Ana içeriğe atla

Yeni Yılda Neye Başlıyoruz? Neyi Bırakıyoruz?




2015 Gelirken herkes birbirine  Mutlu ve Sağlıklı bir yıl diledi..  Ancak  sadece dilemek yetmiyor..
Hem de hiç yetmiyor..  Bir karar vermek, bir yoldan dönmek, bir alışkanlığı değiştirmek, bir şeye başlamak..  yeni yıl hedeflerimizde böyle şeyler de olmalı..  Bazı şeylerden vazgeçmeli bazılarına başlamalıyız.. Hepimiz bu konuda net miyiz?

Valla ben hiç düşünmemiştim.. ama bu yazıdan sonra bir karar vereceğim..  haydi siz de bu gözle okuyun.. Mutlu bir yılın sağlıkla başlayacağını biliyorum..

Bu nedenle  Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun  "Hayatı Uzatmanın Sırları"  adlı kitabından çok hoşuma giden bazı bilgileri sizlerle de paylaşmak istedim..

Kitaptan bazı özetleri  kendi cümlelerimle anlatmaya çalışacağım..  Umarım sıkılmadan okursunuz..

Hayat oyununu iki ZAR belirliyor..



Bu zarlardan birisi siz doğmadan önce atılıyor.. Buna siz değil genetik yapınız karar veriyor.. Siz doğmadan önce bu zar atılmış oluyor..  Eğer ailenizde kalp krizi, inme, şeker, kanser, romatizma yaygınsa zarın rakamı giderek düşer..  

Bu genetik zarınız çok düşük bile olsa ikinci bir zarınız daha var :))
Yine de dengeyi kurmak elinizde..

İkinci zar ise sizin.. buna yaşamınız, uykunuz, stres düzeyiniz, aktiviteleriniz, dinlenmeniz  ikinci zarınızın sayısını belirliyor. Eğer stresli iseniz, dinlenmeyi bilmiyorsanız, endişeli bir hayatınız varsa, tatil yapmıyorsanız, sağlık kontrolü yaptırmıyorsanız, dostlarınızla keyifli zamanları sıkça geçirmiyorsanız  attığınız zarın  6 gelmesini beklemeyin !!


Anahtarı kaybettiğiniz yerde arayın !

Hayatımızın her aşamasında ruhsal sorunlar, gelgitler ve çatışmalar yaşarız.. Halının altına süpürmeyin.. Kararlılıkla çözüme yönelik adımlar atın..Yoksa sorunlardan kaçarak onlardan uzaklaşarak çare bulamayız..

Sorunlara onlarla karşılaştığınız yerden uzaklarda çözüm aramayın.. "burada mutsuz oldum bari başka bir diyara gidip rahatlayayım"  demek çözüm değildir.. Anahtarı kaybettiğiniz yerde arayın !


Yaşlandığınızda  bedeniniz ruhunuza eşlik edebilsin !


Bunu herkes ister..

Yaşlılıkta sağlıklı kalmak, huzurlu olmak, başkalarına muhtaç olmamak  isteriz..

Ama en önemlisi o uzun ömrün içini doldurmaktır..
İyi, faydalı güzel şeyler yapmayı sürdürebilmek gerekir..

Yaşlanmak bedenden çok ruhu etkiler..
Ruh genç kalır beden yaşlanırsa beden ruhu taşıyamaz,
bedeniniz isteklerinize  yetişemezse bu bir problemdir...

Bu yüzden bedeninizi dinç tutun..  Düzenli yürüyüş yapın bu yeterli olacaktır..



Yüzünüzdeki çizgilere dokunmayın !


Yaşlanmak sizi korkutmasın..

Sağlıklı bir yaşlılığı sevinçle karşılayın.. Yaşlılık işaretleri ile kavgalı olmayın..

Yaşlanma çizgilerinizle, kırışıklıklarınızla , sarkmalarla barışık olun.. aksi halde kronik stres sizde ne huzur ne keyif bırakacaktır..

Estetik cerrahları dolaşıp durursanız bu alemin ustaları arasında pinpon topuna dönersiniz..




Maneviyat hayat iksiridir !




Finale sadece fiziksel koşullarla hazırlanamazsınız.. Güçlü bir maneviyat gerekir...
Sağlam aidiyet duyguları, gelişmiş hoşgörü, bağışlayıcılık, merhamet, paylaşımcılık ..

Uzun ömrün sırrı yaban mersini, nar, üzüm çekirdeği içine gizlenmiş değildir. Kendi iç dünyanızla harmanlayıp demleyin :))



Ömür törpüsü Stres !

Stres "yapılması gerekenleri yapmak için çok az zaman ve çok fazla engel olması"  ndan daha fazlasıdır.. Stres sadece zihinsel değildir aynı zamanda fizyolojiktir..  Baş ağrısı, kafa içi basınç, kalp atışı hızlanması, tansiyon yükselmesi, beyne kan hücum etmesi..


Yoğun ve kısa süreli stres sizi yaşlandırmaz hatta iyi gelir :)))

Buna karşılık  şiddetli sürekli ve tekrarlayan  streslere karşı vücudunuz sürekli  kimyasal banyo yapacaktır..

Çözümsüz kalan çatışmalar, korku ve endişeler tehdittir..

Strese karşı alarm düğmemize arada sırada basmak kendimizi korumak, canımızı kurtarmak  için iyidir.. Dozunda stres bizi başarılı kılar..


Ancak düğmenin sürekli açık kalması ciddi sorunlar getirecektir.. Azı karar, çoğu zarar ...


Teflon tava gibi olun !


Bazı insanlar vardır yoğun stres altında olmaları gerekirken stresle hiç alakaları yoktur . Halbuki o kadar onları strese sokacak sorunları ve işleri  vardır ki ..

Teflon tava gibi hiç bir şey yapışmaz üstlerine..

Bazı insanlar da hep sorun çıkaracak şeylerin peşine düşerler.  "Komşu niye öyle söylüyor?" "Çocuklarım niye öyle yapıyor?"  "Yönetim ne yapıyor?"  derken sünger gibi tüm sorunları çekerler..

Bu yaradılış ve  kişilikle  ilgilidir..  Tefloncular gibi stresi üzerine yapıştırmaması, yansıtabilmesi görmezden gelmesi, yok sayması, alıngan olmaması, hep başarmak zorunda olmaması,  en iyi arabaya sahip olmaya çalışmaması gerekir..


Gönül yorgunluğu !

Enerjim kalmadı, pilim bitti!
Yorgun, bitkin, isteksizim..

Gönül yorgunluğu sadece güçle ilgili değildir. Ruhsal ve zihinsel nedenlerle de yorgun olunur. Yorgunluğu çözmek için zihinsel enerjinizi harekete geçirmelisiniz..  Bunun için de bir kontak anahtarına ihtiyacınız var..  Motivasyon..


Motivasyonunuz olmazsa "başlayamazsınız"...  Kontak anahtarınızı çevirin!


Olumlu düşün uzun yaşa!

İnsan beyni doğuştan iyimser olmaya eğilimli.. Olumlu düşünmek ömrü uzatıyor..  İyimserler daha az hastalanıyor, hastalanınca daha çabuk iyileşiyor ve diğerlerine göre 20 yıl daha uzun yaşıyor..  Daha iyi uyuyor daha  dinç oluyorlar..


Keyif için zaman ayırın !

Beden de ruh ta keyif almaktan hoşlanır.. buna göre planlanmıştır.

Yemek, içmek, dost sohbetleri, müzik dinlemek, okumak, yazıp çizmek,  gezmek, doğayla baş başa kalmak, olan bitenle dalga geçmek, arada sırada kendimizi şımartmak ödüllendirmek size keyif verir.


Nüktedan olun..  dostlar edinin.. eğlenceli aktiviteler planlayın.. Daha sık tatil yapın..


Ruhun gıdası aile bağları, ilişkiler !

Ailenize, akrabalarınıza, komşular ve arkadaşlarınıza zaman ayırın.. Bu size "aidiyet hissi"  verecektir. Ziyaretlerinizi bayramlarla sınırlandırmayın.. Çevresi geniş, sosyal bağları güçlü insanlar daha uzun yaşıyor.  Kahve sohbetleri, komşu ziyaretleri, arkadaş toplantıları hayatınızı zenginleştirir.


Detoks yaparken  Yemediklerinize  odaklanın !


Detokslarla vücudunuzu temizlerken "Ne yemeliyim?"  sorusu yanında en önemlisi  "Ne yememeliyim?"  olmalıdır.. Detoksun en önemli prensibi budur..  Amaç  daha az toksini vücuda sokmaktır.

Detoks yaparken  hayvansal gıdalar et, süt, süt ürünleri, yumurtadan uzak durun..

Nişastalı yiyecekler, beyaz ekmek, kurabiyeler, kekler de yasaklılardan.. Bu gıdalar asidik özelliktedir, sindirim enzimlerini çok meşgul eder.

Detoksta mümkün olduğunca az yiyin..  Sebzeleri ve meyveleri tüketin.. Olmazsa olmaz limon.. Dünyada limon kadar vücudu alkalize eden başka bir besin yok. Sebzelere, çorbalara, maydanoza hatta meyvenizin üzerine sıkın..

Sabah uyandığınızda bir bardak ılık suya sıkın... Zencefil ve keten tohumu ekleyin..

Detoks meyvaları  Elma-Armut-Kivi yiyin..
Meyvenizi yemekten önce ya da ara öğün olarak yiyin. Yemekten hemen sonra yenilen meyveler  asit ve gaz üretirler.

Detoks sebzeleri : Baş tacı havuç.. kereviz, pırasa, karnabahar, lahana..   Yeşillerden maydanoz ve ıspanak.. Buğulama yapın.. Sebzeleri doğrayın, üstlerini kapatacak şekilde su ekleyin, kısık ateşte pişirin..

Detoks süresi 1 hafta..  Yarım gün bile yapsanız faydalı..  Haftada 1 gün, Ayda 3 gün gibi planlayabilirsiniz..   Lütfen piyasadaki para tuzaklarına düşmeyin.. Cüzdan detoksu yapmanıza gerek yok :))

Kalori hesabının yanlış olduğu ortaya çıktı..  100 kalorilik iki farklı besin vücutta farklı işlevlerden geçer. Kalori sayma devri çoktan bitti..


Genlerinizin tanıdığı gıdaları yiyin !


Genleriniz bazı gıdaları tanır. Eğer genlerinizin hiç tanımadığı besinler yerseniz şişmanlarsınız.. Genlerimiz binlerce yıllık elmayı tanır ama şekeri tanımaz..

Genleriniz Mango, Papaya ve Altın Çileği tanımaz.. Ama karpuz, kavun, elma, armut, nar binlerce yıldır genlerinizle anlaşmış yiyeceklerdir.


Kilo artışının sorumlusu ŞEKER dir.  "Tatlı yiyelim tatlı konuşalım" lafını lugatınızdan çıkarın!


Ne kadar kasınız varsa o kadar sağlıklısınız !

Göbek ve karın yağlanması =  Tansiyon, şeker, kalp krizi felç..
Kilonuzu değil   vücudunuzdaki  yağ-kas oranınızı öğrenin..  belki de zayıf bir şişmansınız..

Sadece diyetle verdiğiniz kiloları hemen geri alırsınız.. Kaslarınızı arttırın.. Aktivite olmadan kilo kontrolü sağlayamazsınız..


Sizi kovalayan yok !



Vücudunda daha fazla kası olanlar daha çok enerji harcarlar. Bu durum yüksek motorlu bir arabanın daha fazla yakıt yakmasına benzer..

Kaslarınızı arttırdıkça arabanızın motorunu yükseltir, yakıt tüketimini arttırırsınız.

Hiç aceleniz yok.. İlk iki ay 20 dk yürüyün, sonra 30 dk. ya çıkarırsınız.. Önünüzde çok zaman var.

Kırk yılda aldığınız kilonun hikayesini dört günde geri sarmaya kalkmayın  !


Akdeniz usulü beslenin !

Akşam yemeğini erken yiyin, sofrada uzun süre kalın, iyi çiğneyin, yavaş yiyin..

Bol sebze, meyve
Zeytinyağlı, ızgara yemekler
Bol balık
Tahıllı ekmekler
Fırın ve ızgara etler
Ayran, su, soda


Ünlülerin diyeti size uymaz !


Ünlüler de çok özel diyetler yapmazlar.
Araştırmalar diyet yaparken isteyerek kusanların, laktasif kullananların (bağırsak boşaltıcılar) en çok ünlüler arasında yaygın olduğunu gösteriyor..

Hiç bir ünlünün diyeti size uymaz.  Çünkü boyu, kilosu, genetik yapısı, sağlık durumu, beslenme şekli sizden farklıdır.

"Ben diyet yapacağım"  diye ortaya çıkmayın.. "Ben yeni bir yol çizmek, başka bir beslenme ve aktivite sistemine geçmek istiyorum"  deyin..

Aktif bir hayat sürün.. Atalarımız 100 yıl önce günde ortalama 20 bin adım atarken biz sadece 2 bin adım atıyoruz.  Daha aktif ve hareketli bir yaşam sürün..


Rutin olan etkiyi azaltır !



Hep aynı egzersizi yapmak, hep aynı saatlerde yapmak etkiyi azaltır.
Rutini kırın.. Antreman hızı, şiddeti ve şeklini değiştirin.

Antreman yaparken vücudunuzun hazır olmadığı bir kaos yaratmaya çalışın. Bazen de farklı kas gruplarını çalıştırın.

Devamlı yürüyorsanız arada bir  yokuş çıkın, yüzün, bazen bisiklete binin, bazen voleybol oynayın,  bazen dans edin..




Sofranızdan eksik etmeyin !

Havuç rendeleyin, doğrayın, salata yapın.. Her öğün mutlaka havuç yiyin..
Domatesi rendeleyin ya da ikiye bölüp tavada ısıtıp yiyin ya da salça yaparak yiyin..
Maydonoz, kekik, nane
Kefir, ayran, boza şıra, turşu


Siz karpuzun neresini yiyorsunuz?


Afrodizyak  bitkilerin en güçlüsü karpuz ve onun çekirdekleridir..  Öyle güçlüdür ki içindeki maddeler Viagra'dan  daha etkilidir..

En yüksek oranda karpuzun kabuğa yakın beyaz kısmı cinsel gücü arttırırken  biz onları eşeklere, ineklere yediririz !



Vücudunuzda trafik tıkanmasın !

Kan damarlardaki pıhtılar, tıkaçlar nedeniyle iyi dolaşamazsa kalp daha iyi pompalamak için fazla çalışır ve kan basıncı artar.  İlk akla gelen kolestroldür. Bir iyisi bir de kötüsü vardır.


Otoyolda giden bir kamyon düşünün...
Bu kamyona kolestrol koliler halinde yüklenmiş.
Kamyon giderken yükü fazla gelirse yollara kolestrol kolileri düşer.

Hemen arkadan ise iyi kolestrol kamyonu gelmektedir. Düşen kolileri o toplar ve trafiğin kapanmasını önler.

LDL kolestrolü çöp, HDL ise çöpçüdür..  Aradaki ilişki dengesizleşirse sorun var demektir, koliler yollarda kalır, trafik tıkanır..


Bağışıklık sistemimizin baş düşmanı ve dostu !

Sistem kendini korumayı öğrenmelidir. Sokak köpekleri ev köpeklerine göre daha güçlüdür.

Biraz ateşlendiğinizde antibiyotiğe sarılmayın. O sırada bağışıklık sistemi vücudunuza şöyle der : "Ben mikroplarla baş edemedim, sen ateşi yükselt ve ısıyla öldür"..

Mikroplar ısıdan hoşlanmaz ve çoğalmazlar..  Bağışıklık sisteminin en büyük düşmanları antibiyotiklerdir.

Dostu ise sarı-kırmızı  meyve ve sebzelerdir..
.




Mutfağınızın genetiği !

Bakın bakalım !  Hangi yemekleri pişiriyorsunuz?

Alışverişte neler alıyorsunuz?

Çocuklar buzdolabını açınca neler görüyorlar?

Her evin bir beslenme genetiği vardır. Bazı evlerde meyve, sebze, bakliyat, bulgur, yoğurt, balık yenir.

Bazılarında ise telefonla burger, pizza sipariş edilir, meyve suları, cipsler, kekler, börekler, hazır gıdalar ağırlıklıdır.



Ne kadar renkli o kadar iyi !

Bitkiler büyürken, gelişirken doktora gidemez, ilaç alamaz. Bu nedenle bitkiler  yaradılıştan onlara renk veren maddelerle korunurlar..

Renk maddeleri onları hastalıklardan korur. Bu yüzden bu güçlü bitkileri daha çok tüketin..  Kimi kırmızı, mor, mavi ya da siyah.. kimi yeşil, sarı ya da turuncu..


Sebzeler ne kadar renkli ve rengi çarpıcıysa  o kadar faydalıdır.. Beyaz fasulye yerine kırmızısı, üzümün kırmızısı..

Bir bitkisel mucize domatestir. Ancak pişirilerek yenmesi gerekir. Çiğken  faydalanılamaz.  Vücut absorbe edemez.  Domatesi pişirerek tüketin..

Kabukları meyveleri dış etkenlerden korur.  Bu yüzden kabuklar güçlü biyolojik bariyerdir, savunma silahlarıdır.. Bu yüzden meyveleri güzelce yıkayıp kabuklarıyla yiyin..


Dost bakteriler : Probiyotikler


Bu yararlı bakteriler barsaklarımızda bulunurlar..  Gereksiz yere aldığımız antibiyotiklerle onları da öldürmüş oluruz..

Hipokrat  "bütün hastalıkların anası barsaklardır"  demiş..
Barsaklardaki bu yararlı mikropların dengesi önemlidir. Barsak florası bozulduğunda besinler yeterince  sindirilmeden toksinler kan dolaşımına geçer.

Yoğurt ve ayran pastörize edildiğinden daha az probiyotik içerir..
Kefir mükemmel bir  kaynaktır.  Barsaklarımızdaki probiyotikleri çoğaltan yiyecekler yiyin.. Turşu, şalgam, nar ekşisi, boza..



Cildiniz yaşlanmasın !


Cildin düşmanı yine şekerdir.. Kan şekerinin çok sık oynaması cildi yaşlandırır. Bu yüzden şekerli gıdalardan bal ve pekmez de dahil olmak üzere  uzak durun..

Domates, ıspanak yiyin..  Süt ve süt ürünlerini unutmayın..



Şekerin cilt üzerindeki yaşlandırma etkisini Alfa Lipolik Asit giderir.. Bu maddeyi içeren kremler iyi gelecektir. Yaşlanma belirtilerini hafifletir ve erteler..

Yaşlanma karşıtı krem alırken içine bakın :  Hyalüronik asit (bol su molekülü), Koenzim Q-10, Alfa lipoik asit, Askorbik asit gibi güçlü antioksidanların bulunduğu ürünleri seçin..


<<<<<<>>>>>>

Bedeni gençleştiren, ruhu güzelleştiren reçetelerin bir özetini okudunuz.. Şimdi kendiniz için bir madde seçin.. Bu 2015 te sizin  sağlığınız için bir adım olsun..

Daha sağlıklı ve uzun yaşayalım ve hep birlikte olalım..

İsterseniz seçtiğiniz maddeyi aşağıdaki yorum kutusuna yazın..
Herkesler yazsın bakalım ne kararlar çıkacak?

Ben hemen yorum kutusuna 2015 hedefimi yazıyorum :))




Yorumlar

  1. 2015 Yeni bir yıl.. Bu yılda sağlıkla ilgili limona daha fazla yatırım yapacağım.. Her sabah ılık suya sıkıp içeceğim.. Bir de bu yaşta biraz daha fazla aktif spor yapmalıyım.. Yürüyüşün yanında pinpon ve pilatesi de eklemek istiyorum. Böyle bir çeşitlilik yaparsam kaos yaratabilirim, rutini bozabilirim.. Probiyotiklerle aramı düzelteceğim :)) Turşu, nar ekşisi, şalgam.. Mmmmmm...

    YanıtlaSil
  2. 2015'te 1 değil, 2 porsiyon kebap yiyeceğim. Böylece rutini bozacağım.

    YanıtlaSil
  3. Sen söyle.. biz de seninkinden yeriz :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...