Ana içeriğe atla

1980'li Yıllarda Seyir Defterim






İlk evlilik yıllarımız. Yeniköy'de oturuyoruz.. İkimiz de çalışıyoruz.. Arabamızı yeni almışız, borcunu ödüyoruz. Kooperatif evimize taksit ödüyoruz.. Kira ödüyoruz.. Gürcan'ı yuvaya verdik, onu ödüyoruz.. Bu ödemeleri yaparken sadece kendimize yatırım yapıyoruz.. 


Ne harcadıysak bir deftere yazıyoruz..  ama ben ne seyredip ne okuduysam  hepsinin listesini tutuyor, onları da yazıyorum..   sanki her şeyi yutmak, sindirmek,  saklamak istiyorum..  sanki bir seyir defteri tutuyorum..

Hep listeler tutmuşum..  her geçen yılın muhasebesini yapıp kendimce verimliliğini ölçmüşüm..  Neler yaptığıma ne yöne gittiğime bakmışım..


25-26 yaşında,   evli,   4 yaşında bir çocuğu olan,   Eczacıbaşı'nda çalışan bir genç olarak o zamanki kendime bakıyorum.. 


Bakış açımı, değerlerimi, düşünce şeklimi, sorgulamalarımı, analizlerimi, hayatımı kurmayı bana bu arkadaşlarım öğretti..  iyi ki onlara zaman ayırmışım..

Ve bunun sonucunda hayatımdan memnun olduğuma göre,  saatime değil pusulama bakmışım, yönümü doğru bulmuş, iyi zaman geçirmiş, iyi kararlar vermiş, kendime iyi yatırımlar peşinde koşmuşum.. Güzel şeylere vakit ayırmış, eğlenirken büyümüşüm..   

İşte o zaman dilimindeki bana pusula olan en iyi arkadaşlarım..  Biraz onları tanıyalım ve 40 yıl önce tuttuğum listede ve anılarda neler var bakalım..










1986 Yılı  Kültür-Sanat  Etkinliklerim..

Tüm aşağıda sıralanan Tiyatro, Video, Sinema ve  Kitaplar sadece  bir yıl içindeki (1986)  faaliyetlerimdir.   Liste tutumuşum.. tutmasam ben de inanmayacaktım :))



TİYATRO

Bazen Gürcan'ı da alıp giderdik.. 6 yaşında Dormen Tiyatrosu'na gittiğimizde oyunlara bayılır, ön sıradan ayağa kalkıp sahneye "arkanda arkanda, geliyor"  diye seslenirdi, heyecanlanırdı, 


Bir keresinde yine Dormen Tiyatrosu'nda fuayede Demet Akbağ'da seyirciler arasındaydı ve bize bakarak  "çocuk getirmişler"  diye küçümseyerek bakmıştı. Bunu hiç unutmadım.. O zamanlar Demet Akbağ yeni yeni tanınıyordu. Halbuki Gürcan hem sinemada hem tiyatroda mükemmel bir seyirciydi.


Dormen'in oyunları hele bir de Ray Cooney oyunuysa acayip eğlenceli olur çok gülerdik, hiç kaçırmazdık. O zaman Haldun Dormen ve Metin Serezli birlikte oynarlardı. Harika ikiliydi..


O yıl seyrettiğimiz oyunlar 


Hangisi Karısı / Dormen

Karışık İş / Gazanfer Özcan
Gazete-Gazete / Erol Keskin
Ah Şu Gençler / Gençlik Tiyatrosu
Tamirci / Refik Erduran
İçinden Tramvay Geçen Şarkı / Ferhan Şensoy
Hoşçakal İstanbul / Ali Poyrazoğlu
Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe
Aşik Olsun / Devekuşu Kabare
Sevgili Doktor / Çehov
1000 Yıl Önce, 1000 Yıl Sonra
İlk Evlilik / Beyhan Hürol
İkinin Biri / Haldun Dormen
Muzır Müzikal / Ferhan Şensoy
Gergedan / Ioneesco
Oyunlarla Yaşayanlar
Hırçın Kız
Bir Halk Düşmanı /AST
Trickster
Paris Caz Balesi

 


Ferhan Şensoy'un İçinden Tramvay Geçen Şarkı oyununda ise Grup Gündoğarken şarkılar söylemiş, Hümeyra'da oyuncu olarak katılmıştı. Bu oyun seyirciyi içine almakta çok başarılı olmuştu, seyirci ile sahneden diyalog kurulmuştu..  Daha biletleri kontrol ederlerken Almanya sınırına geçmiş gibi hissetmiş, biletlerimize eski ahşap masalarda üniformalı kişiler tarafından damgalar vurulmuştu, Üniformalı bu görevliler İstiklal Caddesinde de yürümüşlerdi :))  Adından çok söz ettirmişti..

VİDEO

Yeniköy'deki en büyük şansım harika filmler getiren bir videocu olmasıydı.  Her fırsatta bir film alıp eve gelirdim..  Şimdiki gibi  YouTube gibi video siteleri, internet yoktu.. Satın alma değeri pahalı olduğu için video kiralanırdı. Seyredip geri verirdik.. 


O zamanlar evde video cihazı olması lüks birşeydi. Ama biz Milliyet Gazetesinden kupon biriktirip bir video cihazı almıştık. Bu bizim için öncelikliydi. Çocuklu bir aile için evde izlemek en pratik çözümdü.. O yıllarda bir çok önemli yönetmenin filmi video kasetlerle sunulmuştu. Bu yüzden de çok şanslıydık..




Bizim gençliğimizin en önemli yönetmenleri  Abdullah Oğuz, Ali Özgentürk, Ertem Eğilmez, Feyzi Tuna, Şerif Gören, Halit Refiğ, Işıl Özgentürk, Erden Kıral, Memduh Ün, Metin Erksan, Nesli Çölgeçen, Tunç Okan, Osman Seden, Osman Sınav, Atıf Yılmaz dı..

O yıl videoda izlediğim filmler

Kurbağalar (H.Koçyiğit)

Çıplak Vatandaş (Şener Şen)
Dağınık Yatak (Müjde Ar)
Dul Bir Kadın / Müjde Ar
Tele-Kızlar (Tarık Akan)
Kardeşim Benim /Özcan Özgür, Nesli Çölgeçen
At / Genco Erkal
Faize Hücum / Genco Erkal
Gol Kralı / İlyas Salman
Gizli Duygular / Müjde Ar
Kaşık Düşmanı / Perihan Savaş
Artiz Mektebi / Müjdat Gezen, Perihan Savaş
Yasaklar / Devekuşu Kabare
Falling in Love / Meryl Streep, Robert De Niro
Amaansız Yol / Zuhal Olcay, Kadir İnanır
Cumartesi Cumartesi / Tunç Okan
Züğürt Ağa / Şener Şen Bir Avuç Cennet / Kadir İnanır, Hale Soygazi
Serpico / Al Pacino
Akbaba'nın 3 Günü
Wilkolu Kızlar
Passion / Godard
1984 / George Orwell
Repulsion / Polanski
Göz / İsabelle Adjani
Dantelci Kız / İ. Huppert
Hırçın Erkek
Yanlış Numara
Britannia Hospital
Birdy
Namuslu / Şener Şen
Gülüşan / Halil Ergün, Erdal Özyağcılar
The Outsiders / Coppola
Ava Giden Avlanır
Belalı Tatil
Ziyaretçi
Looking for Mr. Goodbar
Kupa Kızı / R. Hudson
Revolution
Örümcek Kadının Öpücüğü
Plenty / Meryl Streep
China Syndrome























SİNEMA'da seyrettiklerim

Adı Vasfiye / Atıf Yılmaz

Ölmez Ağacı
Sosyete Polisi / Eddy Murphy
Kılangıç Fırtınası / A. Cansever
Bekçi
Yaşam, Gözyaşları ve Aşk
Narayama Türküsü
Yükseklik Korkusu / Mel Brooks
Kıyamet / Coppola
Yılanların Öcü
Siyah Gelinlik / Truffaut
Siyam Balığı / Coppola
Aaaah.. Belinda / Atıf Yılmaz
Merdoğlu Ömer Bey / Yusuf Kurçenli
Öksüz / Kemal Sunal
Sen Türkülerini Söyle / Şerif Gören
At / Şerif Gören




O yıl okuduğum KİTAPLAR


Bana yön veren, pencere açan, sorgulatan, keşfe çıkaran, düşündüren  Canım Arkadaşlarım


la İlhan 
Yürümek / Sevgi Soysal
Hazır Dünya / Nazlı Eray

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği / Milan Kundera

Bir Düğün Gecesi / Adalet Ağaoğlu
Sinek Olmak Zor Şey / Tülay Ferah
Cenk Hikayeleri / Murathan Mungan
Sokaktaki Adam / Atti
Fena Halde Leman / Attila İlhan
Reha İsvan / Bir Ses / Zeynep Oral
Everest My Lord / Sevim Burak
Taziye / Murathan Mungan
Tante Rosa / Sevgi Soysal
Kanatlı Karınca / Mehmet Altan
Onbinlerin Dönüşü / Samim Kocagöz
Arkadaş / Panait Istrati
Hazır Dünya / Nazlı Eray
Gece Gelen Eski Dost / Afşar Timuçin
Son İstanbul / Murathan Mungan
Şafak / Sevgi Soysal
Kadın Özgürlüğünün Sorunları / E. Reed
Hazır Koca / Dostoyevski


Kendimize harcama yapma konusunda bütçemiz yetersizdi. Giyim harcama kalemi bile sayılmazdı. Dışarda yeme içmeye ayırdığımız pay çok azdı. ama Cumhuriyet Kitap Kulübü üyesiydik. Hem buradan hem de Tüyap Beyoğlu'ndayken Kitap Fuarından bagaj dolusu kitap aldığımızı bilirim..  

O zamanlar şimdiki gibi kitap evleri, büyük  mağazalar yoktu.  Güzel kitapçılar sadece İstiklal Caddesi'ndeydi..  

Liste yapıp o yıllarda  ne seyredip okuduysam yazmışım..  Şimdi o zamanki  bana bakıp gençlik günlerimi seyrediyorum..  Okuduklarımı, seyrettiklerimi yazdığım listeleri bugüne kadar da  nereye taşınırsam yanımda götürmüş,  saklamışım..


40 yıl önce yazdığım sayfalar..  Ne kadar önemli demek ki ..  Benim  Seyir Defterim ..





Sonraki yıllarda da okumaya, seyretmeye  aynen devam ettim. 

Okudukça ve seyrettikçe ne kadar az bildiğimi anladım.. daha da fazlasını istedim.. okurken, seyrederken hayaller kurdum,  güldüm, ağladım,  farklı düşünceleri dinledim, hayatı ve insanları kavramaya çalıştım, başka hayatlara baktım, hayata karşı cesaretim daha da arttı.. onları seyrederken kendime de baktım.. kendimi yakaladım.. konuştum, tartıştım.. sorguladım.. .. eğlendim..:)  















Yorumlar

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...