Ana içeriğe atla

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. "İkinci Bahar” dizisi;  Samatya’da yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır.

Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bırakmıştır..

Her zaman kibar, sadece bir kahve içmek için bile gitsek misafirperver yaklaşımıyla bize filmi yaşatır.
En büyük isteği yılda bir kez de olsa film ekibinin orada toplanması :((


Aynı mekan ve sokaklar sadece bu dizi için değil, aynı zamanda  "Gönül Yarası" filmi için de kullanılmıştı. 
"Gönül Yarası"  filmi benim  2-3 kez seyrettiğim nadir  filmlerden biridir. Her seyredişte kendimi tutamadığım, gözlerim şişene kadar ağladığım, beni çok duygulandıran, düşündüren diyalogları vardır..  
Bir gün yine Samatya'daki  iş yemeğimiz için erken gitmiştim. Vakit varken tren yoluna paralel o eski kokan bir Samatya sokağında yürümek istedim.  Sokakta çocuklar oyun oynuyor, kadınlar kapı önlerine sandalye koymuş sohbet ediyorlar, gelen geçeni seyrediyorlar..  Sokağın sonuna kadar yürüdüm. Geri dönerken yan tarafımdaki Samatya İstasyonundan tren geçti.. Duyduğum tren sesi ve binalar bana birşey hatırlattı.. Filmi.. Gönül Yarası filmi de buralara yakın bir yerlerde çekilmişti. 



Sokakta oynayan çocuklara sordum   "Gönül Yarası Filmi buralarda mı çekildi?"  "Evet abla şu ilerdeki evde çekildi" dediler..   Ne şanslıyımm.. tesadüfen bir sokağa giriyorum..bu sokakta filmi hatırlıyorum.. soruyorum.. buluyorum :))

Evin önünde bir kadın kapının önünde oturuyordu.. Onunla konuşmaya başladım...  " burda bizim evde çekildi "  dedi....  İnanamadım, aklıma geldiği anda zaten önünden geçiyormuşum.. Ayaküstü biraz sohbet ettik.. "Otur" dedi ama yemeğe geç kalmamak için "başka zaman" dedim..  Meltem Cumbul'un kızının saçlarını taradığı balkona uzun uzun baktım.. Filmden sonra evde yangın çıkmış.. Kadın tek başına yaşadığı için tamiri için Belediye'den destek istemiş. Derme-çatma bir şeyler yapılmış. Odalarını kiraya veriyormuş.. Eski ev daha da eskimiş gitmiş yani..  Davetini kabul edemeyip, yine bir gün uzun uzun konuşuruz diyerek ayrıldım. 

Ali Haydar Usta'nın karşısındaki Develi'ye girdim..Diğer arkadaşlarımız da gelmişti.. Yemeğe oturduk, siparişlerimizi verdik, sohbete başladık.  Heyecanla biraz önce yaşadıklarımı anlattım.. Gönül Yarasından, Şener Şen'den, Meltem Cumbul'un okuduğu türkü'den konuştuk.. Herkeste bir iz bırakmıştı.. 

Yemeklerimizi yerken garson yanıma geldi. "Biraz önce Şener Şen'den bahsediyordunuz, kendisi üst katta yemeğe geldi"  dedi. Bu kadarı da olmazdı.. Sanki bir enerji Şener Şen'i benimle buluşturdu..
Arkadaşlar "çağıralım gelsin"  dediler.. Ben "sanatçının bize gelmesini istemek ayıp olur..haydi kalkın biz ona gidelim" dedim ve hep birlikte 10-15 kadın üst kata çıktık.  Şener Şen ile konuştuk ve birlikte resim çektirdik.. O gün yaşadıklarım, hatırladıklarım ve tüm bunların kahramanı ile karşılaşmak müthişti.. 


Pozitif Düşünce için deniliyor ki ;  Ne ekerseniz onu biçersiniz
Yaşamda, en derin biçimde inandığımız, sıklıkla düşündüğümüz ve beklediğimiz, hayalimizde canlandırdığımız şeyleri tıpkı bir mıknatıs gibi çekeriz. 

Temelde yaklaşımlarımız olumluysa, beklentilerimiz ve düşüncelerimiz mutluluk ve ışıkla doluysa, düşlerimiz, hayallerimiz pozitifse, karşılaştığımız olaylar, durumlar ve kişiler bize mutluluk verecektir. Kurduğumuz düşlere, bizleri yöneten düşüncelere pozitif  enerji yüklersek, aynı biçimde bize geri dönecektir.

Ben de aynı günde hem ektim.. hem de biçtim :))  Zaten yüzümden de belli oluyor :))

Bu yazıyı yazdıktan 1-2 saat sonra cep telefonuma Samatya-Develi'den mesaj geldi.. Ehh bu kadarı olmaz dedim yine :)) Aynı zamanda biraz da korktum sanırım. Biri beni mi gözetliyor??


Yorumlar

  1. Arda hanım keyifle okudum sayenizde bende gittim filme ve Samatya ya o gün epey şanslı gündeymişsiniz ne düşündüyseniz hepsi gerçekleşmiş:)

    YanıtlaSil
  2. Hale'cim bu eskiyi hafızaya kazımak lazım, yok oluyor çünkü..Çok fazla eskitiyoruz ve hemen atıyoruz. Dün trenle oralardan geçtim İstanbul çok eskimiş, iyice içimize çekmek lazım..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

PHUKET ! Sen Bize Ne Yaşattın Öyle?

Phuket 2014 yılında yaptığımız Dünya Seyahatine imzasını atmıştı. Patong sahilinde yaşadığımız keşmekeş ve memnuniyetsizlik üzerine "Acaba gitmesek mi?" dediğimiz Naka Island ile bizi şaşırtmış ve sıra dışı bir turizm anlayışı ile sonunda "İyi ki geldik, biz ne yaşadık böyle" dedirtmişti. Bu ikici gidişimiz pek de heyecan verici değildi. Yine de doğal güzellikler vaat eden adalarını görecek olmamız değişik geldi. Otelimizden sabah erkenden çıkıp yarım saatlik bir yolculuktan sonra Phuket'in güzel marinasına ulaştık.   Marinanın adı Royal Phuket Marina. Marinaya bir tabela asmışlar "Bu marina Asya'nın ilk ve tek karbonsuz marinasıdır" diyor. Bu da bana çok enteresan geldi. Arkamızda öyle yazıyor :) Elektrik kablolarının binlercesinin direklerde sallandığı, çevresel düzenlemelerin en alt seviyelerde olduğu bu coğrafyada ilginç bir yaklaşımdı. Sonra bunun ne anlama geldiğini merak ettim. Deni...

Corona Virüs'ün Cruise Seyahati

Tarihte gemi ile yaşanan facialar çoktur.  Titanik :  1912 Yılında daha ilk seferinde buz dağına çarparak, çarpma anından itibaren 2 saat 40 dakikada 1514 kişi ile sulara gömülmüştü. Sonra ortaya çıktı ki ; gemide kurtarma için yeterli filika yoktu. Oysa gemi en ileri teknolojilerle üretilmişti ve batmaz gemi olarak anılıyordu, battı. Struma : 1941'de İkinci Dünya Savaşı sırasında 790 Romanya Yahudisi katliamdan canlarını kurtarmak için kiraladıkları bir kömür gemisiyle Filistin'e gitmek üzere yola çıktılar. Geminin motoru arıza yapınca Sarayburnu açıklarına demirledi.  9 Hafta boyunca yolcusunu indirmesine izin verilmediği için öylece kaldı. Karadan motorlarla gemiye yiyecek ve giyecek yardımları yapıldı. Motoru tamir edilemeyince Karadeniz'e çektirildi ve burada Sovyet denizaltısı tarafından patlatılarak batırıldı. Bu gemiler  acizlikler, ihmaller ve kasıtlarla anıldı. Şu günlerde dünyayı ayaklandıran Corona virüs salgınının bir parçası olan Diamond Princess...

Alper Gezeravcı'dan Önce Ben Varım

Bugünlerde TV'lerde sürekli haber ve reklam dolaşıyor. Tarihimizde ilk defa bir Türk astronot uzay mekiği ile araştırmalar yapmak üzere araştırma ekibine katıldı. Mekiğin fırlatma anında meydanlara çadırlar kuruldu, sahnelerden yayın yapıldı ve canlı olarak hep birlikte geriye sayıldı.  Yapılan konuşmalar, Türkiye'nin teknoloji hamlesi, TRT'de spikerin NASA bekle bizi geliyoruz babında söylemlerini görünce ben Türkiye'den bir uzay mekiği gidiyor sanmıştım. Meğer her şey aynı giden bizim astronotmuş. Bu da gurur tabii, bravo Alper.. Ancak bundan yaklaşık 5-6 yıl evvel ben de NASA'da astronot olmuş, uzay mekiği simulatörüne binmiştim. Uzun zamandır bu hikayemi anlatmak istemiştim ama olmadı. Şimdi tam zamanı diyerek tekrar hatıralarıma geri döndüm. Uzay mekiğinin fırlatıldığı Cape Caneveral uzay üssü, aynı zamanda binlerce insanın içini dolaştığı bir müze. Müze demek de haksızlık olur çünkü burada hem geçmiş hem gelecek var.  Sabah erken saatlerde girip akşama kadar b...