dediler,, "Ben öyle hanlarda çalışmam, hem de Galatasaray'da... istemem dedim" .. Böyle dememin nedeni, tozlu, eski merdivenli, rutubet kokan, kapılarının önünde tavla oynayıp, kahvelerini yudumlayan insanlarla dolu bir han geldi gözlerimin önüne.. Bana "hayır öyle değil, gel gidelim bir başvuru yap" dediler. İşte hayatım o zaman Arda ile kesişti. Kitapta mavi elbisenin iş müracaatı için uygun olacağını okuyup, terzi Nebahat Hanıma diktirdiğim elbiseyi giyip gittim. Hayal bile edemediğim Odakule İş Merkezi' nin 7. kat asansör kapısı açılınca, üzerinde beyaz bluz, altında gri etek ve beyaz topuklu ayakkabılarıyla , benim yaşlarda, cin bakışlı, görünüşünden çok becerikli olduğu belli olan, saçları dışarıya doğru sarılmış, ortadan ayrı...

Hamit'le Sürpriz Şekilde Tanışıyorum

Ben Beyoğlu'nda  Odakule'de  işe başlayınca  Teyzem  bir haber getirdi. "Hamit'te  senin işe girdiğin şirkette çalışıyormuş" ... Nasıl yani?   Ben Hamit diye birini tanımadım!!!!! Hamit aynı  şirketin Karaköy Şubesi'nde çalışıyormuş"  dedi..  Ben Beyoğlu'ndayım, O Karaköy'de..   Görüşmemiz mümkün değil..  Tesadüf bu kadar olur.   "Peki"   dedim geçtim.  Ben işe başlayalı aşağı-yukarı bir hafta olmuştu.   Henüz 11. kattayız.  Masamda çalışıyorum.  Gözlüklü, takım elbiseli, orta boylu, genç bir adam ofisi dolaşıyor, herkesin elini sıkıp vedalaşıyor. Sıra benim masama geldiğinde  "Merhaba ben Hamit, Nurşen'in kayınbiraderiyim"  diyor ve tanışıyoruz.  "Bugün itibariyle işten ayrılıyorum, bundan sonra Kelebek Mobilya'da çalışacağım" diyor. Peki, hayırlı olsun.. diyorum, O dolaşmaya devam ediyor.  Bu tanışmadan dolayı yüzüm kızarıyor, heyecanlanıyorum.  Unkapanı Dersane...

Odakule'de İşe Başlıyorum

İşe Odakule'nin 11. katında başladım.  Bana bir masa gösterdiler.. Şirketin Genel Sekreteri Güngör Tuncel ile yan yana çalışıyoruz. Şimdilik sadece 2 kişiyiz. Tüm personel yavaş yavaş tamamlanıyor. İSOTAŞ  büyük bir arazi üzerinde 15.000 konutluk  YENİKENT isminde bir proje yapacak.  1979 yılının Gazete İlanları.. Unkapanı Dersanesinden sonra yeni işimde bambaşka bir çevreye dahil oldum. Girdiğim şirketin yapısını, ortaklarını bilmiyordum. Sadece Odakule gibi o zamanın şahane binasındaydık. O kadar. İşe başladıktan sonra beni işe alan  Güngör Tuncel' in profesyonel futbol hakemi olduğunu öğrendim. Dünya tatlısı  Güngör Bey bana işe girişimle ilgili daha sonraki konuşmalarımızda  "eğer annenle gelmeseydin seni almazdım"  demişti..   Güngör Bey'in daha sonra benim Nikah Şahidim olacağını o zamanlar ikimiz de bilmiyorduk :)) Bir şirketin ilk yerleşme ve kuruluşunda bulunmak, tüm evreleri yaşamak, işe başlamal...