Ana içeriğe atla

Eyvah ! Her şey değişiyor...






Eczacıbaşı'nda yönetim değişikliği oluyordu.




Benim Genel Müdürüm  Şenol Bey  Eczacıbaşı İlaç'a  Levent'e gidecek,  Yönetim Kurulu Üyesi ve Danışmanı olacaktı.  


Emekliliği çoktan gelmiş ama görevine uzun süre devam etmişti. Eczacıbaşı'nda yönetim böyleydi..  Görev süresi bitip emekli olanlar Yönetim Kurulu'na alınıyor ve buradaki görevleri kurum içinde yine devam ediyordu..  


Yani Eczacıbaşı kendisine yıllarca emek verenleri yine kurum içinde tutumaya devam ediyordu..


Şenol Bey'in  yerine ise yurt dışından yeni dönmüş olan Sedat Birol geçecekti. Sedat Bey geldiğinde bizim fabrikanın yanındaki  Eczacıbaşı'nın antibiyotik hammaddesi üreten şirketinde Genel Müdür olarak atanmıştı ve iki yıldır burada çalışıyordu.  

Şimdi daha büyük bir şirkete Genel Müdür olacak ve her iki şirketi de yönetecekti..  Özgün Kimya antibiyotik üreten,  üretimde de yılların tecrübeli elemanlarının çalıştığı yönetimi küçük bir şirketti. Oysa Eczacıbaşı-Baxter Amerikan ortaklı kocaman bir şirketti, hızla büyüyordu..


İlk işe başladığı aylarda asistanı olmadığı için Sedat Bey'le ben ilgileniyordum.. Ne kadar değişik bir yöneticiydi.. Bir kere çok gençti.. Çok rahat ve sevecendi, çok güleryüzlüydü.. Tenis oynuyordu.. müzik dinliyordu.. evinin yer kaplamasını ses geçirmez yaptırıyor, yüksek volüm müzik dinlemeyi seviyordu.. 






Hala Eczacıbaşında görev yapıyor.. Şimdilerde Eczacıbaşı Sağlık Grubu Başkanı..

Sağlık Grubu Başkanı                                                                                 
Sedat Birol
1955 yılında doğan Birol, lisans eğitimini Almanya’da Aachen Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde tamamlayarak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Florida Atlantic University’den Organik Kimya dalında yüksek lisans derecesi aldı. 

Sırasıyla, Bayer Türk, Process Products (ABD), ICC Chemicals (ABD) kuruluşlarında çalıştıktan sonra 1990 yılında Eczacıbaşı Topluluğu’na katıldı. 

1990-1994 yılları arasında Eczacıbaşı Özgün Kimyasal Ürünler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de, 1994-2001 yılları arasında Eczacıbaşı-Baxter Hastane Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.’de ve 2001-2004 yılları arasında ise Eczacıbaşı İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de Genel Müdür olarak görev yaptı. 2004 yılı Ocak ayında Eczacıbaşı Sağlık Grubu Koordinatörü görevine atandı. Sedat Birol, halen Eczacıbaşı Sağlık Grubu Başkanı olarak görev yapıyor.























Bu görev değişikliği duyulduğunda değişimin başlayacağını anladık..  


Şenol Bey Levent'teki ofise geçecek ve kadrosu olmayacaktı..  
Yani beni geride bırakacaktı..  11 yıldır birlikte çalışıyorduk..   
Eczacıbaşı yılları için tıklayın ...


Bu dönemde artık değişim günü yaklaşırken bir gün Sedat Bey beni yandaki fabrikaya görüşmeye çağırdı.  Bu haberi alır almaz Genel Müdürüm Şenol Bey'in yanına gidip bilgi verdim.. Oturdum, biraz konuştuk..  "Sedat seni Özgün Kimyasal'a istiyor, buraya kendi asistanıyla birlikte gelecek" dedi.. 


İyi tamam da  "Üniversieyi de bitirdim sayılır.. ben artık satışa geçmek istiyorum"  deyince Şenol Bey "satışa geçip ne yapacaksın .. orası çok kıymet bilmez yapamadığında emeklerini unuturlar, otur rahatça paranı kazan, Sedat'la çalışmak iyidir"  dedi.. İçime sinmiyordu.. SATIŞŞŞ  istiyordum.. 


Şu anda düşündüğümde o zaman bu kararımda beni neyin etkilediğini hiç hatırlamıyorum. Aklımda bir iz kalmamış. Sanırım okulumu  Pazarlama-Satış dalında bitirmiş olmamdan kaynaklanıyordu.. Bir atlama yapabilirdim ve bu koşulları zorlamak istiyordum.. 


Görüşmeye gidene kadar  arkadaşlarımdan da fikirler aldım.. ve görüşmeye gittim...


Sedat Bey'in odasına heyecanla ama kendime güvenle girdim.  Sedat Bey hayatının nasıl geliştiğini, Eczacıbaşı'ndaki bu görevi kendisi için hiç düşünmediğini, aklına bile gelmeyen bir görev olduğunu söyledi.  Bundan böyle her iki fabrika ve şirket kendisine bağlı çalışacaktı. Her iki tarafın da yönetimiyle uğraşacağı için beni de bu fabrikada kendisinin problemlerini çözecek bir aracı olmam için istiyordu.  Benimle az da olsa çalıştığını, beni az çok tanıdığını, bu iş için bana güvendiğini belirtti.. Kendi asistanımla birlikte yer değiştiryorum çünkü iki yıldır birlikte çalışıyoruz, O'na alıştım.. titiz bir insanım ve O da beni tanıdı.. dedi.. 


----

Yasemenle birlikte 2 yıldır çalışıyorlardı. ve Sedat Bey Yasemen İngilizcesini geliştirsin diye ona 6 ay izin vermiş ve Yasemen İngiltere'ye gitmişti.. Dönünce de yine aynı görevle işine başlamıştı. Bunu kaç yönetici yapabilir?   Sedat Bey böyle bir yöneticiydi..  ancak  birkaç yıl sonra  Yasemen'in işinden ayrılıp başka bir şirkete daha iyi bir maaşla gittiğini öğrendim..

Ben  Eczacıbaşı'ndan ayrıldıktan birkaç yıl sonra fabrikayı  ziyarete gittiğimde Sedat Bey'le karşılaştık..  Yasemen'in ayrıldığını söyleyip  "bankalar da fazla faiz geliri dağıtabilir ama kendimizi en güvende hissettiğimiz bankaya para yatırırız"  demiş ve kırıldığını ifade etmişti.. :((  Sedat Bey bırakılıp gidilecek bir yönetici değildi.. 

----

Şimdi tekrar Sedat Bey in odasına dönelim.. 


Ben de   emek verip, mücadele edip okulumda son sınıfa geldiğimi, bitirmek için birkaç dersimin kaldığını, Satış bölümünde çalışmak  istediğimi ve yeni kadrolara da ihtiyaç olduğunu bildiğimi söyledim.  Sedat Bey de 17 yaşında Almanya'ya oradan da Amerika'ya gidişini anlattı. Arkadaşlarının aynı okullarda okuyup alüminyum işi yaptıklarını, insanların hep eğitimini gördükleri konuda bir işte çalışacaklar diye bir kural olmadığını söyledi.. 


Ben de kafamda başka bir alternatif geliştiremediğimi, sadece satışta çalışabileceğimi söyledim..


-Şunu mu demek istiyorsunuz?   " ya satışta çalışırım ya da giderim!"..

-Evet öyle..    dedim..  

Sedat Bey'in yüz ifadesi birden bozuldu. Ancak sonra toparladı ve beni ikna etmeye çalıştı. Bana önerilen işin çok tatmin edici olduğunu, orada çalışırken burayı düşünmek istemediğini, burayı derleyip toparlayacak birine ihtiyacı olduğunu, kendisine bağlı çalışacağımı, işi öğrenmenin çok zaman aldığını, halbuki bu büyük sorunu benimle çözebileceğini söyledi. Kabul etmediğiniz takdirde benim için büyük bir problem var demektir, halletmem gereken çok sorun var.. dedi..


-İsterseniz biraz düşünün..  dedi..

-Ne zaman cevap vereyim?  diye sordum..
-10 dakika sonra.. dedi .. Gülüştük.. Pazartesi gününü kararlaştırdık.. 

Kısa bir muhasebe yaptım..  Şirketten ayrılsam da kalıp diğer fabrikaya geçsem de  tazminatımı alıyordum.  Çünkü bir şirketten diğerine geçiş yapacaktım. Şirketler kıdem tazminatını devretmiyordu, sıfırlıyordu.. Tekrar başladığımda da ücretim aynı seviyeden devam edecekti.  Bu benim ekstra bir toplu para almam demekti.  Tazminatımı almış olmama da istediğim zaman  özgür olmam anlamına geliyordu :)


Satış için bastırmış ama bir şey elde edememiştim..  ancak rahatım iyiydi.. şu anda maceraya atılacak durumda değildim.. Emlak Bankası'ndan ev almıştık ve taksitlerini ödüyorduk.. 


25 Temmuz 1994  Pazartesi..  günü Sedat Bey'e telefon açtım..  "Çalışmaya devam ediyorum, ve diğer fabrikaya geçmeyi kabul ediyorum..!."  dedim.. 



Aynı bahçe içindeki iki fabrikada,  birinden ötekine geçtim..



Belki şimdi istediğimi elde edememiştim ama ilerde neler olacağını kim bilebilirdi?  

Gemi limana varamamış olabilir ama  vazgeçmez ve rüzgarı iyi değerlendirirsem bir gün varma ihtimalim olacaktır..  :))

Bu yüzden yıllar içinde saatime değil  hep pusulama odaklandım.. 
Bu yüzden 35 yaşımda öğrenci olmam çok mantıklıydı..


Eczacıbaşı'nda güzel bir ortamda çalışıyordum.. ama hala hayallerim vardı..  Satış'a geçmeyi başaramamıştım..  Ancak  1994'teki bu görüşmeden  3 yıl sonra  SATIŞ  hayalim gerçek oldu..  :))

Önce  Eczacıbaşı'nda çalışırken  Üniversiteyi bitirdim....1995..  35 yaşındaydım..
Eczacıbaşı'ndan ayrıldım 1996..

Sonra  yeniden  bu sefer Eczacıbaşı_AVON'da işe girdim-  Yıl 1997..  37 yaşındaydım.. 
İşe girdikten bir yıl sonra emekli oldum - 1998..   
Emekli olup aynı yerde çalışmaya devam ettim.. 
Emekli olduğumda iş hayatımda 21 yılımı tamamlamıştım.. 38 yaşındaydım..

veeee  emekli olduktan sonra  16  yıl  daha SATIŞ'ta  sırasıyla,
Bölge Satış Sorumlusu,  Bölge Satış Şefi,   Satış Geliştirme Eğitim Yöneticisi,
Bölge  Satış  Müdürü,  Satış Eğitim Müdürü olarak çalıştım. 

Böylece  16 yıl boyunca  içinde   SATIŞ  olan   4 farklı pozisyonda  doyasıya  çalıştım..


Yıllar ben  azimle ve severek  çalıştıkça beklediğimden daha fazlasını verdi..  










Yorumlar

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...