Ana içeriğe atla

Dünya Seyahati EN'leri



Dünyanın etrafında uzunca bir tur attıktan sonra herkes aynı şeyleri soruyor.. en çok nereyi beğendin?  en çok hangi yemeği beğendin? en .. neresi? en... neresi?...  o zaman dedim ki bir EN listesi yapmak lazım.

Ancak bu en listesini yapmak o kadar zor ki.. ama şunu biliyorum ki en zor olanı... dönüş... tekrar uyum sağlamak, trafiğe, insanlara, siyasete, gündeme.. değerlere..

Dünya seyahatini gençliğimizde yapmış olsaydık hayatımıza daha büyük bir anlam katabilirdi. Şimdi haberleri bile izlerken Brezilya'da olup biteni, Amerika'dan gelen mesajları, Avustralya'da çıkan fırtınayı daha dikkatle ve ilgiyle izliyorum..  Dünyanın benim olduğunu kavradım..   Görmeden, içinde yaşamadan, bir tur atmadan bunu anlamak zor. Bu yüzden uzun bir seyahat daha çok anlamlı..

Benim de cevap bulmakta zorlandığım EN'ler var. Bazılarını birbirine üstün kılmak çok zor. Ama bazı şeyleri tek tek cımbızla çeker sorarsanız sadece o sorduğunuz şey cevabını bir bütünden ayrı bulur..

Oradan bakınca nasıl görünüyoruz?  sorusu önemli..  Cevap  "Görünmüyoruz !"....
Öyle küçük bir coğrafya, öyle etkisiz ticaret, borçlu bir ülkeyiz ki, hala demokrasi mücadelesi veriyoruz.. Böyle bir ülkeden kime ne?   sadece siyasilerin gündeminde..

En çok beğenip ben burada yaşarım dediğim yer..   her geçen gün değişiyor.. ayyy şurası da çok iyiydi.. burası da şöyleydi.. diyor insan..  zor bir seçim..  Yine de sıralamak gerekirse ... Sydney..


Her şey elinin altında, alışveriş, doğa, deniz.. çok keyifli, hareketli.. farklı kültürlerin bir arada yaşadığı.. zengin.. kültür, sanat.. eşitlik.. demokrasi.. gönüllülük.. bağlılık....  ama okyanus ortasında her yere çok uzak..

Ama bir yandan da Amerika'nın güney-batı sahillerinde de yaşamak isterdim..  Yaşam hareketliliği yüksek,  denizi ve kumsalları olan, yemek-içmesi bol, ucuz, trafik sorunsuz, kültürel faaliyetleri çok, iklimi ılıman..



Canınız sıkıldı bir kaç saat sonra başka bir eyalete gidebilirsiniz. Her eyalet farklı bir kültür, hepsinin farklı öne çıkan özellikleri var, benzin ucuz :))

En sevmediğim yer
Phuket Patong Sahili..  Karmakarışık, dağınık, eski, kirli, kalabalık, kadın sömürgesi..

En çok sevdiğim yemek
Arjantin'deki  pizzalar ve biftekler.. Hong-Kong'ta acılı tavuk kanatlar..
En sevmediğim yemek
Brezilya'da tavuk but kızartma.. kupkuru...

En güzel deniz
Bahamalar..  Rengi Turkuaz, kumu incecik, berrak..temiz..



En kötü deniz... ,
Atlas Okyanusu..  Arjantin ..  kahverengi.. dalgalı..  deniz kenarı hiç görünmüyor, yeşille kaplı.. sadece denize girmek için Dünya'da hiç bir yere gitmeye değmez.. bizim koylar harika.. Ege gibi bir deniz yoookkk...

En güzel sahiller
Brezilya..  ucu bucağı yok, incecik kum..   Amerika Batı sahilleri de aynen öyle.. okyanus bu kıyıları vura vura kumları incecik yapmış..

En güzel parklar
Arjantin..  şehrin her yeri uçsuz bucaksız parklarla dolu.. ağaçlar kocaman..


En bakımsız parklar
Hiç bir yerde :))  Dünya'nın her yerinde parklar kocaman.. şehirlerin içinde.. yaşamın ortasında..

En ucuz ülke
Amerika.. yiyecek içecek, giyim.. tüm Dünya'daki en ucuzu..

En pahalı ülke
Yeni Zellanda..   yeme-içme, ulaşım.. giyim..

En sıkıntı çektiğim yer
Miami..  ulaşım, konaklama.. otobüsler dolu, taksiler çok pahalı, yürünecek alanlar sınırlı..

En rahat ettiğim ülke
Sydney.. ulaşım, mesafeler, caddeler, yerleşim..

En rahat havaalanı ulaşımı
Sydney..  Şehir merkezine iki katlı trenle, rahat, tertemiz, uygun..

En kötü havaalanı ulaşımı
NewYork..  terminaller arasında otobüsler.. otobüslere indirilen bindirilen bavullar.. inşaat.. çalışmayan tren..

En güzel hava alanı
Singapur.. görkemli, pırıl pırıl, büyük..

En kötü hava alanı
Phuket..  küçük,  para bozduracak bir ofis bile yok.

En güzel hava
Hawaii.. esintili,  bunaltmayan..


En kötü hava
New York -5 derece :((  donduruyor..    Singapur nemli, yapış yapış..

En keyifli ulaşım aracı
Phuket Naka Island hız motoru


En kötü ulaşım aracı
Miami otobüsleri.. neredeyse 100 durakta duruyor, kalabalık, bunaltıcı..

En beğendiğim otel
Phuket, Naka Island Luxury Hotel


En kötü otel
Miami deki merkezi,  ama  eski oteller

En iyi hizmeti aldığım yer
Amerika tüm eyaletleri..   ilgi, yardımseverlik, güleryüz..

En kötü hizmet aldığım yer
Uzak Doğu.. ilgisizlik, asık surat..

En kibar kıta
Amerika..  herkes birbirinden kusur kimde diye bakmadan özür diliyor..

En kaba yer
Hong-Kong.... çarp, geç.. bas.. geç..

Başıma gelen en kötü şey
Orlando'da markette içinde pasaport  ve cep telefonumun bulunduğu çantamı kaybetmem :((

Başıma gelen en iyi şey
Markette kaybettiğim çantamı  5 dakika  içinde  bulmam :))

En sevindiğim an  Miami'de AVIS'ten kiraladığımız araçtan daha güzel bir araç verilmesi...

En korktuğum an Hawaii'de  otobüsten indikten sonra caddede yürürken   "plaj sırt çantam nerde? " deyip, kaybettiğimi anladığım an..

En çok dinlendiğim yer
Phuket Naka Island

En çok yorulduğum yer
Miami.. Ulaşımın zorluğu, taşıma araçlarının kalabalığı, duraklar, insanlar..

En eğlendiğim yer
Sydney.. gündüz dolaşacak çok yer, akşam keyif yapacak liman..


En sıkıldığım yer
Phuket, Patong sahili..  kalabalık, pis, karışık..

En güzel uçuş
United Airlines ve Singapur Airlines uçuşları.. ikramlar, güleryüz,  hizmet, uçuş konforu..

En kötü uçuş
THY.. asık yüzlü hostesler, çok kötü, garip yemekler, ikramlar, su borusu patlamış, yerlerde sular, ıslak uçak çıkışı, körüğe yanaşmayan,  yaz ikliminden gelen insanları yağmurlu ve soğuk havada sabahın köründe uçaktan indirip otobüse bindiren  THY..

En güzel yollar
Amerika tüm eyaletler ve otoyolları.. sadece yollar değil, kurallar, o kurallara sıkı sıkıya uyan insanlar..

En kötü yollar
Yok..  Dünya yol işini halletmiş.. :)) Trafik sorunu falan çoktaaan halledilmiş.. Yaya olmak oralarda inanılmaz ayrıcalıklı. Döndüğümüzde uyum sağlamakta zorlandığımız en büyük alan.. TRAFİK.. tüm Dünya'da yayalarla arabalar neredeyse 3-5 metre uzaklığı korurken,  bizim buralarda arabalara sürtünerek gidiyoruz.. Heyhaaatttt...  çooookkk farklı.. çoookkk...













En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...