Ana içeriğe atla

Vallahi Çelişki Var !




Herkesin yaşadığı yerle ilgili herhangi bir konuya el atmasının, yönetmesinin, yardımcı olmasının, gönüllü olmasının ilk basamağının kendi çevresi, yaşadığı mahalle ya da apartman  olduğunu düşünürüm. 

Ancak maalesef toplumumuzda bu paylaşım ve dayanışma yeteri kadar mümkün olamıyor.  .
Oysa bakın size ne anlatacağım ;

10 Yıldır her sene birden fazla kez  Bodrum yarımadasının tamamen dışında kalan Yalıçiftlik Mevkiinde Sea Garden’da kalırız..   Bu yazın başında gittiğimizde  spor hocasıyla konuşurken dağda yürüyüş yolu yapıldığını,  uzun bir parkur olduğunu ve  yürüyebileceğimizi  öğrendik..






Nasıl yani?  bu yol daha önce yoktu??  "Yolu bir misafirimiz açtı"  dediler??   Misafir dedikleri de orada konaklayan bir aile..  Çok meraklandık,  niye böyle bir yolu durduk yere bir aile tatile gelmişken açsın??  hiç bir fikir yürütemedik ve meraklandık..  "Hala devam ediyorlar, belki görürsünüz"  dediler..

Buradaki tüm doğa SİT alanı içinde olduğundan koruma altında.. Ağaçlara dokunmak yasak..
Yürüyüş yapmak için ormanın içindeki bu dar yolu aradık, bulduk..  Buralarda yürümeye alışığız.. Şimdi yukarıdaki haritaya bir daha bakın isterseniz.. Çünkü biz bu tesisten Bodrum'a kadar sahilden yürüyerek tepeleri aşmış bir aileyiz :))  (Tabii bir yürüyüş grubuyla)..

 Ağaçların arasında kalan bu dar yol öyle hemen görülmüyor ama bir ucunu yakaladıysanız ilerlemek çok kolay..  ormanın içi.. patika bir yol..  yol üzerinde yerdeki  taşlar ayıklanmış ve kenarlara dizilmiş.. yola çıkan dallar düzenlenmiş..




Uzunca yürüdükten sonra bir oturma  bankı konulmuş. 




Tam da denize nazır.  
Denizden toplanmış büyük çakıl taşları ortasından delinip iplere dizilmiş 
ve dallardan sallandırılmış.. 

Orada otururken miss gibi denizi, denizin dibini, ağaçları va çakıl taşlarını kokluyorsunuz.. Müthiş..

Yol  1-2  kilometre bu şekilde açılmış. Yol ilerledikçe yolu kimin nasıl açtığını da giderek daha çok merak ediyoruz. Yürüdükçe bunu konuşuyoruz ve birden karşımıza yolda çalışan aile çıkıveriyor.. Onları çalışırken yakalıyoruz..

Karı-Koca ve bir de 17 yaşında oğulları.  Üzerlerinde tulumları kenarda  kazmalar, kürekler, çapalar, taşlar, ayaklarında dağcı botları, termosları, sulukları.. çalışıyorlar.. tanıştık..

Bu iri yarı- sağlıklı, sapasağlam, genç adamın hikayesi ;

Amerika'da yaşayan bu aile Türkiye'ye tatile geldiğinde yamaç paraşütü yapıyor..


Yamaç paraşütü yaparken dağa çakılıyor ve bacağını çarpıyor.. Bir sürü kırık ve çıkıkla yaralanıp bir hastaneye kaldırılıyor..

Tedavi süreci devam ediyor ama bir bacağı daha zayıf ve kısa kalıyor..  Nedeni kalçasındaki çıkığın farkedilmemesi ve yanlış kaynaması.. Sinirler eskiye dönmüyor. Yıllarca çok uğraşıyor eskiye dönmek için..

Doktorlar  "doğada ol ve bacağını zorla" diyorlar..  O'da tası tarağı toplayıp Bodrum'a Sea Garden'a yerleşiyor..  Tesisin imkanları nedeniyle bir ev tutmaktan çok daha iyi olduğunu düşünüyor..

O'da doğada temiz havada doğayla mücadele ederek kendini zorluyor, bacağını eski haline getirmek için mücadele ediyordu..  Hikayeyi hem üzülerek hem de hayranlıkla dinledik..

Oğulları da uzaktan eğitim alıyor ve okula devam etmiyordu. O’nun okulu doğaydı.. Daha sonra orada çalışanlardan duydum.. 17 yaşındaki oğlan ara sıra dağlara çıkıp poşetlerle çöpleri topluyor, kedileri besliyordu..  doğayla iç içe olmaya bayılıyordu.

Ben hayran kaldım ve dedim ki ;  “ne hoş.. böyle bir yürüyüş yolunu Türkiye’de kimse gönüllü olarak yapmamıştır. Bu yüzden kimin bu yolu açtığını çok merak etmiştim”.. “Biz alışığız” dedi..  Amerika’da  ilan edilir ;    “Pazar günü küreğini kazmasını kapan gelsin, bisiklet yolu yapılacak derler, herkes evde neyi varsa alır gelir ve tüm bisiklet yolları gönüllülerce yapılmıştır”  dedi..

Aynen bizdeki gibi .. :(

Emekli olduktan sonra gönüllü olmak için bir çok hamleler yaptık.. birçoğunda ilerleyemedik..  Sanırım doğru adreslere henüz ulaşamadık.. umudumu yitirmedim.. Oysa biraz da amacımız toplumdan aldığımızı topluma vermekti.

TOG- Toplum Gönüllüleri Derneği’ne  müracaat ettik..  Üniversite öğrencilerine Rehberlik yapabilirsiniz dediler.. nasıl sevindik anlatamam :))   ama öyle kolay olmadı..

Yetkililerle birçok buluşma ve sohbet gerçekleştirdik, deneyimli kişilerle konuştuk, eğitime katıldık.. artık sabrımız giderek taşıp, daha ne kadar bekleyeceğiz? niye bekliyoruz? moduna gelince,  iki yıl sonra  iki Üniversite öğrencisini bize yönlendirdiler..

Onlarla ne mi yapıyoruz?   buluşup, sohbet ediyor, gezilere katılıp İstanbul'u geziyor, bazı etkinliklere gidiyoruz. Üniversiteli gençlerle olmak harika bir şey.. Birbirimizden çok şey öğreniyoruz.   Onların hepsi toplum gönüllüsü gençler.. Kendi Üniversitelerinde, birlikte ürettikleri  projelerde çalışıyor ve görev alıyorlar. 





Kış aylarında hedefimde  bir yaşlı, bir genç, bir çocuk   gönüllü projesine katılmak var.  Küçük çocuklar için Eğitim Gönüllüleri'ne başvurdum,  10 gündür herhangi bir  yanıt gelmedi.. (Başvurunuz alınmıştır falan da olmadı :((  Bekliyorum.. gelmezse çareler arayacağım..

Geçen hafta Belediyemizin Kültür İşleri Müdürlüğü'ne başvurdum..  Müdire Hanım  "Ne olabiliiiiirrr?? ne olabiliiiirrr?" diyerek düşündü ama gönüllü bir iş bulamadı.. İletişim bilgilerimi aldı, arayacaklar ??




Oysa kahvelerimiz adam dolu.. Emekliler Lokalimizdeki tavla sayısı giderek artıyor.. yan yana gelen herkes siyaset konuşuyor.. eli cebinde "ne olacak bu memleketin hali"  modunda.. el işi kurslarımız kadın kaynıyor.. Kurdele işi, çiçek yapımı, tahta oyma, bakır kaplama, tel sarma.. ne isterseniz var.. hepsi bireysel.. topluma dönük semtimizde ne var?    


İşte durumumuz ;

Son bir yılda kentlerimizde yaşayan 18-35 yaş arasındaki gençlerin  gönüllü faaliyetlere katılma oranı ; 
Gençlerin    Türkiye'de   %5 'i   ,    Amerika'da    %71   'i    gönüllü olmuş..  Ne tezat değil mi? Dünya'nın en zengin ülkesi birçok kişiyi gönüllü yapmayı başarıyor..

Türkiye 55 ülke arasında sonuncu olmuş.
Eğer kurumlar ortaya çıkıp sadece para ile değil emeğimizle de gönüllü olmamızı açıkça isteseler, yerel yönetimlere, okullara, basına talep bildirseler, haberimiz olsa ve katılmak kolay olsa  
daha farklı olur muydu acaba?

 Yıllar önce Rotary Kulüp bünyesinde bir eğitime katılmış ve  yetişkinlere okuma yazma öğretmeyi  öğrenmiştim. Köyden kente göç eden orta yaşın üstü 6 kadın öğrencimden birinin ilk okumayı öğrendiği cümlede beni bacaklarımdan kavrayarak nasıl havaya kaldırdığını ve sevincini asla unutamam :)  Toplum için çalışmak büyük bir doyum sağlıyor öyle değil mi? 


New York'ta ikiz kulelerin yıkılışından sonra yenilenen alanın girişinde  kocaman bağış kutuları vardı ve herkes geçerken cebindeki bozuklukları atıyordu.  Müze olarak açılan bölümde ise  bu zengin ülke ziyarete gelen tüm Dünyalı'lara  "Lütfen bize 5 dolar bağış yapın"  diyebiliyordu..




Amerika bağış toplamaya çok alışık bir memleket.  Sadece gönüllülük yaygın değil, aynı zamanda bağışta  ayrı bir kategoride çok güçlü.. Biz ise sanırım sadece bağışı gönüllülük görüyoruz. Tüm yardım isteyen internet siteleri böyle...  Bize yardım edin.. tıklayın.. hesap numaralarımız :......


Bir İnternet Sitesindeki  Amerika Gönüllü Program Duyurusu ;
(Bu programlarla Amerika dışından da Gönüllü çekiyorlar)..

Öğrenci iseniz ve yoğun bir eğitim yılı geçirdiğinizi düşünüyorsanız, iyi bir yurt dışı tatilini hak ettiğinizi kabul ediyorsanız; ancak bunun için yeterince paranız yoksa Uluslararası Gençlik Kamplarının yanı sıra ABD’deki çalışarak tatil olanaklarını da düşünebilirsiniz. Volunteer USA programı ile Amerika'da gönüllü olarak bir aileye yardım edebilir, bir çiftlikte çalışabilir ya da bir hostelde yardımcı olabilirsiniz. Volunteer USA programında ortalama 20 saat aileye yardım edersiniz ve bunun karşılığında onlarda size ücretsiz konaklama ve yemek sağlarlar.




ÇALIŞMALARIN KAPSAMI : Uluslararası Gönüllü Çalışma Kampları’nda yapılan işler genellikle ustalık gerektirmeyen, herkesin yapabileceği türden, beden gücüyle yapılan işlerdir.
 Kamplar iş türlerine göre 3 gruptur :
  • Bedensel Çalışma Kampları
    Çevre düzenleme ve koruma, ağaç dikimi ve orman içi çalışmalar, arkeoloji, restorasyon, bakım, onarım, çiftliklerde çalışma, festival düzenleme, sahil temizliği, vb.
  • Kültür, Sanat ve Özel İlgi Kampları
    Fotoğraf, sinema, tiyatro, müzik, el sanatları, dans, grafik, WEB tasarımı, maket uçak yapımı, vb.
  • Sosyal İçerikli Çalışma Kampları
    Yaşlılara bakım, engellilere yardım, çocuk kamplarında gözetmenlik, evsizler, mülteciler ya da sokak çocuklarıyla çalışmalar, vb.

Amerika   2004 yılında, 62,8 milyon kişinin son bir yıl içinde, en az bir kere bir kuruma bağlı olarak gönüllü faaliyette bulunduğunu ortaya koymuş..



 Şimdi Amerika'dan bir Gönüllü Faaliyet Haberinin Özeti ;
Bir  " Bisiklet Yolu"   gönüllüler tarafından temizlenmiş.  Yolun yıllık bakımı ;  Askeri Donanmadan birileri, Meclis Üyeleri, 100'den fazla gönüllü ile birlikte yapılmış.. tüm gün birlikte çalışmışlar.. Ne mi yapmışlar?  Yabani otları temizlemiş,  çöpleri ve cam kırıklarını toplamış, bazı yerlerdeki onarımları yapmışlar..  Sonra da duyuru yapmışlar.. deniliyor ki ;  bisiklet yolu şimdi çok iyi durumda.. bu hafta sonu gidip bisiklete binebilirsiniz.. Hava inanılmaz güzel, yollar tertemiz... keyfini çıkarın..  Bisiklet yolunun dışındaki güzelliklere de bakın.. 

Hem yapılan işe hem de mesaja hayran olmamak elde değil..

Çok fazla Amerika'dan bahsettim..  çünkü beni çok şaşırtıyor.. Dünya'nın her yerinden gelen milyonlarca insanı ortak yaşam için gönüllü yapabilmek büyük başarı.. 


Biz canımızı vatan uğruna vermeye hazırız !  Emeğimizi ?   Hayır !   Vallahi çelişki var..

Ancak bu konuya ilgi duyup yazımı sonuna kadar okuduğunuza göre siz de Gönüllüsünüz..
Haydi o zaman kürekleri hazırlayın :))















Yorumlar

  1. Çok güzel bir kouya değinmişsiniz.Büyük keyif alarak okudum ve bir şeyler yapmak için hazırım.Küregim elimde bekliyorum..:))

    YanıtlaSil
  2. Azize'cim harikasın.. belki küreklerimiz bir gün aynı projede buluşur :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...