Ana içeriğe atla

Mutluluk Nedir?




Ben Nasıl Mutlu Olacağım?  yazımı okuyunca  arkadaşlarım bana moral vermeye çalışmışlar.. Sağolsunlar.. bir de düşenin dostu olmaz derler..  "Merak etme düzelecek" demişler :))

Ancak korkulacak bir durum yok..  dar alanda kısa paslaşmalar ile hayatı yaşıyoruz.. Zaman geçiyor.  benim zorum Ülkemle  ve insanımla ilgili.. yoksa bir can sıkıntısı içinde değilim..

Çoğu kişi şunu yap-bunu yap diye önerilerde bulunuyor.. ya da  "sen iş yapmadan duramazsın"  diyor .. ya da merak edip  "emeklilik nasıl gidiyor"  diye soruyor..

35 yıl boyunca zamanımı para kazanmak için şirketlere sattım..  ve zamanımı onlar için harcadım..  şimdi emeklilik zamanı.. zaman benim.. istediğim gibi harcıyorum..

Ne mi yapıyorum?

Akşamları istediğim saatte yatıp, ertesi gün kaygısı duymuyorum.. ertesi gün geç kalkıyorum :))
Hiç saat kurmuyorum..

Sabahları evimizin ön tarafındaki çamlıkta yürüyüş yapıyor, spor aletleriyle çalışıyorum.  Genellikle uzaktaki bir fırına ekmek almaya gidiyorum.



Her sabah kahvaltıdan sonra cam kenarındaki pufa ayağımızı uzatıp, radyoyu açıyor, müzik eşliğinde gazetelerimizi okuyoruz.



Bazı zamanlarda Kütüphane'ye uğruyor günlük gazeteleri, dergileri okuyoruz.

Güneşli günlerde çam ağaçlarının altındaki emekli kahvesinde oturup tavla oynuyoruz.

Aralıklarla Rotary Beylikdüzü Kulübünün toplantılarına katılıyoruz.

Seyahatlerimizle ilgili sunumlar hazırlıyorum.  İlk parça sunumu Beylikdüzü Rotary Kulübe yaptım..




Beylikdüzü Belediye'sinin  kültür etkinliklerinde proje çalışmalarında yer almaya hazırlanıyoruz.

Haftaya folklor oynamaya  başlıyorum :))  bugün davet aldım :))

Bol bol sinemaya gidiyoruz.

Seyahata çıkıyoruz, geziyoruz..  Yılın planını yaptık..

Televizyonda kaçırmadığımız dizilerimiz var..  Perşembe  "Aramızda Kalsın",  Cuma "Karagül"..

Toplum Gönüllüleri Vakfı'nin  Rehber  eğitimlerine katılıyoruz. Üniversite öğrencilerine rehberlik yapmak için hazırlıklar yapıyoruz.

Fotoğrafları dijital ortamlarda dosyalıyor, sıralıyorum. Her istediğimde istediğim fotoğrafı bulabilmek için fotoğraf dosyaları oluşturuyorum.

Aynı zamanda   "YAZAR" lığım devam ediyor.  Blogumda   yazılar yazıyorum.

Bazı arkadaşlarım bana bazı siparişler veriyorlar. "Bizim 10. Evlilik Yıldönümüz için bir sunum hazırlar mısın?"     ... Ne demek !!   Harika....

Salı günleri okula gidiyorum. Sabahtan akşama kadar Belediyenin İSMEK kursunda el işleri yapıyorum. Nikah şekeri, kapı süsü, nişan tepsisi, kumaştan çiçek, kavanoz süsleme, ipek böceği kozasından çiçek yapma, kağıttan çiçekler yapma..  Hem teneffüs hem de öğle arası veriyoruz.. el işlerimizi yaparken sohbet ediyor, dünyamızı sadece o sınıfa taşıyoruz..



Kursta öğle paydosunda Hamit'le buluşup birlikte yemek yiyiyor, çıkışta da simitçiye gidiyoruz.

Buzdolabına sadece 3 günlük yiyecek alıyoruz. Diğer günler dışarda yiyoruz.

Daha az trafiğe çıkıyoruz.  Arabayla gittiğimiz mesafe 10 kilometreyi geçmiyor.  İstanbul'a hiç uğramıyoruz.

İki tane portatif sandalye aldım arabanın bagajında duruyor. Havalar ısınınca Büyükçekmece sahilinde, Gürpınar'da deniz keyfi yapmak, Çatalca'da mangala dalmak hayallerimiz var.  Daha çok piknik yapmayı planlıyoruz.

Şimdiden söyledik bu yaz arkadaşlarımızın evlerindeyiz. Bizi şimdilik ciddiye alan yok ama, bu yaz dostlarla geçecek, yazlığı olan tüm arkadaşları üç-beş gün konaklamalı dolaşacağız.

Anneme daha çok vakit ayırıyor, daha çok birlikte oluyorum. Birlikte buluşup yemekler yiyor, sinemaya gidiyor, daha çok sohbet ediyoruz.

Çocuklarımızla hafta içinde de görüşebiliyoruz :)  Ofislerine uğrayıp sohbet ediyor, yemek yiyiyor, kahve içiyoruz.

Sık sık arkadaşlarla buluşmak için planlar yapıyoruz.

Valla baktım da buraya kadar  alışveriş, yemek, temizlik, dolapları yerleştirme, çamaşır, cam silme, tadilat  işlerinden hiiiç bahsetmemişim..  tüm bu işleri diğer işlerimin arasında yapıveriyorum hala :))  

İşte böyle..   canımın sıkılmasına izin vermiyorum  Beni mutlu edecek, yaparken keyif alacağım işlere daha çok vakit ayırıyorum.

Plan yapmaya, takvim oluşturmaya devam ediyorum.  İş yerinde benim takvimlerim bilinirdi. Sürekli üç aylık takvimler hazırlar, iş ve  sosyal hayatımı  aynı takvime işlerdim. Şimdi yine takvim yapmaya devam ediyorum.

Zamanı akışına bırakmak ve boşa harcamak yerine  keyifle geçirmek için tembellik etmiyorum :))
Yine çalışıyorum yani :))

Bu yüzden  "Ben Nasıl Mutlu Olacağım?"  yazımda  çevreden, kültürden.... yaşadığım ülkedeki yokluğundan bahsetmiştim.. tüm bu istediklerim yoksa ne yapalım?  Emekli olmuş, yaşlanmış, yorulmuş, kazancı azalmış, çevresi daralmış  biri için ancak bu kadar..

Şimdi size mezuniyet sorusu.. haydi içinizden kendiniz için cevaplayın bakalım :))

  • Mutluluk bir amaç mı, bir sonuç mu olmalıdır?
  • Mutluluk, manevi değerlere mi, maddi değerlere mi bağlıdır?
  • Maddi değerlerin edinilmesiyle mutluluk kalıcı şekilde elde edilir mi? 
  • Mutluluk diğer insanlarla ne kadar ilişkilidir?  diğer insanlarla birlikte yaşamayan, paylaşmayan, toplumdan yalıtılmış biri mutlu olabilir mi?
  • Istırap ya da mutsuzluğu tatmamış biri mutlu olabilir mi?


Cevapları ben hala düşünüyorum..








Yorumlar

  1. mutluluk bence sonuç,tabiki manevi değerlere bağlı ama bazı kişilerde bu maddi değerlere bağlı,bazı durumlarda evet maddi değerlerin edinilmesi mutluluğu daha uzun vadeye taşıyabiliyor,kişi kendiyle barışıksa her koşulda mutludur ama dünyada insanlarla güzel insanın olmadığı bir yerdede mutluluk nasıl olur düşünmek lazım?olabilir illaki ızdırap yada mutsuzluğu tatmış olmak gerekli değil bence.

    YanıtlaSil
  2. Ardacigim, sorular cok guzel, cevaplarini bulmak da Hayata bakisin super.. Gecekten insan yillarca calistiktan sonra aynen boyle yasamali.. Zaman hepimiz icin cok kiymetli ve bunu bizi mutlu eden seylerle gecirmeliyiz.. Ben sanirim cevremdekiler mutlu olunca, hele buna benim katkim olursa daha cok mutlu oluyorum.. Istanbul'a geldigimde beni en cok kedilerimin miriltisiyla uyumak mutlu ediyor mesela.. Sen, icinizden kendiniz icin cevaplayin demissin ama dayanamadim, yazmak geldi icimden Neyse, tum cevaplari yazmiim bari Hala sorguluyorum cogunu Sevgiler... Aaa bir de senin yazdiklarini okumak mutluluk veriyor

    YanıtlaSil
  3. Nurcan Hasekilerden Öztaş11 Mayıs 2014 22:58

    Mutluluğun örneği senin hayatında çok güzel görünüyor canım arkadaşım daim olsun inşallah. Bende Melek'ciğim gibi yazılarını okumaktan çok mutlu oluyorum ve sizler gibi güzel insanlarla tanıştığım için çok mutluyum. Özlemle öptüm

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...