Ana içeriğe atla

2014 Yılının Nasıl Geçtiğini Gör..



2014 Yılı çok hareketli geçti. Zaten öyle geçmesi için planlar yapmıştık.. 
Canımız sıkılmasın istemiştik.. Öyle de oldu.. Emeklilik başka türlü olmaz ki :))

Yılın ilk günlerinde  hadi Hamit "giriş katında müstakil değiliz, başka bir ev bakalım"  diyerek  giriş katında olan dairemizi değiştirdik.  Yine aynı sitede yan blokta 7. kata taşındık.  Bu taşınma işini Dünya Seyahatine 15 gün kala gerçekleştirdik. Hamit'le aynı anda aynı hızda karar almak ve uygulamak müthişti..

Bir taşıma şirketi ile anlaşıp elden ele eşyaları kolayca taşıyıp akşamına yerleştik :))  Şimdiye kadar bu kadar hızlı hiç olmamıştık..  Bir an evvel taşınalım ve seyahate aklımız rahat çıkalım diyerek bu kısıtlı zamanda bayağı yoğun günler geçirdik.. ve evimize yerleştik..  
Bu hızımızla herkesleri şaşırttık :)



                                       <<<<<>>>>>>>


2013 yılında yaptığımız Dünya Seyahati planımızı  24 Ocak'ta New York'a uçarak başlatmış olduk.

New York, Miami, Orlando, Bahamalar,  Rio De Jenario, Buenos Aires, Los Angeles, San Diego, Hawaii, Yeni Zellanda,  Sydney, Singapur,  Phuket, Hong-Kong' u  53 gün boyunca dolaştık..

Dünya Seyahati  Planımız için tıklayın..  


24 Ocak'ta çıktığımız yoldan Dünya'nın etrafında bir tur atıp 17 Mart'ta döndük..


Dünya Seyahati anıları..





                                         <<<<<<<>>>>>>>>


Mart ayında dönünce evde yapılacak küçük eksikleri ve tamiratları, tadilatları tamamlayıp eş, dost, akraba ile hasret giderip Bodrum'a gittik. Gezince yorulduk :)) dinlenmek için Nisan sonunda Bodrum'da şansımıza şahane bir havayla denize bile girebildik..



2014 Bize Dünyanın farklı denizlerinde kış aylarında yüzme fırsatı verdi.  

Dünya'nın kuzeyi kışı yaşarken güney yarı kürede denizlere girdik, güneşlendik.. 

Dünyanın dört bir yanında  denizlerle, okyanuslarla tanışmış olduk..  


                                                      <<<<<<>>>>>>
Seyahate çıkmadan önce dönüşte alacağımız rol için müracaat etmiş, yerel seçimler için Müşahit olarak yazılmıştık..  Bize de görev düştü..   30 Mart'ta yerel seçimlerde seçim sandığımızın sonuçlarını alana kadar işi bırakmadık.  Beylikdüzü Belediyesi çok beğendiğimiz ve gönlümüzü fetheden bir yönetime ve Başkana kavuştu.. 



Ekrem İmamoğlu'nun görevi  AKP'li Başkan'dan devralacağı gün Belediye'deydik.. 
Liseli gençler sahneden müzik yaparken Başkanımız  "Bundan sonraki seçimlerde sadece partimin değil herkesin oyunu istiyorum, herkesi kucaklayacağım"  dedi..  
İşte budur dedik.. O'nu izlemeye devam edin :))

Beylikdüzü'nün amblemini  değiştirdi..  Önerilenleri oylamaya sundu ve  Halk oyuyla Kırlangıç seçildi.. 
 "Daima Özgür, Daima Mutlu"....
Yaşadığım yeri çok seviyorum..  



                                                          <<<<<<>>>>>>

Arkadaşlarımla çoook önceden tarihini belirlediğimiz Kapadokya gezisi yaptık..  Mayıs ayının başında hep birlikte uçaklara atlayıp Kapadokya'ya gittik..  Her yerleri altını üstüne getirip gece gündüz demedik..  Akşam olunca sohbetler, süslenmeler, eğlenceler, güneşi batırmalar, alışverişler.. 
Zaman nasıl geçti anlamadık.. 
Ben gece geç saatlere kadar oturunca hastalandım ama akşamına beni ayağa kaldırdılar :))



Hemen yıl içinde tekrar  bir buluşma için tarih belirledik :))  
Dönünce hemen bu sefer Diyarbakır uçak biletlerimizi aldık.. 

                                                       <<<<<<>>>>>>

13 Mayıs'ta  Beylikdüzü Rotary Kulübü'nde Dünya Seyahati'ne nasıl hazırlandık konulu bir sunum hazırladım ve sundum..  Sadece hazırlıkları anlatmak 1 saat sürdü..  Geziyi anlatmak haftalar alırdı sanırım :))  
Herkesler hazırlıklara şaşırıp, yok böyle iki sırt çantasıyla gidemezdik,  
bu hazırlığı yapamazdık"  diye yorumlarda bulundular :))  
ama herkeslerde başını alıp gitme isteğinin depreştiği kesin :))





                                     <<<<<<>>>>>>




2013 Yılında başladığımız Toplum Gönüllüleri  Vakfı  ile bağlantımız çeşitli eğitim, görüşmeler ve bir araya gelmeler şeklinde devam etmişti..  Hamit ve bana  Üniversite Öğrencilerine rehberlik yapmak, görüşmek, oturup konuşmak, İstanbul'u keşfetmek, birlikte zaman geçirmek için  
iki öğrenci verdiler.. 



Sonunda bir kız bir erkek öğrenci ile tanıştık.. birlikte Taksim'de oturup konuştuk. 
Biri Yıldız Teknik'te diğeri Cerrahpaşa'da.. biri  Hatay'lı biri Elbistan'lı... 


Onlar Türkiye'nin eğitimde en başarılı çocukları..  
Endüstri, Makina, Bilgisayar Mühendisleri.. Tıp Fakültesi öğrencileri..  Hepsi de Türkiye'nin farklı bir yerinden farklı bir okulundan gelmiş..  Ailelerinden uzaktalar..
İstanbul'da öğrenci arkadaşlarıyla kalıyorlar.. Kimi yurtta, kimi evde...

Bizim için müthiş bir deneyim oluyor. Bu yaştan sonra gençlerle birlikte, onların arasında olmak, birlikte bir şeyler yapmak gerçekten harika.. Her konuda konuşabiliyoruz, sohbetler şahane..  
Onları çok seviyoruz..   



                                                     <<<<<<>>>>>>

                     
10 Haziran'da havalar ısınmaya başlayınca annemle Avşa'nın yolunu tuttuk..  Kış boyunca kapalı kalan bu yazlık evimizin bahçesini belledim, çiçekler diktim, temizlikler yaptım, alışverişler yapıp yemekler pişirdim, yağlı boyayla demir bacaklı masa saldalyeler boyayıp, mutfak dolaplarını zımparalayıp cilaladım.. 

Bir aya yakın zaman kaldım.. :))   Bir dakika durmadım..   Ana-kız birlikte olduk, özlem giderdik.. Uzun zaman birlikte aynı evde yaşamak farklı bir şey.. Haziran sonunda Hamit geldi.. O'da biberler, domatesler ekti, bir hafta da birlikte kalıp İstanbul'a döndük..  



Avşa'da ramazan nedeniyle sezon geç başladı.. Keyfini biz çıkardık :))





                                                    <<<<<<>>>>>>


Ağustos'un ilk haftasında benim hem Ortaokul hem de  Lise'de sıra arkadaşım Sevgi ve eşiyle birlikte Karadeniz Turu'na çıktık..   Samsun, Ordu, Trabzon, Rize-Ayder, Gürcistan/Batum..






Birlikte olduğumuzda çok güzel vakit geçirdiğimiz arkadaşlarımızla gezmeler, okey oynamalar, sohbetler, raftingler, teleferikler, yaylalar, ayranlar, balıklar, kuymaklar, mısırlar...  

Hele turdaki enteresan dostlukları da ekleyince tadına doyulmaz bir hikayeydi.. 





                                                   <<<<<<>>>>>>


Karadeniz'den döner dönmez  Cumhurbaşkanı seçimleri vardı.  Yine görev aldık, sandık başında Müşahit olduk.. . Sandığımızda günün sonuna kadar tüm oyların sayımında bulunduk..  

Beylikdüzü bölgesinde alınan sonuçlar şöyle oldu..





                                                          <<<<<<>>>>>>




Seçimden hemen sonra Avşa'ya gittik.. Bu kez tam da kalabalık mevsimdeydik ama farketmezdi. 
Yine yanımızda arkadaşlarımız vardı.  Bu sefer Hamit'in Üniversite'den arkadaşı Vedat ve ailesiyle birlikteydik..  Ne mutlu bize ki ;  yıllarca süren arkadaşlıklarımız olmuş :))



Tarihleri birlikte ayarlayınca harika oldu.  Yaklaşık 10 gün boyunca Avşa'da tatil yaptık.. Pek denize girmedik ama her gün Çınar altında tavla oynamayı,  yürümeyi, halden alışveriş yapmayı, fırından kurabiye almayı, langırt oynamayı, teknede balık-ekmeği  ihmal etmedik.. 







                                                              <<<<<<>>>>>>


Dünya Seyahatimizle birlikte aldığımız Çeşme Sheraton'da  30 gün konaklamadan kalan 16 gecenin 10 gecesini hemen Eylül başında kullanmak üzere Çeşme'ye gittik..  Geçtiğimiz yıl da 15 gün kadar Çeşme'de kaldığımız için aynı düzenimizi kurduk..  Herkesler ya sahilde ya havuz başında güneşlenirken biz çimlerde bir ağaç altında keyif yaptık..


                                    Ben Türkiye'nin hiç bir yerinde böyle kum ve  plaj görmedim :))



Akşamları yakındaki bir çay bahçesinde tavla oynamayı ihmal etmedik. Alaçatı'yı Eylül'de size anlatamam.. En güzeli herkes işine dönmüşken sakin sakin pazarlarda dolaşmak, 
sokakları seyretmek, kafelerde dinlenmek..




Bir ara birkaç günlüğüne İstanbul'a döndük.   Gelinimiz Oya'nın kardeşinin düğününe katıldık ve hemen sonrasında tekrar Çeşme'ye döndük..  Bu sefer arabayla gittik..  Niyetimiz Çeşme'den sonra arabayla konaklaya konaklaya Bayram'da Bodrum'a varmaktı..

Konaklama yerlerini Booking.com'dan ayarladık ve çok ekonomik ama harika bir 5 gün geçirdik..





Bodrum'da en sevdiğimiz koya Yahşi'ye yerleştik..  Mevsim Eylül sonu olduğu halde deniz inanılmaz güzellikteydi.. Burada da arkadaşlarımızla buluştuk ve her gün birlikte olduk..  Bayramı birlikte geçirdik.. Deniz, güneş, tavla,simit, denizin üstünde oturmaca, iskeleden atlamaca,  Yalıkavak'ta manzara, Yahşi'de deniz , Bitez'de balık.... yanımızda sevdiklerimiz...

Hiç planımızda yoktu Çeşme'den İstanbul'a dönecektik..   
ama iyi ki Oya ısrar etmiş de  Bodrum'a gelmişiz dedik.. :))  


                                             


                                                 
                                                   <<<<<<>>>>>>


Döner dönmez bavullarla birlikte Silivri'ye gittik. Çünkü 1 yıllığına eşyalarıyla kiraya verdiğimiz evimiz boşalmıştı. Yani kiracı  "okullar açıldı, biz dönüyoruz"  diyerek erkenden evi bize bıraktı :))
Evimizi bu şekilde ilk defa kiraya verdiğimiz için merakla döner dönmez kapımızı açtık..

Hemen evin altünü üstüne getirip temizlik yapmak için harekete geçtim..  İki  yardımcı ile birlikte yerinden oynamadık bir eşya bırakmadık.. Tüm koltukların minderlerin kılıflarını söktük.. Ben akşama kadar sanırım 10 makina çamaşır yıkamışımdır.. Eeee bu kadar gezmeden sonra şimdi çalışma zamanı :))  Ama onu da çok severek yapıyorum...

Akşam olduğunda ev bizimdi artık..  eskisi gibiydi..
Şimdilerde sadece bazı hafta sonları gidip geliyoruz.. Yazın artık bizim.. evimizdeyiz görünüyor.. Böyle gezgin bir yılda en akıllıca işi yapıp evi boş tutmadık.. 



                                                       <<<<<<>>>>>>

Arkadaşlar telefon ettiler..  Büyükçekmece'de Salsa dans kursuna gidiyorlarmış. Biz de başladık.  4-5 Arkadaş Salı günleri güzel vakit geçirdik. İkinci derste Hamit'te bize ilave oldu ama benim partnerim olamadı :))  Erkek katılımcılar çok az olduğu için ortak kullanıma tahsis edildi :))  4-5 ders sonra doygunluğa ulaştık.. herkesin tekrarlardan hevesi kaçınca yine birlikte ayrıldık..

 İyi oluyordu çıkışta Büyükçekmece Gölü kenarında kahve içiyorduk..
 Yine içeriz.. hepimiz aynı yerde 5 dakikalık mesafedeyiz..





                                          <<<<<<>>>>>>


Eylül'de İSMEK kursları başlayınca koşturarak Kültür Merkezimize gittik.  Boş yer kalmamıştı.. Sık sık gidip kontrol ederek yeni açılmış sınıflarda şansımızı aradık.  Sınıflar doldu denilince nasıl üzüldüm anlatamam.. Bu Kültür Merkezine gelmek bir heyecan..  Kütüphanesi, sınıfları, ihtişamı, kültür faaliyetleri, dergileri, gazeteleri, interneti..





Sonunda amacımıza ulaştık. Ben ÇİÇEK kursuna yazıldım.. Hamit Türk Halk Müziği.. Haftada bir gün gidiyoruz. Hamit daha sonra yedek yazıldığı kursa da çağırıldı.. 
Bir de  "Bahçe Bakımı"  kursuna gidiyor. Bu sene bahçede O çalışacak :)))




Ben  kumaştan yapraklar hazırlayıp,  kumaş ütüleriyle ütüleyip çiçekler yapıyorum.  Kumaşları kolalayıp kesiyoruz,  boyuyoruz, yapıştırıyoruz.. Sabahtan akşama kadar çalışıyoruz.  :))  

Bunlar da benim yaptıklarım..  Daha işin başında sayılırız..   


                                                                   <<<<<<>>>>>>


Ekim ayı sonunda yine arkadaşlarımızla buluştuk. Planımız Diyarbakır'a gitmekti ama orada olaylar patlayınca daha güvenli olan Adana'ya gitmek üzere uçak biletlerimizi değiştirdik.   Bu sefer Nalan ev sahipliği yaptı.. O koskocaman Adana evinde  sabaha kadar sohbetler, çaylar, kahveler, fallar, börekler, yemeler, içmeler, mantılar.. Adana kebapları, alışverişler..  Onlar benim kız kardeşlerim..  Sadece iş yapıp tarih yazmadık aynı anda dostluğumuzu da ördük, dokuduk.. paylaştık.. 
Varlıkları hep içimi şenlendiriyor.. 



                                                       <<<<<<>>>>>>



Blogum bu yıl da sizlerle olan iletişimimde harika bir rol oynadı..  Sizlerin beni çoğu kez motive eden notlarınızla tekrar heveslendim, toparlandım, motive oldum.. Yazılarımın hepsi sizlerle anlam buluyor.. Paylaşmak tüm olumlu duyguları daha da büyütüyor.. Sizden hep pozitif enerji aldım..

İyi ki benim yanımdasınız.. iyi ki varsınız..

Geçen yıl sonunda toplamda  68  yazım vardı ve  12.000  sayfa görüntülemesi yapılmıştı. 
Bu yıl toplamda  130  yazıya ulaştım  ve toplam sayfa görüntüleme  sayısı  31.000  oldu..  

Bana verdiğiniz destek ve takibiniz için binlerce teşekkürler..


<<<<<<>>>>>>


Kasım ayı sonunda da  yine  arkadaşlarımla birlikte Soma'ya gittik.  Bir Yardım Derneği aracılığıyla onlarla birlikte  hediyeler toplayıp organizasyona yardımcı olduk.. Bir çok aileyle konuşma, çocukları kucaklama fırsatım oldu.. Bir çok duygumu tekrar aynı anda yaşadım..  Hüzün, sevinç, endişe, mutluluk, umutsuzluk, minnet,  gurur, sahiplenme, şefkat..  
Birileri için harekete geçmek, bir insana dokunmak harika gerçekten..



                                                      <<<<<<>>>>>>


Annem İzmit'e  abimin yanına gitmişti.. Gider gitmez düşüp kolunu kırmış.. Yaklaşık bir ay orada kaldı.. doktor kontrolleri bitince gidip aldık.. Şimdi hareketlerle kolunu eski haline getirmeye çalışıyor.  Evine geldiğimizde 10 gün annemle beraber kaldım.. O'nu  eski haline oryante etmiş oldum.. Birlikte kol kola gezdik, yedik, içtik,  alışveriş yaptık..  
Bu bana da çok iyi geliyor...  anneme de....



                                                      
                                          <<<<<<>>>>>>



Annemin son yıllarda 3 kez düşmesi ve aynı kolunu kırıyor olmasını anlatırken nasıl düştüğünü gösterirdim.. Geçen gün aynı şekilde ben de IKEA mağazasının otoparkında boylu boyunca düştüm.. Elim incindi.. Allahtan bir yerlerim kırılmadı.. 
Aldığım yastıkların üzerine düşünce beni korumuş oldular :))

Kendi kedime nazar değdirdiğim aşikar..  Soma'dan dönüş yolunda arkadaşlara yeni aldığım saati göstere göstere, zamanı söyleye söyleye bir hal olmuştum :))  düşünce saatimin camı da çizildi..:((

Bu kadar hasarla koca bir yılı atlattık ya Allah'a şükür.. umarım bundan sonrasında da sağlık ve mutluluk olur.. yine tüm ailemle ve dostlarımla birlikte bu yılda olduğu gibi 
nice buluşmalar gerçekleştiririz. 




                                                   <<<<<<>>>>>>




  












Yorumlar

  1. 2014 bizim için çok keyifliydi sizin yazılarınızla inanıyorum ki 2015 daha da keyifli olacak yazılarınızı büyük bir heyecanla bekliyoruz.sevgilerimizle...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...