Ana içeriğe atla

2013 Yılının Nasıl Geçtiğini Gör



Facebook 2013 yılının nasıl geçtiğini gör..  demiş ve bildiği kadarıyla benim sayfamda bu yılımı özetlemiş. Benim adıma böyle güzel bir dizin yaratması hoşuma gitti. Ancak 2013 yılını böyle birkaç resimle ve ayrıldı, gitti, gezdi, buluştu.. diye anlatmak hiç de yetmez. Zaten anlatmamın zamanı gelmişti   Facebook buna vesile oldu, anlatmaya başla dedi.  2013 ne çabuk geçti. Yoksa ben mi unuttum yaşadıklarımı :(

Facebook 20 anını hatırla demiş.. Bakalım ben ne kadarını sıralayabileceğim..

Yılın en büyük değişimi kuşkusuz 14 Ocak'ta  Avon'dan ayrılarak emekli olmam oldu. İş hayatına tamamen son vererek zamanımı sadece kendim istediğim gibi harcamaya başladım. Tabii karşılığında banka hesabıma kimse bir şey yatırmadı. Mutlu muyum?   çooook..

İşten ayrıldıktan hemen sonra bir boşluğa düşmeyelim diye Benelüx turuna çıktık. Ocak ayının en soğuk günlerinde Belçika, Brüge, Amsterdam, Köln, Lüxemburg'u  10 gün boyunca arabayla  turladık.

Döndükten hemen sonra Hamit'in  iki yeğeni Zeynep ve Özlem'in  birer hafta arayla nişan törenlerini bizim evde yaptık. Mutluluğa ilk adımların evimizde atılması çok hoşumuza gitti, mutluluğumuzu paylaştık. Kocaman bir aile olduk.


Hemen hemen aynı günlerde annemin evine hırsız girdi. Hem de gündüz vakti.  Tam da dışarı çıkışını kollamışlar ve çıkar çıkmaz girip, giysilerin arasına sakladığı parasını bulmuşlar :((  

Bu olayla birlikte annemin neşesi gitti, korkuları başladı. "Ya ben evdeyken gelirlerse, ya canıma kıyarlarsa, nasıl mücadele ederim"..  gibi çeşitli düşüncelerle evinden de soğumaya başladı, psikolojisi bozuldu.                                                                                                                                      
Bu sırada iyi ki çalışmıyorum diye düşündüm. Yoksa bunu kolayca atlatmasına yardım edemezdim, bu kadar yanında olamazdım.                      Bu olayla birlikte annemle bankalar, çilingirler, karakol-polis  dolaşmaya başladım.  Evinde huzurla oturamadığı için de O'nun ihtiyaç duyduğu tüm çözümlere yardımcı olmaya çalıştım.  Yeni bir adrese ihtiyaç duyuyordu, burada oturamam dedi.. Birlikte  kiralık veya satılık evleri dolaşmaya başladık. Her gün birlikte bir yerlere gittik ve hemen hemen her gün annemle zaman geçirdim. Sonunda sorunu çözdük .

Beylikdüzü'nde  işime yakın diye kış aylarında severek oturduğumuz 1 odalı dairemizdeki  kişisel eşyalarımızı boşalttık ve evi eşyalı olarak kiraya verdik.  Silivri'ye Nisan 'da  gidip yerleştik. 

Hamit meslekte  "25 Yıl Onur Ödülü" nü  Mali Müşavirler Odası Başkanı'ndan bir törenle aldı. Bu törende bulunmak ve eşimi bu onurlu ödülle alkışlamak bana gurur verdi. 



Hamit Nisan ayında son beyannamelerini de verip mesleğine veda etti. O'da benim gibi emekli oldu. Mali Müşavir olarak 20 yıldır kendi işinde çalışıyordu ama toplamda 40 yıllık iş hayatını geride bırakmış oldu. 

Annemin yaş gününü akrabalar ve arkadaşlarımızla kutladık.  Nice yıllara sağlık ve mutlulukla..




Nisan'da uzun zamandır görmediğimiz amcama Kastamonu'ya gittik. Hepimiz için harika olan bu buluşmada paylaşacak, konuşacak o kadar çok şey birikmişti ki.. 

Bu mutlu seyahatin ikinci gününde  sabah eve girerken  kapı eşiğinde  annemin ayağı takıldı ve düştü,  kolu kırıldı :(  İstanbul'a kırık kolla döndük.  Tekrar hastane, muayene, tekrar alçı süreçlerinden geçirdik. Bir ay boyunca kucağında kendi deyimiyle 3 kiloluk bir bebek taşıdı.



Nisan sonunda Antalya'ya tatile gittik.
Çalışırken yaptığımız bu tatilleri emekli olduğumuzda da yapmak istedik. Standardımızı bozmadık :))

Havanın sıcacık olmasından dolayı çok güzel dinlenip, deniz ve güneşle buluştuk.

Antalya dönüşü annemin evini taşımak üzere harekete geçtim.  Yeni şirin evinin tadilatını, boyasını yaptırıp hazır hale getirdim. Eski evindeki tüm eşyalarını ayırdım. Kullanılmayanlar, eskimiş olanlar, lazım olmayacaklar..  hepsini ayırdım. Annem bu arada kolu kırık olduğu için sadece oturduğu yerden komut verebiliyor. Tüm mutfak eşyalarını tasnif ettim. Kocaman bir bavul ve kolilerle  git-gel yakın mesafeye hepsini kendim taşıdım.  Kolu alçıda olduğu için yanımdan ayırmadım.

Avon'daki arkadaşlarımla büyük Sardunya-1 buluşmasını gerçekleştirdik. Adana'dan, Diyarbakır'dan, Ankara'dan, İstanbul'dan kız kardeşlerim  geldi de birlikte eski ekibimle harika bir hafta sonu geçirdik.



Sonunda annemin kolunun alçısı açıldı. 10 gün kadar kolunu sıcak suyla hareket ettirip açması gerekti. 10 gün sonra kontrole gittiğimizde Dr. tamamdır deyince zaten sabırsızlıkla beklediği Avşa'ya gitmek için birkaç gün içinde bavulunu hazırladık. 11 Haziran'da  abim gelip annemi Avşa'ya götürdü. Evin ilk sezon açılışında yanında oldu, yardım etti.

Biz de Hamit'le  bavulları hazırlayıp Doğu'ya yola çıktık.  Urfa, Halfeti,  Mardin, Diyarbakır 'ı araba kiralayıp dolaştık.  Karagül dizisinin setine gittik. Banu'da süper bir hafta sonu geçirdik. 

Haziran başına kadar arabam yoktu. Zaten işten ayrılınca hiç bir şeyim olmadığını anladım. Araba, cep telefonu,  bilgisayar..   Benim hiç bir şeyim yokmuş :((  Her şeyimi şirketim vermiş.. Hemen cep telefonu ve bilgisayarı aldım ama araba için acele etmedim. Belki bir araba yetebilir diye düşündük ancak ihtiyaç olduğunu anladık ve Hyundai i20  aldık. 

Bir basınçlı su makinası alıp arabaları evin önünde yıkamaya başladım.  Çoook zevkli oldu.

Bu arada Hamit'in yılın başında nişanlanan  yeğeni Özlem Eskişehir'de evlendi. 
Biz önceden gidip bir de Eskişehir turu yaptık.


Beylikdüzü'nde geçen yıl yatırım olur diye  aldığımız  2 odalı evimiz bitti, teslim aldık. Oturacak mıyız? Silivri mi? Beylikdüzü mü? nerede oturacağız sorularına uzun bir süre cevap bulamadık. 

Cevapları zamana yaydık, acele etmedik.  Teslim aldığımız evle ilgili ufak tefek yapılacak işlerle ilgili yaz boyunca Silivri'den Beylikdüzü'ne ara-sıra gidip geldim.

Yaz boyunca birçok arkadaşımla Silivri'de birlikte olduk. Bahçemizde keyifli zamanlar geçirdik. Uzun zamandır görmediğim, özlediğim arkadaşlarımla kucaklaştık. Birçok arkadaşımı da ben ziyaret ettim. Bebeklerini kucakladım, evlerinde misafir oldum,  birlikte doğum günlerini kutladım.


Ağustos ayında Bayram tatilinde Ordu-Mesudiye'ye Hamit'in köyüne gittik.  Ablalar, kardeşler, akrabalar birlikte olduk, ziyaretler yaptık.   Köy meydanında mangallar yaktık, akşamları kuzinede patatesler közledik, hep birlikte şarkılar söyledik.

Oradan da Tokat-Niksar yaylalarına çıktık.  Bu sefer Nurşen'in memleketinde dolaştık. 
Akrabaları ziyaret edip herkeslerle bayramlaştık. 



Yaz biterken Ağustos sonuna doğru nerede yaşayacağımıza karar verdik. Madem emekli olduk sosyal hayatımız devam etmeliydi. Henüz inzivaya çekilemezdik. Bu yüzden Beylikdüzü'nde oturma kararı aldık.  Silivri'de 10 yıldır bahçedeydik, harikaydı ama şimdi İstanbul'a bir bağımlılığımız kalmadı. Bu yüzden  yaz aylarında da gezebilmek için Silivri'yi eşyalarıyla birlikte kiraya vermeye karar verdik. Henüz gelecekteki kendimizi tanımıyoruz :))  Acaba özleyecek miyiz?  bilmiyoruz.. bu yüzden denemek istedik.  

30 Ağustos'ta Figen'in yazlığına Altınoluk'a gittik. Oya-Güler-Ben..  Figen'in babası ve İpek'le birlikte harika bir tatil yaptık. Şu bedavadan yediğimiz dordurmalar ve ısmarladıklarımız harikaydı :))


Hamit gelip Altınoluk'tan beni aldı. 15 günlük bir tatil için Çeşme'ye yerleştik. 
Çeşme'nin doyasıya tadını çıkardığımız bu tatilden sonra Ege'yi dolaşa dolaşa dönüşe geçtik. Urla'da Didem'i, Cunda'da Sevgi'yi, İzmir'de  Ayşem'i ve Serap'ı  görmeden geçmedim. Hepsini aradım buldum, buluştum. 



Bu arada Beylikdüzü'ndeki  2 odalı giriş katındaki evimizi döşemeye başladık.  Tüm eşyalarımızı yeniden aldık.  Minimum eşya ile bir ev döşemeye çalıştık. Eşyalar alındı, tek tek monte edildi. Bir çok eşya uymadığı için geri iade edildi :)) defalarca gidip gelindi.  Bu bize  hem çok zevkli hem de çok yorucu bir meşgale oldu.  Giriş katındaki bu küçük eve sığabilmek için tüm eşyalarımızı, giysileri, ayakkabıları, mayoları, havluları, atkıları, şapkaları vb.. onlarca fazla eşyayı gözden geçirip detoks yaptık :))    Belikdüzü'nde Kültür Merkezi, Sinemalar, Alışveriş Merkezleri, Koruluklar, Cami, Emekli Kahvesi, Dönerci, Simit Sarayı çevresinde vakit geçiriyoruz.  Bununla ilgili ayrı bir yazı yazmam lazım. En önemlisi arkadaşlarım, çocuklarım, annem yakınımda.. 

Evimizin maskotu olan Horoz salonda hep aynı yerde oturuyor..


-----


Artık Eylül'ün sonuna gelmiştik.  Döndükten sonraki hafta Avşa'ya annemi almaya gittim.   Harika bir havayla karşılaştım.   Hemen dönmedim birkaç gün tadını çıkarıp ana-kız başbaşa yedik, içtik, gezdik..  Gemiyle yaptığım yolculukların tadı damağımda. Hele Marmara Adası'nda yediğim Kalamarları unutamıyorum..  Adanın sessizliğinde sabah yürüyüşleri yaptım, durgun denizlerinde yüzdüm. Sonra hava soğumaya başladı..  Birlikte evi kapatıp döndük.


                                                                                              

Dönüşte Silivri'yi  beğendiğimiz bir aileye kiraya verdik .    
Ekim sonunda Beylikdüzü'nde  yaşamaya başladık.  

Cep telefonum düştü ve bozuldu. Alırken sigorta yaptırmıştım, tamire gönderdim. Yaklaşık bir aydır küçük bir telefonla idare ediyorum. Herkeslerin numarası telefonumda kaldı, resim de çekemiyorum. Teknolojiyle bağım koptu.. henüz bekliyorum, telefonumu özledim..

Kasım'da Adana'da Sardunya-2'yi  gerçekleştirdik.  Bu sefer İstanbul'dan, Ankara'dan, Diyarbakır'dan koşarak Adana'ya gittik. Muhteşem bir hafta sonu geçirdik. Yağlamalar, , içli köfteler, bahçe sohbetleri, kahve falları, Vişne likörleri, sabaha kadar oturmalar, yattıktan sonra bile kıkırdamalar, yastık kapmalar, komşu ikramları, tabu oynamalar, dertleşmeler, gülüşmeler, hayal kurmalar..


Aralık ayında birkaç günlük bir gezi ile sıcak sulara dalıp çıkmak için Yalova'ya gittik. Yalova Termal tesislerinin yeşil ormanları arasında gezinip, Atatürk'ün gelip kaldığı, şimdilerde müze olan Köşkünü dolaştık. Otelimizin  SPA'sında havuz, kese, masaj, sauna, buhar arasında detoks yaptık.  





 

Her yerinden sıcak sular çıkan Gökçerede Köyü'nün Atatürk'ün bıraktığı 1932 yılındaki haline yetişemediğini, ağaçları, yolları, tesisleri ile 1932'nin gerisinde kaldığını  görüp hüzünlendik. Yağma edilen, inşaat halindeki  bitişik nizam pansiyonları, otelleri üzülerek izledik. Bu güzelim ormanlık bölgede oturacak bir ağaç altı yok mu keyif yapacak? dedirten yapılaşma çok berbat. 
Gökçedere yeni Belediye Başkanı döneminde birkaç yıl öncesinde turistik bölge ilan edilmiş.  Bu da sonu olmuş. Araziler değerlenmiş, oteller arsaları istila etmiş. Evler pansiyona dönüşmüş, her yerler arapların istilasına uğramış.  Daha yolları yapılmadan, bir planı çizilmeden acele acele otel yapılıyor. 


Ekim ayında Beylikdüzü'ne yerleşmeden önce Beylikdüzü Kültür Merkezi'ni hayranlıkla gezmiş ve Hamit'le birlikte bir kursa gitmeye karar vermiştik.  Kursların birçoğu dolmuştu. Hamit son anda TSM Korosuna ben de nikah şekeri ve süslemecilik kursuna yazıldım. İkimizin de dersi haftada bir gün. Salı günleri ben tam gün, Hamit yarım gün kursa gidiyoruz. 

Sınıflarımız aynı katta. Teneffüslerde buluşup çay-kahve içiyoruz. Bazen O bizim sınıfa geliyor, yaptıklarımıza bakıyor. Bazen ben onların sınıfını dışardan seyrediyorum.  Ellerini sıraların üzerine vura vura ritm tutuyorlar.  La, La, Sol, Sol..  sınıftan sesleri taşıyor. Müzik defteri aldı, evde de solfej çalışıyor. (Biraz tembel, evde fazla çalışmıyor :))



Ben de çeşitli objelerle nikah şekeri yaparak başladım. İpek böceği kozasından çiçekler, nişan tepsisi, kumaştan ve tellerle kadın çorabından çiçekler yapmayı öğrendim. Seneye yine farklı branşlara gitmeyi düşünüyoruz. Okullu olmak harika.. evimize de yakın yürüyerek gidip geliyoruz.

 Bu yılın en önemli işlerinden biri de yılın başında  BLOGU'mu  Arda'nın Penceresi' ni açmam oldu. Bir yazar disipliniyle her hafta bir yazı yayınlamaya çalışıyorum. Anılarımı, duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum. Yaşadıklarımı geleceğe taşıyorum.


 Bu yıl yaşadığım tüm bu seyahatler, problemler, taşınmalar, işler-güçler arasında yazmayı ihmal etmeden bloğuma her hafta yeni bir yazı ekleyebildim, yazabildim. 

Şu ana kadar 62 yazı yayınladım.  
Yazılarımın  toplam sayfa görüntüleme sayısı 12.382 
Dileğim :  Daha fazla okunmak, daha fazla yorum almak,  daha fazla paylaşılmak.. 
Bu bir kitabın baskı sayısının artması gibi. 
Yazdıklarım ne kadar çok size ulaşırsa, okunursa o kadar motive oluyorum :))
Bundan sonra yazılarım devam edecek..

2013 yılının özeti böyle. Hareketli bir yıl olmuş :))

Bundan sonra da ailemle ve arkadaşlarımla, beni takip edenlerle birlikte sağlıklı, mutlu uzuuuun günlerimiz olsun istiyorum..  Bir yandan da 2014 planları yapıyorum.  Pek yakında paylaşacağım..

Sevdiklerimizle birlikte daha nice mutlu yıllara..













Yorumlar

  1. Ardacigim, her zaman ki gibi supersin :) Emekliligin sana yarayacagini biliyordum zaten... Iyi ki emekli oldun da yazilarini, resimlerini, duygu ve dusuncelerini bizlerle dolu dolu paylasiyorsun.. Biliyorum, cevren seni seven aile ve dostlarinla dolu.. Evet, belki birlikte zaman geciremedik fazla.. Ama seni hep takip ediyorum uzakta da olsak :) Simsicak yazilarini paylasmaya devam et lutfen, hep boyle mutlu ol... Evet, 2013 super gecmis... Bayildim, ozendim.. Ozendim, zira senin kadar kalemim ve hafizam kuvvetli degil.. Keske olsaydi, keske ben de senin gibi paylasimlarda bulunabilseydim.. Dilerim 2014 daha da guzel, daha da mutlu, daha da basarili gecer canim.. Sevgiler...
    Melek

    YanıtlaSil
  2. Hayat koçum ve kızkardeşiniz olarak her zaman takipteyim.
    Harika yazılarınızı elbette takip edip müthiş yazılarınızı okuyorum. Gerçi hepsine yorum yazamadım ama..
    2 sefer buluştuk 2013 de, 2014 de sizi yakalayabilirsek tabi ki : )) daha çok birlikte olmak istiyorum-uz ( Ada ekletti)
    Şimdilik Mayıs kesin, gerisi elbet gelir : ))
    İyi ki hayatımdasınız,sizi seviyorum...

    YanıtlaSil
  3. Arda hanım sayfaya bir bakıyım dedim uykulu gözlerle ayrılamadım büyük bir zevk ve heyecan içinde okudum çok güzel özetlemişsiniz.artık b.düzündeymişsiniz en kısa zamanda görüşelim :)

    YanıtlaSil
  4. insan pazar sabahı keyifli bir yazı okumak ister,iyi ki bu yazıyı gördüm,,,günüme keyif kattın,harikasın,,,

    YanıtlaSil
  5. Çook teşekkürler. Keyif almanıza çok sevindim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...