Ana içeriğe atla

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..



Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor, 
SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb...

Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !!

Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordum.. 

Arkadaşım bana   "Neden  Eczacıbaşı-Avon'a müracaat etmiyorsun, tam sana göre bir iş"  demişti.. Yıllarca  Eczacıbaşı'nda çalışmıştım ama  Eczacıbaşı'nın diğer bir kuruluşu olan Avon hakkında en küçük bir bilgim yoktu..  yine de kulağıma küpe yaptım.. :)   

Günlerden bir gün bir gazete ilanı gördüm..  Eczacıbaşı-Avon   "Bölge Satış Sorumlusu" arıyordu. 

Şimdi  "Şanslı mıyız? Peki Niye ?"  başlıklı yazımı hatırlayın..  İşte hayatımızın dönüm noktaları böyle oluşuyor.. Bu kadar basit yani :))  Yazımı Tıklayarak okuyabilirsiniz..

Mülakat için bir adres verildi. Beşiktaş-Fulya'da bir otele davet etmişlerdi.  
Hamit "beraber gideriz, zaten benim de oralarda işim var.. sen mülakata girersin, sonra buluşuruz" demişti..

Belirtilen günde sabah erkenden yola çıktık.. Otelden içeri girerken kapıda bir bilgilendirme yazısı gördük. Eczacıbaşı-Avon mülakatı tüm katılımcılar için sabah başlayıp akşama kadar devam ediyordu.  Bu nasıl mülakattı böyle..  Şaşırmıştım..  Hamit mülakat süresini öğrenince  "boşver yaaa, gel gidelim bu nasıl bir iş..  benimle gel beraber dolaşırız" dedi. " Yok yok bir girip görmek istiyorum.. sen git sonra buluşuruz"  dedim ve  O'nu gönderip içeri girdim..   Yani yeni hayatımdan içeri bu otel kapısından girdiğimi o zaman bilmiyordum :))

Gerçekten mülakat tam gün sürdü..  Neler mi yapıldı?   Mülakatı yapanlar tarafından Eczacıbaşı-Avon Firma tanıtımı,  işe müracaat edenlerin hepsiyle birden yapılan iki grup tartışması, ikna süreci, kendini gruba tanıtma, Eczacıbaşı-Avon'u neden istiyorum?,  konusunda bir konuşma..  yine mülakatı yürütenler tarafından işin avantaj ve dezavantajlarının sunumu ve biz katılımcıların bunlar arasından seçtikleri kendisine en yakın ve en uzak maddelerin sunumu.. 

Salonda tüm bu seansları gözlemleyen iki kişi vardı.. sürekli not alıyorlardı..  tüm bu seanslar bittikten sonra bir ara verildi ve herkes dışarı alındı.  Bir saat sonra bire bir mülakata devam edeceklerin isimleri açıklanacaktı.

Çok heyecanlıydım.  Etrafta neler olup bittiğini anlamak için çaba sarf ediyor, gözlemliyordum ama burası bana çok yabancıydı. Rahat değildim, heyecanlanmıştım. Çünkü işe müracaat edenlerin içinde Avon Temsilcileri vardı. Bu kişiler işi çok iyi biliyor, ürünleri çok iyi tanıyorlardı.. Ben ise bir cilt bakım ürünü bile kullanmıyordum :((   Beni mi alacaklar?  işe çok hakim bir sürü insan var.. diye düşünüyordum..

Bir saat sonra herkes durumunu öğrenmeye gittiğinde mülakata devam edecek kişilerin adı açıklandı.. Bu açıklanan 3-4 kişinin adının içinde benim de adım vardı..  Çok sevinçliydim..  Bir yola koyulmuştum ama ne olacak hiç bilmiyordum.. Bu 3-4 kişi tek tek mülakata alındı ve esas görüşme o zaman yapıldı.  Mülakatta birlikte çalışacağım yöneticim  Feryal Hn.  ve bir IK  yetkilisi vardı. 

Görüşme her zamanki gibi  "biz size haber veririz"  denilerek sonlandı.. Şimdi bu görüşmede işi daha iyi anlamıştım.. Yıllarca okulu bitirdim.. Satış, Satış, Satış.. demiştim.. acaba şimdi tam zamanı mıydı?  bilmiyordum..  İş çok hoşuma gitmişti..  Mesai saati vardı ama kendi planımla ve ofis olmadan çalışacaktım..  Her satış şirketindeki gibi hedeflerim olacak ve bir ayda bu hedefleri gerçekleştirmek için çalışacaktım..  İyi :))

Aradan ne kadar süre geçti hatırlamıyorum ama çok beklememiştim sanırım. Bir gün telefonum çaldı ve Eczacıbaşı-Avon'dan  tekrar arandım.. son bir görüşme için tekrar çağrılıyordum..  Bu sefer sadece yöneticimle  bir pastanede buluştum.   Feryal Hn.  profesyonel iş hayatından gelen bir Kimya Mühendisi'ydi ama O'da satış işindeydi.. Bu beni sevindirmişti..    

Bu görüşmede bu sefer işin biraz daha detaylarına girerek  bana aynen şöyle demişti.  "Bizim işimiz masa başında oturmaya benzemez..  karda, kışta, yağmurda, çamurda sokaklarda olacaksın.. ağır çantalar taşıyacaksın.. ev kadınlarıyla birlikte çalışacaksın.. eğer bu işe uygun hissetmiyorsan hiç başlama.. yazı klimalı bir ofis, kışın sıcacık bir ortam olmayacak.. evde devamlı telefonlar çalacak.."..    

Hiç alışık olmadığım işlerdi.  Yıllarca hep güzel ofislerde  klimalı, kaloriferli sıcacık yerlerde çalışmıştım.. Ama benim yapamayacağım bir iş değildi.. Öyle hissediyordum.. Bu nedenle de konuşmaya bir soru ile devam etmiştim..  " Peki bu saydığınız şekilde çalışan, bu işi yapan  kaç kişi var? "..   Yöneticim   "yaklaşık  60 kişi bu işi yapıyor"  dedi..  Cevabım  "Eğer 60 kişi yapabiliyorsa ben de yapabilirim"  oldu..  ve işe kabul edildim.. :))


Nereden bilirdim?  Böyle başladığım işimde 15 yıl çalışacağımı !!  Hem de ne şartlarda ...

İşin Avantajları nelerdi?

Eczacıbaşı-Avon çalışanı olmak
Kadınların kadınlar için çalıştığı şirkette çalışmak
Kadınları desteklemek ve para kazanmalarını sağlamak
Geniş bir sosyal çevreye dahil olmak
Yeni insanlar tanımak
Mesai saati  08:00-17:00  olmasına rağmen esnek çalışma saatleri
Ofiste çalışılacak olmaması
Araba verilecek olması ve  diğer haklar  (maaş + prim vb)..

Dezavantajları nelerdi?

Esnek saatlerin eve yansıyan kısmı, mesai kavramının olmaması
Evde sürekli çalan telefonlar, gece ve haftasonu çalışma
Sürekli sokaklarda dolaşarak çalışma
Hedef odaklı stresli çalışmak
Tanımadık kişilerin evlerine girmek, kapılarını çalmak
Sokaklarda yoldan geçenleri durdurmak ve konuşmak..


Bu işi kabul ettikten 14 yıl sonra işime ilişkin yazdığım ve Avon'da bir dergide yayınlanan yazı sanırım tam işimi nasıl gördüğümü anlatacaktır.. 

İşte o yazı :

Takım Öncülüğü Sistemi ve
Satış Eğitim Müdürü

Arda Ulusoy  ile 5 dakika






Avon’a nasıl başladınız?
18 yaşında başladığım iş hayatım boyunca çeşitli görevlerde bulundum. Hem farkli sektörlerde hem de farklı kurumlarda çalıştım.  İş hayatımda 20 yıl sonunda bir hayal kurmaya başladım.

Hayalimde yapmak istediğim iş ; ofis dışı ortamlarda, kafelerde bile iş kadını olarak iş yapabilmek, bir firmanın çantasını taşımak ve seyahat etmekti. İlk bakışta basit bir hayal gibi görünebilir, benim için anlamı büyüktü. Bu hayal aslında özgür çalışma ortamı, her  ortamda  devam eden profesyonellik ve daha geniş bir coğrafyada çalışmak ve etki alanımı genişletmek anlamına geliyordu.

Bir hayalim vardı ama bunu nasıl gerçekleştireceğimle ilgili bir fikrim yoktu.  Gazete ilanında Avon’u gördüm ve müracaat ettim. Avon’daki hikayem boylece 37 yaşımda başladı.   Böylece kendime yeni bir hayat kurabilme şansına sahip oldum. Normalde eleman arayanlar belli yaş gruplarını tercih ederken Avon’un gelişim ve çabayı önceliğine alarak kucak açması ile hayallerime kavuşma yolculuğum başladı.

Avon’da hangi görevlerde bulundunuz? Nasıl ilerlediniz?
14 yıldır Avon’da çalışıyorum . 1997 yılında Bölge Satış Sorumlusu olarak işe başladım.  O yıllarda henüz Takım Öncülüğü sistemi yoktu.  Bölgemde tek başıma çalışıyordum. Çok kısa bir süre sonra sistem değişti ve ben Takım Öncüsü başlatarak ekip kurma şansına sahip oldum.  Temsilcilerim arasından  24  Takım Öncüsü başlattım.  Bu ekibimle Avon’daki ilk yılımın sonunda Türkiye Birincisi olarak sahneye çıktım.

Hayallerim adım adım gerçekleşmeye başladı.  Artık her türlü ofis dışı ortam benim çalışma alanımdı ve elimden Yeni Temsilci Geliştirme 'nin sembolü olan çantamı  bırakmıyordum, bu benim şirket çantamdı..

2 yıl Bölge Satış Sorumluluğu yaptıktan sonra Bölge Satış Şefi olarak atandım. 5 yıl boyunca İstanbul’un Avrupa yakasındaki tüm bölgelerini yönettim. Ekibim ve ben TÖ sistemindeki fırsatları çok iyi kullandık ve başarılı olduk.

2000 yılında Bölge Satış Müdürü olarak atandım. Türkiyenin yarısı olan bir coğrafyayı yönetmeye ve farklı bölgeler ve kültürlerle tanışmaya başladım. Böylece seyahat etme hayalimi de gerçekleştirmiş oldum, daha geniş bir etki alanı kurmayı başarmıştım.

Türkiye’yi doğudaki sınır bölgelerine kadar tanıdım. Bakış açımda büyük değişiklikler oldu. Doğudaki kadınların gücünü, isteğini ve çabasını gördükçe,  Avon’un herkese kucak açan kazanç fırsatlarına daha da büyük hayranlık duymaya başladım.. işimi daha geniş bir pencereden seyrettim..

Son 4 yıldır Takım Öncülüğü Sistemi ve Satış Eğitim Müdürü olarak çalışıyorum. İşimiz hem Takım Öncülüğü sistemini geliştirmek, adapte etmek, en iyi uygulamaları geliştirmek hem de eğitimler sağlamak. Takım Öncülerimize sınıf eğitimleri hazırlıyor ve onların işlerini daha kolay yapabilmeleri için destekliyoruz.

Temsilcilerimizin eğitim kitapları ve tüm eğitim dökümanlarını hazırlıyoruz, saha ekibimizin gelişimi için eğitimler hazırlayıp veriyor ve koçluklar yapıyoruz. Ayrıca internet üzerinden eğitimleri arttırıp geliştirmeye çalışıyoruz.  İşimizi geliştirmek üzere projelerde yer alıyoruz.

Zorlandığınız zamanlar oldu mu?
Her yeni görevde ve değişimde farklı zorluklarla mücadele etmem gerekti,  işim beni her zaman zorladı.  
İşimiz hızla gelişirken sürekli onun hızına ayak uydurmam gerekti. Sürekli olarak öğrenmeyi devam ettirdim ve hızlı oldum, öğrendiklerimin hepsini hızla hayata geçirdim.

İşinizi yaparken en çok hoşunuza giden şey nedir?
Avon’u çok kalabalık bir aile olarak görüyorum. İçinde ne çok hikaye var..bazılarını anlatırken gözüm yaşarıyor...bazılarında gurur duyuyorum. Sahneye çıkan kadınlarımızı alkışlarken kendi kendime düşünüyorum..biz kadınlar daha önce bu coşkuyu ve gururu  nerede yaşamıştık diye.. bulamıyorum.. geliştiren, yapılanı takdir eden, destekleyen bir şirkette çalışmak ve kadınların hayatına katkıda bulunmak bana gurur veriyor ve beni daha da güçlendiriyor. 


------


Yukarıdaki yazıda anlattığım tüm işler yok oldu gitti, zamana dayanamadı..:))   Ne fikirler, ne şunlar, bunlar kalmadılar.. Endişeler, titizlikler,  tartışmalar, mücadeleler, ikna süreçleri, zorlanmalar,  zaman sınırları, planlar, planlar, planlar....   hepsi yok oldular...

Geriye ne kalır ki?   Hiç mi bir şey kalmadı iş hayatımdan ?   Geriye kalan  şahane ve  unutulmaz bir anı deposu,  şahane bir dost meclisi,  şahane bir arkadaş gemisi .. şahane kız kardeşlerim..

Ne çok birbirimizin elini tutmuş, ne çok birbirimize yaslanıp ağlamışız.. Ne çok sevinç çığlığı atıp, ne çok horon tepmişiz..  Ne çok uykularımız kaçmış,  ne çok konuşmuşuz.. ne çok paylaşmışız..

İşe başlarken  neler olacağını nereden bilebilirdim..  
Avon benim hayatımın rengi oldu..  İyi ki o görüşmeye gitmişim ve iyi ki kabul edilmişim.. 

Mülakattan hemen sonra Hamit'e  müjdeli haberi verdim..  "Hamit'çim ben ayrılıyorum.. ofis ve Mali Müşavirlik senin olsun :))  Ben yeni  işime başlıyorum :))"...   ve o gün son kez ofiste birlikte çalıştık.. Böylelikle  Hamit'e çok sürpriz olan bu ayrılık gelip kapıya çatmıştı.. "Hayırlı olsun" dedi ve beni her zaman olduğu gibi seçtiğim yolda yıllar boyunca  destekledi..

Merhaba  Eczacıbaşı-Avoonnnnn  ve  yeni hayatım....





Yorumlar

  1. Sayenizde 1998 yılına gittim bu sabah..
    Otelin kapısından mülakat için girerken yeni hayatıma adım attığım derinlerde hissediyordum.
    Farklı zamanlarda, farklı şehirlerde , farklı insanlarla ve farklı mekanlarda yapılan görüşmeler ile kardeşlerim seçilmiş iyi ki.
    Beni bulmamı saglayan, hayatıma anlam katan, sihirli değnek le dolasiyormus hissi veren ( tüm zorluklara rağmen ) hayatımda hep var olacak harika insanlarla tanışma mı sağlayan- vesile olan işim .
    İyi ki varsın AVON...
    Tüm zorluklara, susssmayan telefonlara, ayaz ve kavuran sicaklara, faks cilesine, bir yılı 14 ay yaşatmaya, kilometrelerce yol gitmeye rağmen. .
    Her toplantida yeniden dogmamizi saglayan, her eylem planinda dunya yi fethederiz duygusuyla sahaya akan, her basariyi takdir eden, kadinlarin hayatinda yarattigin mucizelere tanik olmani saglayan Avon...
    İyi ki varsın- ız.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Funda ne güzel anlatmışsın.. eline sağlık.. sevgi emektir :))

      Sil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...