Ana içeriğe atla

Çeşme-Ilıca

15 Gündür Çeşme-Ilıca'dayız.

İlk defa bir otelde kesintisiz 15 gün tatil yapıyorum.  Sheraton Çeşme güzel bir otel. Daha önce hiç gelmemiştim. Ne Ilıca'ya ne de bu otele.  Bir yurt dışı promosyonundan yararlanmak üzere bu otelde konaklıyoruz.  Bu bizim kendimize emeklilik hediyemiz.  

İlk geldiğimizde esen rüzgarda bir sörf gibi uçacağımızı düşünmüştüm.  Çeşme Dünya sörf şampiyonalarının yapıldığı yer malum..  Odanın balkonundan baktığımda üzerime bir mont giymem gerekir !!  öylesine sert ve kuvvetli. Gelen görevliye sordum "genelde böyledir, eser" dedi.. Güneşlenirken sorun olmuyor, serin serin esiyor.  Rüzgar estiğinde denizde de dalga oluyor tabiiki.. Denizin içi sığ, hemen derinleşmediğinden denize girene kadar dalgalar ıslatmış oluyor.  Dalgaya rağmen ayaklarımızı bastığımız kum zemin çok hoş, o da dalgalı.

Bir-iki gün rüzgardan sonra bir sabah sessizliğe uyandık. Hiç dalga hışırtısı yoktu, deniz o zaman inanılmaz güzel oluyor. Sadece billur gibi bir kumdan oluşan upuzun bir kumsal, ılıca bir deniz, denizin içinde dalgalı kumlar. Kaldığımız sürece birçok günü böyle yaşadık. Şanslıyız..


Otelin önündeki iki havuzun üzeri camla kapatılmış, bu alan yemek alanı yapılmış. Ancak sert esen rüzgardan korunmak için rüzgar panelleri yapılmış. Nispeten etkiliydi ama yine de akşamları esinti üşütüyordu.  Zaten  Eylül'ün ilk haftası bitince yemekler iç mekanlara alındı.



Otelin sağında ve solunda halk plajları var. İsteyen yakın bir yere gelip arabasını park edebiliyor ve kendi saldalye ve şemsiyesi ile geliyor. Ya da güneşlenme şemsiye ve sandalyelerini kiralayabiliyor.

Çeşme'nin yerlisi sezonu  kapattıkça, plajdaki tatilciler de değişti. Elbisesiyle denize giren de var iç çamaşırıyla giren de (erkek) ..   Aileler de var, üç-beş zıpkın delikanlı da..

Plaj kavramına ne zamandır çok uzaktım. Antalya'da kaldığımız otellerin hep yan yana ve sahillerinin hep kendilerine ait olmasından bir plaj kültürünü epeydir görmemiştim.

Böyle kumsalı olan açık bir plajın herkesin kullanımında kalması muhteşem. 



Otel'in yarım pansiyon olması Çeşme için çok avantaj. Öğlenleri otelin civarındaki kumrucu, pideci, köfteci, dondurmacı gibi esnafı günün her saatinde doluyor. Zaten otel olmasa da doluyor sanırım. Sezon kapandı zannediyordum ama bugün bile her yer doluydu. 

Fiyatlar pahalı. Ilıca ve Çeşme arasında bile fiyat farkı var. Ilıca Çeşme'den pahalı.. Ilıca'da bir bardak çay 3, Kahve 6  lira..  Bir lahmacun 7 lira.. Kumru 5 lira..  

Ulaşım çok rahat. Turistlerin İzmir havaalanından Havaş ile Çeşme'ye geldiklerini gördüm. Hem Çeşme'de hem de Ilıca'da otogar var. 

Kalacak yer sıkıntılı sanırım. Şöyle bir etrafa baktım.. Eğer otelde kalmasaydık nerede kalabilirdik diye :((  
Çok güzel bir otel gezdik Nars isminde, harika bir dekorasyonu var, tam butik.  Fiyatları bir gece 400 liradan başlıyor, odasına göre değişiyor.  Ancak Ilıca'nın güzelim sahilinde değil ..   Zaten sahilde hiç otel yok. Sadece kumsal ve arkasında yol var. Onun arkasında da evler başlıyor. 


Hepsi tek katlı. Bahçeleri çok zevkli ve güzel düzenlenmiş, Palmiyeler kocaman, oturma grupları, aydınlatmaları çok zevkli..




Ilıca'dan Çeşme'ye minibüsler 3 lira, gece saat 01:00'e kadar işliyor.  Çeşme-Ilıca-Alaçatı..
Yine Çeşme'den kalkan minibüslerle Dalyanköy'e gitmek mümkün. Dalyan'da deniz kenarında, teknelerin sıra sıra dizildiği bir körfezde muhteşem bir balık ziyafeti çekilebilir.

Buralarda meşhur kişileri görmek, onlarla karşılaşmak olası. 15 günde kimleri gördük ?

Geçen gün  Bora Kozanoğlu'nu gördüm.  Renault  Captur  arabasıyla bizim otelin arkasındaki caddeden gidiyordu. Yalnızdı :))  Eda'yı göremedim..

Otelde Emin Çölaşan yaklaşık 10 gün kaldı.  Her gün akşam aynı kot pantolonu ve gömleği giydi..
Uğur Dündar'la yemek yediler. Uğur Dündar bakımlı, yakışıklı :))

Şoray Uzun  (80'ler dizisinden)  ailecek burada, iki oğlu var.

Mustafa Ceceli  / Otelde bir Gala Gecesinde konser verdi. Acaba gala geceleri Avon'dakine benziyor mu? diye merak ettim.  Sanatçı şarkılarını söyledi ve gitti.  Hepsi bu :(( şaşırdım kaldım..

İhsan Varol (Kelime Oyunu)  Oteldeki bir toplantıda etkinlik yapmak için gelmişti.  İş giysileri içinde resmiydi. Takım elbise, siyah ayakkabılar..

Levent Kırca /  Çeşme Açıkhava'da  "İçerdekiler" oyununu oynadı. Yaz bitti kim gelecek?  dedik Girişteki kuyruğa şaşırdık,  boş koltuk zor bulduk. 

Hemen ertesi gün  " 10 Tenor Söylüyor"  konseri vardı, Deniz Baykal'da sahnedeydi.

11 Eylül Çarşamba  akşamı  Seferihisar'da Tarkan vardı..
Ben katılamadım..  İzmir'deki dostlarımla buluşup, Kordon'da sefa yaptık :))

15 Eylül Pazar günü Alaçatı'nın kurtuluşu..  Serdar Ortaç konseri var.  16 Eylül Pazartesi günü Çeşme'nin kurtuluşu Volkan Konak konseri var..  konser ücretsiz :))

Yani buralar çok hareketli. Eylül'ü yarıladık ama birçok sanatsal faaliyet devam ediyor, bu da  heyecan katıyor. Ulaşım rahat. Tüm faaliyetlerin afişleri her yerde. Biletleri birçok yerden alabilirsiniz.. alamadınız diyelim.. İçeri girmeden önce kurulan masalardan alabilirsiniz. 


İnsan bunları yaşayınca hey gidi İstanbul.. diyor gerçekten.. mukayese edilecek tarafı yok..

Otelde bu 15 gün içinde " Uluslararası Gözenekli ve Toz Kimyasallar"  kongresi  ve   "Romatoloji"   Kongresi yapıldı.  Bu Kongrelerin her biri  4-5 gün sürdü.  Radisson Blue oteliyle birlikte paralel oturumlar yapıldı. 

Bu gece de  "Dünya Sağlık Örgütü"  açılış kokteyli ile otele giriş yaptı.  Tüm ülkelerin Sağlık Bakanları burada. Herkes resmi giysiler içinde.  Açılış havuz başında 4  Mevlevi'nin dansıyla yapıldı. Açılış konuşmasında  bir yabancı konuşmacı  "Türkiye'nin sağlık konusundaki Lider atılımlarının diğer ülkeler için çok iyi bir örnek olduğunu ve bu stratejiyi öğrenmek ve yaymak için sabırsızlandıklarını"  söyledi.  Toplantılar yarın başlıyor.

Bugün bir mağazada müşteri  dükkan sahibine soruyordu :  "Buralara bayıldım, hiç iki kattan fazlasını görmedim, direnin, buralara sahip çıkın" dedi. Satıcı  "zaten biz sürekli direniyoruz, bir direnen biz kaldık zaten"  dedi.   İzmir seçimlerde gider mi, gider diyorlar?  deyince satıcı  "kim gelirse gelsin alamaz, İzmir başkadır"  dedi..    Bugün Çeşme bayraklarla donanmıştı.

İzmir 9 Eylül'de kurtulmuştu..   Demek ki Çeşme'nin kurtuluşu  tam bir hafta sonra oldu..


Biz yarın sabah ayrılıyoruz. 15 gün çok güzel geçti.  Seneye tekrar görüşmek üzere..
Hoşçakal  Çeşme..



Yorumlar

  1. Nurcan Hasekilerden Öztaş20 Eylül 2013 19:39

    Valla emegine sağlık Arda cigim Çeşme tanıtımını bukadar güzel okumamıştım benimde gidesim geldi. Bence sen bu yazini Çeşme nin turistik bürosuna gönder yayınlarlar eminim

    YanıtlaSil
  2. Valla bir de cunda tanıtımı bekliyoruz bu güzel kalemden:)))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...