Ana içeriğe atla

2015 Yılının Nasıl Geçtiğini Gör..



Facebook bu yıl bu uygulamayı bana hatırlatmadı ama bende alışkanlık yaptı. Her yıl geriye dönük bir özet harika oluyor. Bir gözden geçirme gelecek için de yol gösteriyor.. Bu yüzden 2 yıldır yaptığım gözden geçirmeye devam ediyorum. Şimdi sırada 2015 te.. Bakalım neler olmuş?

Bir yılı daha geride bırakırken yine nasıl geçtiğini anlamadığımız günleri hızla tükettik. Bir yandan geride kalan zamana  hüzünlenirken  bir yandan da yeni yıl planları yaparak
gelecek günlere bağlanıyoruz.  Bu hep böyle sürüyor.. Sürsün de..
Ümitlerimiz, hayallerimizi, hedeflerimiz hiç tükenmesin..


Yine bu niyetlerle girmiştik 2015'e..  Yeni yılın ilk günlerinde Hamit'le bir mağazada dolaşırken gelmişti telefon... arayan gelinim Oya'ydı.. " Heyecan yapmayın bir şey söyleyeceğim"  demişti ve heyecanla 9 ay bekleyeceğimiz TORUN haberini vermişti..  Bu sevinçli haberle gözlerim yaşarmıştı, çok duygulanmıştım.  İşte ömrüm boyunca daha önce hiç yaşamadığım bir dönemin ve duygunun haberi gelmişti..    2015 Harika gelmişti, hoş gelmişti :)




Bu demek oluyordu ki bu yıl içinde merakla torunumuzu bekleyeceğiz, O'nu özleyeceğiz..
Daha dün çocukken  oğlumun baba olacak olması çok heyecan verici ve tanımsız bir duygu..
Böylece yeni yılın ilk günlerinden itibaren beklemeye başladık.. 
Hoşgeldin 2015..  Ailemize  şimdiden  "Hoşgeldin Bebek"  demiştik..

"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""


Ocak ayında kız kardeşlerim,  Avon'daki  arkadaşlarımla İstanbul'da buluştuk. Her buluşmamızda farklı bir şehir, farklı bir evde ya da gezide buluşuyoruz. Bu sefer Oya'da İstanbul'dayız.. 
Yine birlikte sabahlıyoruz, yine sohbetler bitmiyor.. 
İnsanın çalıştığı iş yerinde kardeş edinmesi de ne demek değil mi? İşte öyle birşey :))




""""""""""""""""""""""""""""""""""

Satış ekibiyle toplanırken Eğitim ekibi toplanmaz mı?  Tam da o günlerde Betül'ün davetiyle bir araya geldik ve   Kerem'in birinci yaşını kutladık.. :))  Nasıl da özleşmişiz..

Sonraki aylarda tekrar bir araya geldik.. Bu kez Azize'deyiz..



""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Tüm bu buluşmalar olurken Hamit akşamları göğsünde bir baskı hissettiğinden bahsediyor.  Hemen bir randevu alıp doktora gidiyoruz.  Doktor  efor testi istiyor..  Hamit gayet başarıyla testi tamamlıyor ama doktor  kalp grafisine  bakarken  şüphe duyuyor ve anjiyo yapılmasını istiyor.  Nasıl yani?  Hamit sporunu yapar, sağlıklıdır.. Hiç tıkanmaz, nefesi kesilmez, uzun yürüyüşler yapar, yüzer..

Doktor bizi şaşırttı tabii ama "biz bir düşünelim dedik"  sonrasında 3-4 doktora daha raporları gösterip fikir aldık. Hepsi de "evet bir problem var  görünüyor, anjiyo kolay iş yaptırın"  dediler. 9 Şubat'ta Hamit anjiyo oldu ve çok şükür akşam eve döndük.  Ana damarda değil ama yan damarda bir tıkanıklık var..  İlaçlar.. ilaçlar..  kan sulandırıcı, kolesterol, aspirin, tansiyon.. 
  
Bu ilaçları alınca Hamit'in  enerjisi giderek azalıyor ve yoruluyordu..  İlaçlar yan etki yapıyordu.. Bu ilaçları sadece iki hafta kullandı.  İkimiz bir sağlık süreci üretip,  araştırıp,   bir-iki kişiye de danışarak ilaçları bıraktık..  



""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

24 Ocak'ta  Hamit'in can dostu ve  40 yıllık arkadaşı Tuğrul'u kaybettik.. 

Mekanın cennet olsun arkadaşım.. Gülüşün kulaklarımızda..



""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Kız kardeşlerimle buluşmaya devam ediyoruz. Bu kez çok uzaklara gittik. Diyarbakır'dayız. Banu'nun bebeği oldu, aramıza katılamıyor. Dert değil,  biz O'na gideriz.  Diyarbakır'da bir otele rez. yaptırıp Banu'nun eşinin son model jeep'ini de alıp çevreyi dolaşıyoruz.  Şoförümüz Oya bizi hiç birimizin bilmediği caddelerden geçirip  şehirler arası dolaştırıyor. Sabah çıkıp akşama kadar geziyor, akşam da Banu'da sohbeti koyulaştırıp günü geceye karıştırıyoruz. 

Urfa Kalesi, Balıklı Göl, Çarşılar, Diyarbakır kebapçıları, Camiler derken harika hafta sonunu bitiriyoruz.  Yine her şey bahane, birlikte olmak şahane, Çünkü hepimiz çılgınız :))




"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Hamit'in damarlarında tıkanıklık ve kolesterol düşürücü ilaçlar yerine bir beslenme tarzı benimsemek için diyetisyene gitmeye başladım. Ben gidip sağlıklı bir hayat için beslenme düzeni öğreniyorum ama evde ikimize de aynı düzeni işletiyordum. 

 Ana yemekler, ara öğünler, ekmek, yoğurt, süt, salata hep aynı şeyleri yiyip içiyoruz.  Toplamda  diyetisyene iki ay gidip  beslenme işini öğrendikten sonra hedefimize ulaşıyoruz. Hamit ve ben  beşer kilo veriyoruz :))   

Yanlışlarımız neydi?  Şimdi neyi yapmamız gerekiyor? beslenmenin püf noktaları nedir?  hareket yaşamımızın neresinde? ne kadar olmalı?   artık çok netiz..  kendimizi sıkmıyor, bunu bir diyet gibi uygulamıyoruz. Bu bizim yaşam biçimimiz oldu..

Bu yıl  yürüme,  cimnastik, yüzme, bisiklet, badminton'a  bir de squash ekledik. 
Böylece hayatımızın en performanslı oyununu da oynamaya başladık.  



""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Biz bir Bodrum müdavimi olarak 2015 sezonunu Mart ayında açıyoruz. Biraz erken bir mevsim olmakla birlikte sessizliği, baharın uyanışını, şehirdeki kış izlerini unutup temiz hava almayı çok seviyoruz. 
İlle de deniz demiyoruz.  Ruhumuzu dinlendiriyoruz. 
2015 yılında da öyle yaptık. 10 günlük bir Bodrum Hapimag molası verdik.



"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

2014 Yılında başladığım  İsmek  "ÇİÇEK YAPIMI"  kursu devam ediyor. Haftada bir tam gün kursa gidip çiçekler yapıyorum. Kimi kumaştan, kimi velvetten..  Kesiyoruz, biçiyoruz, boyuyoruz, ütülüyoruz, tele bağlıyor, tohum yapıyor, yaprak yapıp ütülüyor bir araya getirip vazoya diziyoruz.. 

Ben sınıfın  "aykırı"  öğrencisiyim. Hoca yapılacak çiçeği tarif edip kalıbını veriyor, renkleri söylüyor.. Ben hemen internetten çiçekle ilgili bir araştırmaya giriyorum. Kalıbım herkesten farklı, boyaların değişik oluyor.  Yine de tüm sınıf yaptıklarımı ilgiyle ve beğeniyle izliyor :))
Artık hoca da alıştı karışmıyor :))

Oya da bana bir ip ve model verdi "örebilir misin?"  dedi.. Ne demek :))  zevkle.. 
Bakın aşağıdaki yastık da benim eserim :))  



Ayrıca Torun haberi alınınca el işi ne yapılır? ne öğrendim?  Keçe.. bu hayvan motiflerini de tek tek çizip, biçip, doldurup, işleyip ben yaptım.. Bunları kurdeleye monte edip perdeye astık.. aynı renklerden Oya ile şekiller kesip bir de gece lambası yaptık,  ikimiz de bu işe bayıldık...





Bu işleri Silivri'de bahçede otururken yapıyordum. Bahçeye kurduğum dikiş makinası da gelen geçen komşuları çok hayrete düşürdü..  "Aaaa Arda Hanım dikiş mi dikiyorsunuz?"  dediler, gelen geçen laf atmadan edemedi.. Bizde işler böyle.. Keyifli :))  Bir de bu dikilenler kız kardeşlere pareo olacaksa değmez mi??  



Geçen gün eski iş arkadaşlarımla yazışırken  "helva kavuruyorum"  dedim..  Nasıl yani?   Ayy hiç sizi helva kavururken, yemek yaparken düşünemiyoruz"  dediler..  Oysa bende marifetler çoookkk.. üstelik en bayıldığım işim temizlik olduğunu da bilmezler :))

                                    

İşte benim eski iş arkadaşlarım.. Beraberliğimiz 17 yıl önceye dayanır.. Grubun adı Kibele.. Bu isim şirkette de böyle anılırdı.. Bu satış ekibi ortak bir hedefe koşar, koşarken hayatı es geçmez.. Yoksa böyle dostluklar kurulabilir miydi?  2015 Yılında 3 ayrı buluşma ile bir araya geldik.. Öyle çok anlatacak şey oluyor ki!!  aramızda bir turu ayrılana kadar döndüremiyoruz :))







""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Bahar gelirken Yıldız Park'a  gitmenizi tavsiye ederim. Belki tadilatları da bitmiştir. Eğer çok sık yolunuz düşmüyorsa Beşiktaş'tan yürüyerek gidin.  Bir turistik gezi tadında olacağı kesin. Ben çok zevk aldım. Yol üzerinde Beşiktaş Balık Pazarı, Bahçeşehir Üniversitesi, Beşiktaş Anadolu Lisesi'ni görmeden, içine girmeden, tarihini öğrenmeden dönmeyin.. 
Tabii bizim gibi Beşiktaş'tan Yıldız Parkı'na oradan  Zincirlikuyu'ya  yürürseniz tamam demektir :))



""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Bodrum..  güneş açtıkça  "zamanım geldi"  dediği için  Mart'tan sonra bir de Nisan sonunda gidiyoruz. Bu kez yanımızda arkadaşlarımız Sevgi ve Saim'de var.  Sevgi  ortaokul-lise arkadaşım.. 

Biz yeni bir yemek düzeni ve çeşitliliği belirlemişiz, onlara da aynen uygulatıyoruz.  Saim her ne kadar  5 dakikada bir  "şimdi ne yiyicez?"  diye sorsa da tüm plana hepimiz uyuyoruz.  Bodrum'da arkadaşım Berna ve diğer dostlarımızla da buluşup gitar eşliğinde 
şahane bir meyhane gecesi yaşıyoruz. 




""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Mayısta'da  bir hafta Antalya'dayız..  Öyle güzel bir güneş var ki güneşleniyor ve yine muhteşem sessiz sakin bir tatil yapıyoruz.  Bu sefer bize huzur veren Barut oteldeyiz.. Şimdilerde her sene buraya bir kere gitme kararımız var. Hatta 2016 rezervasyonumuz şimdiden hazır bile :))




""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""


Bu arada ben Antalya'ya  geleceğim için annemi de abimlere  Kartepe'ye gönderiyorum.  Tembih ediyorum "anne ben dönene kadar orada kalırsın"  diye.. Fakat öyle olmuyor.. 3-5 gün sonra annem "ben evime gideyim"  diyerek yola çıkıyor. İstanbul'da otobüsten inerken ayağı takılıyor ve yere kapaklanıyor. 

Ben de 10 Mayıs Anneler Günü'nde annemi arayıp "Anneler Günün Kutlu Olsun" diyorum ama annem bir gün önce düşmüş ve kalça kemiğine bağlantılı bir kemiği kırmış, yataktan kalkamıyor.. Annemi abim gelip aldı ve geri götürdü.  Tekerlekli sandalyede oturdu, ayağa kalkamadı.  Bir ay boyunca doktor kontrolleri devam etti.. Doktor "tamam yürümeye başlayabilirsin"  deyince yürüteçle İstanbul'a geldi. Hemen hep birlikte düz ayak Silivri'deki evimize yerleştik.  Her gün antreman, yürüyüş egzersizi, doktor kontrolü, ağaçlar altında güneşlenme.. derken annem kendini toparladı..


Bayramın ilk günü Silivri'de                                       Avşa'ya giderken motorda 

Her sene Avşa'ya Haziran gibi giderdi bu kez gidemedi.  Bayram'dan hemen sonra 21 Temmuz'da Avşa'ya birlikte gittik.. O'nu yerleştirip, düzenini kurduktan  sonra geri döndük.. 

Yaz döneminde bizim için Silivri günleri başlıyor ve kışa kadar buradaki evimizde kalıyoruz. Hafta sonlarında Gürcan ve Oya geliyorlar, birlikte yemekler yiyip sohbetler ediyoruz. Gelecek olan torunumuzu konuşuyor, gelişimini şimdiden takip ediyoruz. Oya yaptığı hazırlıkları anlatıyor. Bu kez konularımız değişik.   




Bu yüzden  Oya'nın doğum gününde ona sürpriz hazırlıyor ve doğacak torunum adına Oya'ya bir mektup yazıyorum. Heyecanımız başka.. Torunumun adı da Mert olacak galiba??


"""""""""""""""

35 Yıl önce aynı iş yerinde birlikte çalıştığım uzun zaman birbirimizi kaybettiğimiz arkadaşım  Sevinç ile birbirimizi bulmuştuk ama bir türlü bir araya gelememiştik. . O Hollanda da ben burda.. Bu yıl onu da nihayet gerçekleştirdik..


""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Temmuz'da bizim kız kardeşler grubuyla planımız vardı, Bodrum'a gidecektik. Oya'nın aldığı evin tadını çıkaracaktık.. Öyle de yaptık..  Geceleri gündüzlere karıştırıp, birlikte şarkılar söyleyip türlü yaratıcı şarkılarımızla felekten geceler çaldık..  kolonyalı mendilden küpeler yapıp tezahüratlar ürettik.. Bodrum'un beachlerini keşfettik,   yedik, içtik, denizin tadını çıkardık.. Anlatırken bile çok özlüyorum.  Neyseki Ocak planımız da hazır :))

.


Bodrum'daki son günümüzden sonra  Nalan'la  yine O'nun kardeşinden ödünç aldığı arabaya atlayıp Şirince'yi alt üst edip,  orada Nalan'ın bir akrabasının otelinde kalıyoruz. Sohbetler şahane, deneyimler şaşırtıcı.. Otelin sahibi olan gençlerin hikayeleri muhteşem..   oradan İzmir'de yine Nalan'ın ailesiyle buluşup orada da yeğenlerle kalıyoruz.. şahane bir aile..  sonra da ver elini Çeşme.. Çeşme'de denizle ruhumuzu , akşam da Alaçatı'da  gözlerimizi doyuruyoruz..  





""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Bu buluşmalara Banu Diyarbakır'dan gelemiyordu, bebeği vardı. Bu yüzden "haydi yaz olsun da sen İstanbul'a gel"  demiştim..  O'da hem işi düştü hem de bizi ziyaret etmeden gitmedi hem de yine bir araya gelmek için fırsat bulmuş olduk... Harika 2 gün geçirdik.  Vedalaştık O yeğenine gitti..

Gitti gitmesine ama Büyükçekmece göl kenarında festivalde karşılaşmaz mıyız?? olmaz böyle şey. Yüzlerce insan.. Şebnem Ferah sahnede, biz dolaşıyoruz ve yine buluşuyoruz :)  Bu sefer yanımızda Oya ve Gürcan da var. Hep birlikte bir çay içmez miyiz :))  Harika..



""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Bu kez Ağustosun ilk haftasından ortasına kadar Baltıklar'a gittik.   Yine arkadaşlarımız Sevgi ve Saim'le birlikteyiz..   Pullmantur Cruises Empress  Gemisiyle  Baltık Başkentlerini gezdik. 
  Talinn - St. Petersburg -  Helsinki - Stockholm - Warnemünde - Kopenhag..  

Bu seyahatin en güzel tarafı arkadaşlarımızla seyahat etmek..  Hiç canımız sıkılmadan güle-oynaya zaman geçiriyoruz. Birlikte karar alıyor, birlikte hareket ediyoruz. Ekstra turlara katılmadan her yeri kendimiz dolaşıyoruz.  Harika yerler keşfediyoruz. Turlara katılanlara üzülüyoruz :))



""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Artık süre daralıyor ve torunumuzun doğumu yaklaşıyor..  1 Eylül'de planlandığı gibi hastanedeyiz.. Öğleye doğru bal gibi şeker Mert geliyor..  Artık hayatımızda bir kişi daha var. Üstelik herkesin ilgi odağında ve şimdiden mücadeleci, şimdiden kuralları seven, mis kokulu..

İlk aylarda henüz gözleri tam algılayamazken şimdilerde bakıyor, gülüyor, sesler çıkarıyor. Her hafta farklı biri oluyor.  1 Eylül'de doğduğu için hesap kolay.. 
tam 4 aylık oldu.. Ne sıcaklığı ne de kokusu hiç bir şeye benzemiyor..




Doğumdan sonra bebek odasına alındığında tüm aileyi nasıl da kendine güldürüyor.. 
İşte öyle tatlı bir şey :))

""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Eylül'ün son haftasında  yine Avşa'dayız. Annemi özledim.. Bu sefer Avşa'da boşalmış, sessizleşmiş, her şey harika görünüyor..  Annemi bu kez abim gelip alacak o yüzden ben tek başıma dönüyorum..




"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Kız kardeşlerimle bu kez  Adana'da buluşuyoruz.  Özlem her şeyi hazırlamış bizi misafir ediyor. Şahane evinde bahçede keyif yapıp, yağlama, vişne likörü, Türk kahvesi' nden mide fesatına uğrayınca ben ertesi gün evden ayrılıyorum. Özlem'in eşi Orhan'la  Adana'nın en güzel kebaplarını yiyip harika kafelerinde oturuyor, en meşhur dondurmalarını yiyiyoruz.. 
Bizim kızlar da evde çalışıyor,  kampanya kapatıyorlar :))

 Ertesi gün  önce İskenderun, orada bir kahve molasının ardından  Antakya'ya geçiyoruz.   Nalan tüm planı ayarlamış, kiliseler, çarşılar, şelaleler, deniz kıyıları, türbeler, dağ köyleri..  dolaşmadığımız yer kalmıyor. Kiliseye girmek için mücadele edip  papazdan özel bir vaaz alıyoruz.. sohbetimiz uzuyor..Yine şahaneyiz..  Savon Otel'de  keyif yapmadan dönmüyoruz. Çantamızda cevizler, fıstıklar, peynirler, zeytinler..  erzak doluyuz :))   bagajımız çiçek dolu :))

Burası Harbiye.. sarı ceketli saçları kafasına yapışık simli gömlekli  tıknaz bir bey  elinde mikrofon gazino gibi dolaşarak türkü söylüyor..  Kalkıp oynadık bile :))
Keyfimize baksanıza..


"""""""""""""""""""""""""


Ekim ayı geldiğinde bizim İSMEK kurslarına kayıt başlıyor. Kaydolmadan olmaz, 
neden ?  Çünkü bu yıl bizim sitenin alt katına taşındılar. Hiç dışarı çıkmadan gidebiliyorum. Yağmur, çamur, kar.. farketmez.  Bu fırsattan yararlanıp Beylikdüzü Belediye'sinin Dans Kurslarına da katıldık. Her Çarşamba Hamit'le birlikte dans dersi alıyoruz. Salsa öğreniyoruz :))   Hamit yine sınıfın tek erkeği.. Kadınlar beni tebrik ediyorlar.. kimse eşini getirememiş.. 

Ben ayrıca Salı günleri Karakalem Resim kursuna da gidiyorum. Resim yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum, çok zevk alıyorum. Öğle yemeklerinde eve çıkıyorum. Sabahları da üzerime bir yelek, doğru alt kata okula :))

"""""""""""""""""""""""""""


Ekim ayının sonunda ve Kasım ayında olmak üzere iki kez daha Bodrum'a gidiyoruz. İstanbul'da geçiş döneminde olan havalar Bodrum'da inanılmaz güzel gidiyor ve 22 derece denize girip güneşleniyoruz. Her zaman Kasım ayında bulunamayacak kadar güzel bir güneş var. Sıcaklık 26 derece.  Toplamda  21 gün Bodrum'da konaklıyoruz.




""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Bu arada İtalya'ya gitmek üzere bir tura yazılmıştık. Onlardan telefon geliyor ve katılım sağlayamadıkları için iptal edildiğini bildiriyorlar.. Bu hayal kırıklığı yaratıyor çünkü Sevgi ve Saim'le birlikte gidecektik.  Yılın başında Baltık Başkentleri yaptığımız için vizelerimiz hazırdı. Üstelik hepimiz emekliyiz ama Sevgi torununa baktığından tüm izinleri de buna göre planlanmıştı.

Bir gün içinde arayıp tarayıp aynı tarihlere denk gelecek şekilde Benelux turuna yazıldık. İki yıl önce kendimiz bu turu yapmıştık ama içinde Paris olduğu için bize çok cazip geldi, bir de turla dolaşalım dedik.  Zaman yaklaştığında Paris'te ard arda patlamalar oldu, endişe ettik ama tur şirketi bir değişiklik yok, her hafta 2 turu gönderiyoruz, problem yok dedi..

Gerçekten de Belçika'da caddelerde bekleyen askerler ve tanklar dışında  hiç bir yerde Paris 'te bile bir korku ve önlem görmedik.  Özellikle sınır geçişleri ve otoyollarda kontroller sıkı tutulmuştu.. Enerji zirvesi Paris'te biz oradayken yapılacaktı. O pazar günü yollarda trafik olmasın diye trenler ve tüm taşıtlar ücretsiz yapıldı.. 
Oleeeyyy..  ver elini Paris :))





"""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Bu yıl bloguma 36 yazı ekledim.  Şimdiye kadar toplam 164 yazım oldu. bugünlerde 3. yılımı tamamlıyorum.  50.000 görüntülemeyi aşmaktan mutluyum.  Sizlerin takibiniz beni çok motive ediyor. Bundan sonrasında da hikayeler devam edecek :))  
Lütfen blogumu takip etmeye devam edin..



"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""


31 Aralık günü  Yeni Yıla girmeden önce, yemek masamızda  Hamit'le başbaşa 2016 planlarımızı oluşturduk.  Kişisel  hedeflerimiz, sosyal ilişkilerimiz, spor, seyahat, sağlık  planlarımızı belirleyip ilk 3 ayın planına aktardık. Takvimimiz hazır.   Hayat akıp giderken boş zamana vakit yok :))  
Bu yüzden planlıyoruz.  O zaman bizi mutlu eden her bir hayat damarına ayıracak vakit bulabiliyoruz.  Umarım hepimizin tüm hayalleri  ve planları gerçek olur.

Hoşgeldin 2016





En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...