Ana içeriğe atla

Amerika'yı Kim Keşfetti? Biz :)

Geçen gün bir arkadaşım sordu..  “ Kaçıncı kez Amerika?  Neden? Neyini sevdiniz? 


Bu soruya cevap vermek o kadar da kolay değil. 

İnsan nereden başlasam diye düşünüyor.  Aslında şu yukarıdaki otel  bile her şeyin değişik olacağını hissettiriyor. Hepsi iki katlı. Dışardan merdivenli. Yıllar önceki dokusu bozulmadan. Lüksten uzak, daha çok orta halli :))  

💔 Beynimiz şartlanmışlıklarla doluyken başka bir yol görmek, insanın değerini hissetmek, karmaşık, dünyanın dört bir yanından gelmiş insanların bir arada yaşama düzenine ve toplumsal kuralların işleyişine şahit olmak, evsiz, bir sokakta yaşayan insanın da haklarının varlığını anlamak, zengin ülkenin sunduğu seçenekleri yaşamak, orada yaşayanlardan oraları dinlemek,  sanatsal ve siyasi etkinliklere katılmak,  



         Broadway                                               Hollywood Bulvarı



                                          
sportif faaliyetleri gözlemlemek,  parklara, kütüphanelere, müzelerine,
üniversitelerine, sinema salonlarına, marketlerine, yeme-içme mekanlarına gitmek,



plajlarında dolaşmak, uçaklara, gemilere, trenlere, metrolara binip uçtan uca seyahat etmek.. ve tüm bu yaşadıklarımızdan müthiş keyif almak, hayran olmak, eğlenmek.. İşte bundan dolayı özlemimiz..

💓 Üstelik turist olarak gezmekten daha da fazlasını veriyor bize.. Vatandaşlığı, hakları, özgürlükleri, demokrasiyi, insan ilişkilerini, kuralları, birbirine saygıyı, sistemi, iletişimi, mutlu olma hakkını, yaşamın mütevaziliğini, hayatın anlamını, ön yargılarımızı  bize sorgulattığı için bu ülkeyi seviyoruz.  Kasaya yaklaştığımızda öndekine stres yaşatmamak için 1-2 metre mesafe bırakmayı,  özür dilemeyi, teşekkür etmeyi öğreniyoruz..

💓 Bende tekrar gitme isteğini uyandıran  ve  benim en bayıldığım şey Amerika’nın aklı. Tüm yukarıda saydığım bir seyahatte yapmak istediklerim için bende merak uyandıran ve bir çok seçenek sunan,  tüm bunlara ulaşabilmem için beni bilgilendiren, yönlendiren ve beni mutlu eden bu aklı seviyorum. 

💓 Arabaların, otobüslerin kocaman olduğu, arabalara çeşit çeşit karavan taşıtan ülke. Her arabanın arkasında bir aksiyon var. Yolda giderken arabaların arkasına eklenen taşıma araçlarına bayılıyorum. Neler yok ki.  Sörf taşıyan, yük taşıyan, bisiklet taşıyan, motor taşıyan, saman taşıyan... hepsi şaşırtıcı..




💓 San Francisco'yu Amerikanın diğer eyaletlerine bağlayan demiryoluna hayran kalıyorum.  Tüm tarım arazilerindeki ürünleri yanıbaşındaki  trene taşıyan, trenlerle ülke ekonomisini canlandıran ve hala kullanan aklı çok seviyorum.  Tren müzesinde bu şahane anlatılmış.


Otobana paralel giden tren yolunda bir yük trenine rastladık, bir süre yan yana gittik. Sanırım 125 konteyner falandı.. say say bitmedi..


💓 Ülkesinde tüm yaşamsal alanlarda markalar üretmiş ve tüm dünyaya bunları mükemmel şekilde pazarlamış bir akıl. Planlamada akılın nasıl kullanıldığını görmek insana  “ne kadar basit” ancak   “ne kadar akıllıca”  dedirtiyor. Biz basiti küçümseriz, asıl zor olan basit olmasını sağlamakmış.  

💓 San Diego'da fuar merkezinin dışına taşan kuyrukta binlerce insanın koşu numarası almak için beklediğini ve fuar merkezinin bu koşu için nasıl düzenlendiğini ve liseli gençlerin tüm organizasyonu yönetmesini hayranlıkla seyrediyoruz. 

💓 Broadway'in ortasına konulan Fox Stüdyosunu, gelen konukları camekandan seyretmek için tribünlere oturmayı,  Üniversal Stüdyolarında karşımıza çıkan  Fear Factor çekimlerini seyrederken duvarların yıkılmasını  (gösterinin bir parçası), NBA maçlarına gittiğimizdeki enerjiyi, eğlenceyi, organizasyonu,  Central Park'ta spor yapan insanları seyretmeyi, beden derslerinde okul otobüsüyle parklara gelen öğrencileri, Amerikan futbolu oynayan genç takımları  izlemeyi çok seviyorum.

Prospect Park


💓 Parklar bana çocukluğumu hatırlatıyor.  New York 'un gökdelenlerinin yanında başka bir hayatımız var diyor sanki. Parkta spor yapanlar, davetler verenler, piknik yapanlar, oynayanlar, doğum günü kutlayanlar.. süslenmiş ağaçlar, dizilmiş sandalyeler, ikramlar hazırlanmış masalar, yemyeşil alanlar.. Kimsenin yalnız olmamasına, kalabalıklara, ailelere, arkadaş gruplarına, devasa ağaçlara bayılıyorum. 

Küçük çocuklar kışın da sokaktalar. Okullar devamlı dışarı öğrenci taşıyorlar. Yuvalar, okullar parklara çocuk götürüyorlar.  Büyük çocuklar beden derslerinde parklarda oyunlar oynuyorlar. Yol kenarında çocukları okula götürmek için bekleyen,  filmlerden gördüğümüz sarı okul otobüslerini seviyorum. 

Battery Park.. Yuva Çocuklarını öğretmenleri gezdiriyor. 

             
💓 Amerika’nın her bir eyaletinde farklı bir etkinliğin öne çıkması da onları birbirinden farklılaştırıyor.  Her bir eyaletin öne çıkan özelliğini hepimiz biliriz. Nereden?  Hollywood filmlerinden....  

Filmlerde ya bir köprüyü görmüş, ya bir otelde kumar oynamış, ya da yüksek binalarda turlamış,   gemilere binmiş,  okyanus kıyısındaki evlerin içine girmiş,  sahillerinde dolaşmışızdır.   New York’un en yüksek binalarının tepelerinde King-Kong tırmanışları seyretmiş,  doktorlarını, polislerini, sherifflerini,  yerlilerini, mafyalarını, devlet başkanlarını, ajanlarını, filmlerde görmüş, tüm tarihlerini ve önemli olaylarını, mücadelelerini, doğal afetlerini yine filmlerde öğrenmişizdir.  

Şimdi üzerinde düşünebiliriz..  Başka hangi ülke kendini sanatla bu denli anlatabilmiştir? Hem de her yönüyle..  Amerika bir olayı,  tarihi  mükemmel şekilde anlatmayı başarıyor.  Yaşanmış bir olay nasıl anlatılır, tarih nasıl yazılır burada öğreniyorsunuz.  

💓 Tarih deyince bizim aklımıza geçmişte yaşanan siyasi olaylar gelir. Oysa burada binaların, postanenin, hastanenin, kütüphanenin, trenlerin tarihi yazılıdır. 

Methodist Hastanesinin girişinde hastanenin tarihi koca bir duvarda asaletli şekilde anlatılır. Hastanenin tarihi de nedir? deriz, aklımıza gelmez..  Duvarda inşaatın resimleri, bağışla katkı sağlayanların listesi, hastanenin önemli doktorları, hastanenin topluma olan katkıları (uçak kazası yaralılarını tedavi süreci), afetlerdeki hizmetleri,  İlk hemşireleri nasıl yetiştirdikleri, bilime olan katkıları, periyodik yayınları, makaleler, haberler, ödüller... hepsi resimlerle ve özet anlatımlarla.. şa-ha-ne..



Los Angeles / 18 Mart Şehitleri Anma Günü Plaj etkinliği

Her yer savaş karşıtı mesajlarla dolu ve çok acıklı. Hangi savaşta kaç kişi kaybettiler yazıyor. Güncel olanlar ve devam edenler belli, onlar devamlı silinip yazılmış. Hangi savaşta bu hafta kaç kişi öldü, bu ay kaç kişi öldü? Ayakkabılar sembol olarak konulmuş :(

Los Angeles'ta hafta sonları bu sahile binlerce insan gelip kumlarda dolaşıyor. Ölenlerin sayıca büyüklüğü ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Bunu kim organize ediyor? Siviller..  İşte bunu seviyorum, ifade özgürlüğü bu mudur?  Vayy teröristler, ülke menfaatini düşünmeyenler deyip oralar anında talan edilmiyor, gözaltılar, gaz sıkmalar yok, resmi hiç bir görevli yok zaten.  Bu sahile uzuuun  uzuuun bakıyorum, gözlerim yaşlanıyor.  Saygıya bakar mısınız? arada dolaşan bir çoluk çocuk yok, tel örgü yok, görevli yok!  bunu seviyorum. 

💓  Sacramento Tren Müzesine girdiğinizde zaman tüneline girmiş, o döneme gitmiş olursunuz. Her bir döneme ait tren içinde size o dönemi yaşatır. Trenin sesini ve hareketini de sallanarak yaşarsınız. Hatta içine yerleştirilen mumya garsonları gerçek sanmışlığım vardır :))  Şimdiye kadar gördüğüm en güzel müzecilik örneği..

💓 Meksika etkisindeki ilk yerleşimleri  San Diego'da  Old Town'da dolaşırken o toprak sokaklara o faytonlara, posta arabalarına, kovboylara,  o dükkanlara, restoranlara, saksılara, kumaşlara, boyalara bakarak döneme ışınlanmış hissederiz. Koca bir yerleşim bir tarih müzesidir aslında..

💓 Ben bu aklı seviyorum. Bu akılın ürettiklerini hayranlıkla gözlemliyorum.  Beni her seferinde şaşırtıyor.  Başka bir yönünü keşfediyorum.  Bana 10 yıllık vize vermiş. Gel-gez para harca diyor. Alışveriş yap indirimlerim dillere destan, tüm  markalar bende.. gel dolaş.. her eyaletimde başka bir aksiyon var.. kumar oyna, cruise gemilerime bin,  eğlence parklarıma gel, ticaret merkezlerimi gör, Broadway’da bir müzikal seyret,  bir NBA maçı seyret, Hollywood’u gör, köprülerimden geç diyor.


Brooklyn Köprüsü üstte yayalar, altta arabalar..


Madison Square Garden - NBA ve Boks Maçları, Müzik etkinliklerinin yapıldığı salon
              
💓 Tarihimi incele, binalarımı dolaş en yüksek binalar bende, müzelerime gir,  ye-iç.. ve tüm bunları yapabilmen için benzin ucuz, araba kiralama hesaplı,  arabalarım şekil şekil istediğin büyüklükte ve değişik modelli,  şehirlerde seyahat etmek keyifli diyor. En azından trafik diye bir sorun yok, her şey kuralına uygun işliyor..

Ancak trafik kurallarımı da öğrenmeden gelme diyor. Hiç bir yere benzemeyen ışık düzeneği, yer çizgileri, sola ve sağa dönüşler, mil hesabı hız sınırları, otobanlarda sol şerit kullanım kuralları, otoban geçiş ücret ödeme yöntemleri.. öğren de gel cezalarım büyük.. diyor.

💓 Turizm gelirleri müthiş. Her yıl binlerce insan Herry Potter’ın şehrini görmeye Universal film stüdyolarına akıyor. Bu parklardaki oyunları üniversiteler yaratıyor.  Walt Disney  eğlence sektöründe dünyanın en büyüğü. Oyunların her birine girebilmek için insanlar saatlerce kuyrukta bekliyor.

Disney'de oyunların yaratıcılarından biri olan Carnegie Mellon Üniversitesinden Bilgisayar Bilimleri Profesörü Randy Pausch'un  "Ölmeden Önceki Son Konuşma"sı bir eğitimcinin donanımını ve bakışını gözler önüne seriyor.

Böyle eğitimcileri olan Üniversitelerin olması ne şahane. Disney dediğimiz dünyanın en büyüğünün nasıl yaratıldığına dair, bilimin büyük olmak için nasıl ele alındığının şaşırtıcı örneği benim için.  Bu yüzden herkes Amerikadaki üniversiteler için can atıyor.

Eğlence sektörünün bilim sayesinde devleşmesine hayranlik duyuyorum.

💓 Sacramento'da bir sokakta dolaşırken "Yılın Öğretmeni" seçildiğini görüp sinemaya giriyoruz. Gişeye kağıt asılmış "bugün salonumuz bir davet için kapatılmıştır"  diyor. Salonda Imax perdede seyirciler arasında konuşlanmış ayakta iki sunucuyla TV için canlı yayının nasıl yapıldığını,  öğretmenlerin hangi kriterlere göre seçildiğini, öğreniyoruz. Çocuklarla yapılan röportajları, ödül törenini, çıkışta onca kişiye yemek ikramını ve tüm organizasyonun 1,5 saatte nasıl organize edildiğini ağzımız açık hayranlıkla seyrediyoruz.

💓 Miami’den her gün 2-3 günde bir  5 Cruise gemisi  10 binden fazla  kişiyi  tura  çıkarıyor.  Bazı gemilerin kendi adaları var, gemideki 5 bin kişiyi adaya indirip eğlendirip yedirip-içirip akşam gemiye bindiriyorlar.. müthiş organizasyon.. Amerika dünyanın en fazla turizm gelirine sahip ülke..

Marketleri 24 saat açık.   Bilet gişesine  New York ta son tren kaçta kalkıyor?   dedim de  gülümseyerek   "Burası New York,  New York uyumaz"  dedi :))

💓 NASA'yı müze haline getirip iki gün dolaşsanız ancak bitireceğiniz donanımda yapmışlar. Uzayla ilgili tüm deneyimleri yaşatıyorlar.Uzay mekiğinde havaya fırlatılış ve atmosferden çıkana kadar her anı içindeymiş gibi yaşıyorsunuz. Uzay araçları, füzeler, düşen yanmış halde uzay mekikleri, Ay ve Mars'la ilgili görseller, yapılan hatalar, hedefler, ihtiyaçlar..


Bir bölümde bir Nasa görevlisi sahnedeyken  eliyle koca ekran görüntülerini kaydırarak Mars'ı anlatıyor ve öndeki üç sırada dizi dizi oturan çocuklara "Henüz astronotların kemik erimelerine çare bulamadık, şu formülü doğrulayamadık, şunu tamamlayamadık, kırmızı Mars'ı yeşil yapamadık"  deyip tüm bilimsel alanlardaki ihtiyaçlarını sıralıyordu.. en sonunda çocuklara bakıp elini onlara doğru uzatarak   "Size ihtiyacımız var"  dedi..  Gerçekten sarsıldım.. o çocuklar için  tüm bilim dallarında hedefler konuluyor ve vizyon çiziliyordu.  Sadece astronot olmak istiyorum hedefi yoktu. Çok etkileyici..

Nasa içindeki Imax sinemada her tarafın gökyüzü olduğu, binlerce yıldız arasında dolaştığımız büyüleyici gösterim bizi mest etti. NASA gibi bilimsel bir kurumu müze yapıp mekiklere çocukları bindirip kumanda ettiren yer çekimsiz ortama sokan akla hayran kalıyorum.

💓 Las Vegas kumar otelleri dolup taşıyor,  çölde  inanılmaz mimarilerle inşa edilen bu ışıltılı dünya elektriği su gibi için bir şehir. Ankara'nın bir aylık elektrik tüketimi Las Vegas'ta  bir gecede harcanıyor.  Çöl ortasında eğlenmeye gidiyorsunuz :))  Fırın gibi bir yer. Gündüz dışarı çıkmak cesaret ister. Binlerce, on binlerce klima çalışmasa nefes alınmaz. Burada para kazanıyorlar. Uçakların biri iniyor, biri kalkıyor.





























Bu da bizim yol kenarından gördüğümüz manzara. Ne olduğunu epeyce düşündük :))
Enerji panelleri göl gibi duruyor değil mi!


















💓 NBA maçları 2-3 günde bir tıklım tıklım dolu.  Dünyanın en güçlü basketbolcularını yetiştiriyor.  Sadece oyun oynanmıyor, müthiş bir eğlence yaşatılıyor.

💓 Hawaii bir tatil cenneti olarak yaratılmış.  Otobüsleri vızır vızır insan taşıyor, üstü açık, dışı Hawaii desenleriyle kaplı. Herkesin üzerinde Hawaii desenli gömlekler, elbiseler. 5 Yıldızlı otellere girişler çıkışlar serbest, kapılarda güvenlik önlemi olmadan üstünüz aranmadan, çantanıza bakılmadan istediğiniz yere girebilirsiniz.


💓 Alışveriş merkezleri turist kaynıyor, her yerde ilave bavul satılıyor.  Turistler bavulla dolaşıyorlar. Markaları, indirimleri ve indirim tarihleri meşhur.

 💓 Columbia Üniversitesini gezerken bir gelin-damat görmek,   müzik okulunun resepsiyonundaki görevliyle konuşurken Türk olduğumuzu öğrenince "Aaaa bizim okulumuzda da Deniz, Kerem, Aslı, Duygu, Mehmet  5 Türk öğrencimiz var demesiyle düşüp bayılacaktım :) Nasıl isimleri bilebilir?  Büyük olmak ama içinde kaybolmamak.. ne şahane.. 

Columbia Üniversitesi'nin bir binasında gelin-damat


Bu ülke sürprizlerle dolu geliyor bana. Beni meraklandırıyor.. şaşırtıyor.. öğretiyor, eğlendiriyor.. hepsini zorlanmadan kolayca yaşayabiliyorsunuz.  Bunlar bir ülkeye tekrar tekrar gitmek için haklı nedenler olabilir mi?  Bizim için yeter de artar bile..  İki aynı gibi görünen resme bakarak  7 farkı bulmaktan daha eğlenceli işimiz.. çünkü herrr şeyyy çok farklı görünüyor bize..

Bu yüzden bu saydıklarımdan birini yapıp birini yapamadıysanız yine geleceksiniz demektir. Ya da fark etmez her yıl aynı eyaletlere gitmeye devam edenler de çok.  Her gittiğinizde yeni bir şeyler mutlaka bulabilirsiniz.. 

Öyle bir haftalık turlarla görüp anlaşılacak gibi değil. Uzuun uzuuun dolaşmak, kalmak gerekiyor.. dolaştığımız, kilometrelerce yürüdüğümüz, araştırıp bulduğumuz, yaşadığımız, arabayla eyaletler arası yol yaptığımız, her kapıdan içeri girdiğimiz bu ülke her mevsim  bizi davet etmeye devam ediyor.  

Umarım niye Amerika?  sorusunun cevabı olmuştur :))











En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...