Ana içeriğe atla

Tasarım Yeni Hayvanlar.. Tavuk, Sığır, Balık

Mehmet Akif Ersoy  "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar"  demişti. Ben de okuldayken bu söze çok kızar medeniyeti canavar olarak nasıl görür diye şaşardım.

Şimdi bilimin de büyük devlerin finansmanıyla ilerlediğini görünce ;  insanlık yararına yapılıyormuş gibi yapılarak zarara uğratıldıkça  Mehmeh Akif Ersoy'a hak veriyorum. Ama tek dişinin kaldığını düşünmüyorum. O kadar sona gelmedik..  Henüz hayvanların genleriyle oynanıyor, sonra sıra bize gelecek. Belki de tüm bu beslenme şeklimizle genlerimizle oynamaya başladılar bile . Bizi de istedikleri coğrafyada istedikleri gibi tasarlayacaklar.

Soner Yalçın'ın Saklı Seçilmişler kitabından derlediğim bilgilere ek olarak konularla ilgili haber ve videolar ekledim.   😨

🐣Bedensel ve zihinsel gelişim için hayvansal proteinlerin başında tavuk gelir. Asırlardır hasta olduğumuzda şifa niyetine tavuk suyuna çorba yapılırdı. Şimdi ne oldu?



Yeniden Tasarlanan Tavuklar

ABD daha 1930'larda daha fazla gıda, daha az maliyet esasına göre tavukları yeniden tasarladı. 1946 da sektör gözünü genetik bilimine çevirdi.  Kapalı yerlerde yetiştirilen tavukların hastalanmaması için antibiyotikler içeren yemler üretildi. 1950 yılında iki tip tavuk yaratıldı. Biri yumurta için, biri et için.

Tavuk yemlerinde kullanılan hammaddenin %85'i dışarıdan gelir.  Bu yemlerde mısır, soya, buğday, yağ ve katkılar var. İçindekilerden soya ve mısırda  GDO var.  Gümrük kapılarında doğru kontroller yapılmadığı için içlerinde domuz kemiği olma ihtimali bile var.  Eti yenen piliçlere piliç demek  de yanlış olur.  Çünkü onlar henüz civciv olmalıdır.

Sonuç :  Civcivler bir yılda gelmesi gereken ağırlığa 40 günde ulaşıyorlar.  1925 yılında civcivlerin kesim yaşı 112 gün iken bugün 42 gün.

Bilinen isim Rockefeller burada da sektöre girdi ve tavuk üretimi patladı. Eski tip tavuk yerine yeni tip civciv yetiştirdi. Yumurta tavuklarının verimi yılda 200 iken 300 yumurta oldu.

Yumurta tavuklarından doğan erkek civcivlerden yumurta alınmayacağı ve et tavuğu olamayacakları için bu  erkek yavrular  öğütme makinalarında dişi civcivlere yem olarak öğütülüyor, kıyma yapılıyor.  

Peki milyonlarca civciv arasında erkek mi? dişi mi? nasıl ayırım yapılıyor dersiniz? Endüstri ona da bir çözüm bulup tüylerinin farklı renklerde olmasını sağlıyor. Bu şekilde saatte 4 bin civciv ayıklanıyor.  

Dişi tavuklar yaşama şansı buluyor ama onlar da çok şanslı değil, ömürleri çok az. Bir civciv 18 hafta sonra yumurtlayabiliyor. Ondan sonra da 6 ay yaşıyor.  Yumurta vermeye ara verdiği anda da kesiliyor ve eti az olduğu için  o da yem yapılıyor.

Yetiştirme şeklinden dolayı ve yan yana olduklarından birbirlerinin tüylerini koparıp yaralıyorlar. Bunu önlemek için gagalarını kesiyorlar.  Et tavukları ise kısa zamanda aşırı şişmanladıklarından kemikleri bu hıza yetişemiyor ve ayakta durup yürüyemiyor, bir süre sonra kımıldayamaz oluyor. O zaman daha da çok kilo alıyorlar. Bu da istenen bir şey tabii ki..
 
Rockefeller "tek tür ırk" tavuk yaratmaya hızla devam ediyor. Dünya üzerindeki tavuk ırkları azaldı.  İki küresel şirket dünya tavuk pazarını yönetiyor. Damızlıklar bunların elinde.

Rockefeller "tek tür ırk" tavuk genetiği üzerine araştırmalara son hızda devam ediyor.  Yoksullar sadece tavuk yiyiyor?  Türkiye'de kanatlı et üretimi 217 bin tondan 2 milyon tona çıktı.  Halkımız neden bu denli tavuk tüketiyor? Civcivi küresel şirketler veriyor. GDO'lu katkı maddeli yemi küresel şirketler veriyor. İlaçı yine bu şirketler veriyor. Piliç kesim araçlarını bile onlar veriyor.

Oysa Türkiye'nin en büyük üreticisi Köy-Tür dü. En başarılı örnek üretici olarak ödüller almıştı.  Mısır satan ABD'li Cargill ve diğer yem firmaları vadeli satışı durdurdu. Köy-Tür' daki  civcivlerin yemsizlikten yaşamı tehlikeye girdi ve 1 milyon civciv öldü.  Kuş gribi aldatmacası da işin sonunu getirdi ve 2005 yılında kapandı.

Kuş Gribi yalanı dünyada ve Türkiye'de tavuk sektöründe bir dönemeç oldu. Köy-Tür kapandıktan sonra Banvit satıldı. Banvit Türkiye'nin en büyük 500 şirketi içinde 44. sıradaydı.  Sonunda Brezilyalı gıda devine satıldı. Bu firma ortadoğuda pek çok firmayı bünyesine kattı. Bu firma da Rockefeller'in şirketiydi. Zaten tüm Latin Amerika'nın tarım kontrolünü elinde bulunduruyordu.

Şu anda Türkiye'de CP isimli bir şirket var. Yem fabrikası kurarak işe başladı, kısa sürede 5 fabrikaya ulaşarak cirosunu 1 milyar dolara ulaştırdı. CP Standart şirketinin merkezi Tayland. Bu firma civciv üretimiyle dünyada 2nci sırada. Bu şirketin arkasında da Rockefeller  var.

Gözlerini büyük Asya tavukçuluk pazarına diktiler. Asya Hükümetleri  tavukları kafes içine almaya zorlarsa küçük işletmelerin çökeceğini öngördüler.  Bu durumda büyük tavuk üreticileri daha çok zenginleşecekti.

Böylece Domuz Gribi, Deli Dana Hastalığı .. ölüm tohumları ülkemizdeki en büyük tavuk firmalarını vurdu ve tavuk şirketleri Köy-Tür, Mudurnu Piliç, Şeker Piliç gibi milli şirketler kapandı.  Lades Tavukları vardı.. kapandı.



Ya yumurtalar?  Hayvanlarda bit, pire, keneleri yok etmek için kullanılan kimyasal madde yumurtalarda ortaya çıktı. Bu zehirli ürünün insanların tükettiği hayvanlarda kullanımı yasak. Ancak Hollanda, Belçika, Almanya, İngiltere, Fransa da zehirli yumurtalar tesbit edildi.  Bizde?

Helal Gıda

Helal gıda pazarının büyüklüğü 2.5 trilyon dolar.  Dolayısıyla bu büyük paranın arkasında da devler var.  Mesela Nestle'nin helal sertifika sahibi 150 fabrikası var.
Şu sorular hocalara sorulmalı ;

-Hocam içinde domuz eti-kemiği olan yemlerle beslenen hayvanları yemek caiz midir?
-Hocam yem paketlerin de domuz ürünleri yoktur yazması gerekmez mi?
-Hocam artık ülkemize kırmızı et de dışardan geliyor. Nasıl anlayacağız?

Tavuk maliyetlerinin azaltılması ve fiyatının artmaması için sürekli yem geliştiriliyor. Ucuz yem üretme gayesiyle  domuz, at, eşek, kedi, köpeklerin ve mezbaha atıklarının, kanlarının yem yapıldığı ve Türkiye'ye bu ürünlerin giriş yaptığını anlatıyor.

Yem maliyetlerinin artması daha ucuz yem üretilmesini gündeme getirdi.  Büyümeyi hızlandıran yüksek proteinli maddeler besicilerin gözdesi oldu. Yaradılışı itibarıyla tahıl ürünü yemesi gereken sığırlar bir çeşit et obur haline getirildi. Sığırlara kendi hemcinsleri yedirilerek yamyamlaştırıldı.

Dünya Bankası gibi işbirliği yaptığımız örgütler "sizin süte ve ete ihtiyacınız var"  diyerek uzun süre ödemeli ve düşük faizli krediyle bize sığırlarını sattılar.  Türkiye'deki koyun ve keçi yetiştiriciliği unutuldu.  Oysa Ankara ve çevresinde yetiştirilen tiftik keçisinin tüylerinden 20 bin top kumaş üretilip yurt dışına satılıyordu. "Angora" buydu.  Batı ülkeleri "elmas iplik" diyordu.  Padişah fermanıyla İngiliz sanayi casuslarına damızlık tiftik keçilerinin verilmesinin ardından İngiliz tekstili Osmanlı pazarına hakim oldu ve üretim yok oldu.

British Angora Goat bizim Ankara Keçisi


Dünya'da 800 den fazla sığır ırkı var.  ABD ve AB dünya'da pazar paylarını sürekli arttırıyorlar. Ülkemizde ise azalıyor.  1980'den 2016'ya ;
16 milyon sığır yerine 14 milyon
1 milyon manda yerine  142 bin
49 milyon koyun yerine 30 milyon..

Neler oluyor?
Küresel şirketler hayvanların genetik çeşitliliğini azalttı. Sığırları birkaç ırka indirdi. Ülkemizde hayvancılıkla uğraşanların sayısı giderek azalıyor.  Batıda ise hayvancılık sektörü sanayileşiyor.  Öyle ki ABD ve AB toplam tarımsal gelirini hayvan ve hayvansal ürünlerden elde ediyor.  Bunlar dünyadaki toplam hayvan varlığının %30-40 ına sahipken hayvansal üretimin %75-80 ine sahipler.

Buna karşın bizim de içinde bulunduğumuz az gelişmiş ülkeler hayvan varlığının %60-70'ini ellerinde bulundurdukları halde üretimin %20-30'unu  gerçekleştiriyor.

Genç Türkiye Cumhuriyeti'nde  bu sektörü geliştirmek için  Et ve Balık Kurumu, Süt Endüstrisi Kurumu, Yem Sanayii kuruluşları hayata geçirilmişti.  Buna karşılık 1980'lerde hayvancılık sektöründe köklü değişimler yaşandı. Et kombinaları ve soğuk hava depoları özelleştirildi. İşte özelleştirmeden sonra Hürriyet Gazetesi Haberi ;

--------------------------------------------------
KOMBİNALAR ALIŞVERİŞ MERKEZİ OLDU

Daha önceki dönemle birlikte özelleştirilen dokuz kombinanın hiçbirinde et kesimi ve işletmesinin yapılmaması ve bu kombinaların yerine iş merkezleri, bina ve otellerin kurulması eleştiri konusu oldu. Bunun en önemli örneğini Ankara’daki son olarak Ankamall adını alan Migros Alışveriş Merkezi oluşturdu.

EBK’nın piyasadan çekilmesi ile hem kurum hem de sektör çöküşe geçti. EBK, son olarak 2003'te 61.7 trilyon, 2004'te 22 trilyon trilyon lira zarar etti. Sağlıklı kesim alanlarının olmaması, sektörde kaçağı da artırdı. Bunun üzerine EBK’nın Tarım Bakanlığı’na geri verilmesi kararı alındı.
-----------------------------------------------------------
Et ve Balık Kurumunun 35 işletmesinin 18 i satıldı.  5'i bedelsiz devredildi, 3'ü kapatıldı.  2010 yılında ithal et yasağı kaldırıldı. 2018 sonuna kadar 500 bin büyükbaş, 475 bin küçükbaş ve 20 bin ton karkas et ülkemize dışarıdan getirilecek.

Hollanda 1989 yılında 50 bin üreticiyle  yaklaşık   2 milyon baş sığır ile et-süt üretti
2014'e gelindiğinde  3 milyon üreticiyle  yaklaşık 14 milyon baş ile et-süt üretti
Hollanda'ya  fazla ürettiklerini satmak için dış pazar lazımdı, Türkiye piyasası sonuna kadar bu ülkelere açıldı.

Et Balık Kurumu yeniden faaliyete geçirildi ve icraatı çok başarılı .. İşte haberi :

Devlet, 500 bin baş sığır ithal edecek

Bakanlar Kurulu Kararı ile Et ve Süt Kurumu'na 31 Aralık 2017 tarihine kadar 500 bin baş canlı hayvan ithalatı için yetki verildi.

Devlet, 500 bin baş sığır ithal edecek
Ali Ekber YILDIRIM
İZMİR - Geçen yıl olduğu gibi 2017'de de sıfır gümrükle sığır ithalatını sadece devlet yapacak. Bu konuda ilk karar alındı. Bakanlar Kurulu Kararı ile Et ve Süt Kurumu'na 31 Aralık 2017 tarihine kadar 500 bin baş canlı hayvan ithalatı için yetki verildi. Karara göre, Et ve Süt Kurumu damızlık hariç olmak üzere besilik ve kasaplık 500 bin baş canlı hayvan ithalatını sıfır gümrükle yapacak.
Bu ithalatla Türkiye 2016'da olduğu gibi bu yıl da sığır ithalatında Avrupa'da birinci dünyada ise Amerika'dan sonra ikinci olacak.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yerli ırklar yok oldu.  İthal ırklar ise GDO'lu  yemlerle beslendiğinden sağlıksız. GDO'lu hayvan gübresinin toprağa da hiç bir faydası yok. Yemleri de hayvan leşlerinden oluşan bu hayvanlar sağlıksız. "Deli dana" hastalığının nedeni bu değil miydi?

Türkiye toplamda 19 GDO'lu hayvan yemi ithalatına ve kullanımına izin verdi. Fransa'da bir üniversitede bir araştırma yapıldı. Bilim ekipleri 24 ay boyunca Monsanto'nun genetiği değiştirilmiş mısırını ve yabani ot ilacını fareler üzerinde test ettiler.  Farelerin karaciğer ve böbreklerinde ciddi hasarlar oluştu, hızla kansere yakalanıp öldüler.

Bu araştırma büyük bür gizlilikle iki yıl yürütüldü.  Ondan önce yapılanlar hep 90 günlüktü. Oysa ilk tümörler 4 ile 7 ay içinde oluşuyordu. 90 günde gözlemlenen emareler için "biyolojik olarak anlamlı değildir" denilerek dünya pazarına sunuluyordu.

Monsanto 1994 yılında ineklerin daha fazla süt vermesini sağlayacak bir büyüme hormonu piyasaya sürdü. Bu büyüme hormonu hayvanların sağlığını bozduğu gibi insanlarda da meme, ilik, prostat kanserine yol açıyordu. Kanada, Avustralya, Japonya ve Avrupa Birliği dahil 27 ülkede yasaklandı.

Bu biline biline Monsanto bu maddeyi ABD'li bir başka dev Eli Lilly & Company'e sattı.
Bu şirket aynı zamanda dünyaya antidepresan hapı Prozac'ı da satıyor.

Etlere birçok kimyasal işlem yapılıyor.
-Kimyevi maddeler %25-30 hacim artışı yapıyor ve su oranını arttırıyor
-Canlı, parlak görünmesi için şırıngayla kimyasal enjekte ediliyor
-Katkılar ekleniyor ; fosfatlar, emülgatörler, askorbik asit vb.
-Raf ömrünü uzatan şarküteri ürünlerine  kimyasallar ekleniyor
-Bozulmayı önleyen sodyum sülfat pankreas kanserini %67,  lösemi riskini %700 arttırıyor.

Çin Tuzu
Monosodyum Glutomat Et suyu tabletler, hazır köfte harçları, hamburger, hazır çorbalar, kuruyemiş, sakız, cips, dondurma, renkli yoğurtlar, salata sosları, çiğköfte vb ürünlerde kullanılıyor.

Lezzeti arttırıyor, yedikçe yediriyor. Obeziteye yol açıyor, sinir hücrelerine zarar veriyor, bir çok hastalığa yol açıyor. Hamile kadınlar kullandığında direkt cenine geçiyor. AB ülkelerinde 3 aylığa kadar bebek gıdalarında  kullanımı yasak. ABD dahil 50 ülkede kullanımı sınırlandırıldı, Türkiye'de serbest.

2017 yılında Brezilya'da bir skandal yaşandı. Dünya'nın en büyük et ihracatçılarından Brezilya'daki   bozuk etlerin son kullanım tarihlerini değiştirip, etlere kimyasal madde ve su karıştırdıkları iddiasıyla 21 şirkete soruşturma açıldı. 22 Ülke ithalatı durdurdu.

Soya Kıyması
Ilık suyla ıslatıyorsunuz 1 kilo soya kıyması 3 kilo su çekiyor.  Kullanım fiyatı kilosu 50 kuruştan aşağı oluyor.  "Annemin Köftesi"  gibi köftelerin tamamı soya katkılı. Üzerine de mix.kıyma ya da soya proteinin vb. farklı ibareler koyuyorlar.

Tadı nötre yakın. Aynı zamanda cevizle karıştırıp baklavaya, kıymayla karıştırıp köfteye, unla karıştırıp ekmeğe, keke konuluyor. Afiyet olsun.

Sosis
Bir danadan 25-30 kilo sinir çıkıyor. -40 derecede dondurup-öğütüp çıkan unu sosise basıyorlar. Üzerine de %100 dana yazıyorlar. %100 dana eti değil ..





Sağlıklı et üretmek için İzmir Belediyesi Tansaş'ı kurdu. Aynı şekilde Gima'da küresel sermayeye yer açmak için kapandılar.  Türk çiftçisinin cebine girmesi gereken 4 milyar dolar küresel şirketlere aktarılmış oldu.  5-6 şirketten oluşan et lobisi kazandı.

Şimdi Hollanda'da bir üniversitede açıklama yapıldı ;  "Bir domuzdan alınan kök hücreleri 1 milyon faktör düzeyinde çoğaltabilirsek ihtiyacımız olan 1 milyon domuzu yetiştirmemiz gerekmeyecek".

2013 yılında Londra'da yapılan tanıtımda ilk kültür etinden yapılan hamburger yenildi.  200 gram sentetik eti 11 dolara mal ettiklerini belirttiler. Çok pahalıydı, ucuza mal etmek için çalışıyorlar.  Bu iş için kimler ortak oldu?  Microsoftun kurucusu Bill Gates, Cargill, Virgin Group.

Balık
İşkenceyle balık üretimi 
Denizde avcılık tonajımız düşüyor. Yılda 80-100 bin ton balık ithal ediyoruz. Dört tarafı denizlerle kaplı ülkemizde GDO'lu yemlerle beslenen balık ithal ediyoruz.

-Norveçten  uskumru, fener, mezgit, kalkan, somon
-Senegal'den Lagos, mercan, dil balığı, barbun
-Gana'dan dil balığı, mercan, mezgit, sinarit
-ABD'den ve Kanada'dan  Istakoz, yengeç, deniz tarağı
-Hollanda'dan barbun
-İspanya'dan kalamar alıyoruz.

Kamu Spotu. "Balık yiyin" diyor.


Balıklar iki şekilde geliyor, dondurulmuş ya da buzlanmış. Dondurulmuş balığın raf ömrü uzun, çünkü katkı maddeleri kullanılıyor.

Balıklara ne yem veriliyor? Balık unu.  Bileşeninde protein ve Karadeniz'de avlanan hamsi, sardalya unu, GDO'lu mısır, tavuk atıkları kullanılıyor. Balıklara gün ışığı zannetmesi ve peş peşe yavrulaması için kesintisiz aydınlatma kullanılıyor.

Somon vücudunda barındırdığı zararlı kimyasallar  nedeniyle insan vücudu için son derece zararlı. Yetiştirildikleri sular, yemler, antibiyotikler, bulundukları kafeslerden dolayı sağlıksız hale geliyorlar. Medya ise "somon yiyin" diyor.  Oysa sağlıklı olan İstanbul'un güzelim uskumrusu yok edildi.

Dünyada kültür balıkçılığı artıyor.  1980'de dünya balıkçılığının %9'u kültürken bugün %50 lere ulaştı.  Pazar payı 150 milyar doları geçti. Kimi balık türlerine bazı genler aktarılıyor. Balıklar 10 kat hızlı büyüyorlar. İngiltere GDO'lu balık çiftliklerine sınırlama getirdi.


Anadolu hızla kuruyor. Sulak alanlarımız yok ediliyor.  Türkiye çölleşiyor. Beyşehir, Burdur, Asi, Çivril Gölleri ölüyor. Ergene nehri kirletildi. Göllerimiz, nehirlerimiz, denizlerimiz can çekişiyor. Oysa su tarımın can damarı. Uluslararası Doğa Koruma Birliği tarafından verilen rapora göre Türkiye en fazla canlı türünün yok oluşunun yaşandığı ülke.

Türkiyem Türkiyem cennetim..

Devam edecek..

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...