Ana içeriğe atla

Cruise' da Hayat



Boylesine organize bir hizmet veren gemide acaba kac kisi calisiyor?  gosteri yapanlar, animatorler, garsonlar, ahcilar,  camasircilar, utuculer, kat gorevlileri, resepsiyonistler, saticilar, muzisyenler, fotografcilar, krupiyeler, guvenlikciler, cimacilar..  tam tamina 827 kisi.  Inanilir gibi degil. Peki yolcu sayisi nedir?  Gemide tam 1147 oda var.  Gemideki toplam insan sayisi 3.571..    Gemi surekli dolu sefere cikiyor, tam kapasite calisiyor

Bir cruise seyahatine cikmadan bu buyuk organizasyonu bilmiyordum. mukemmel bir organizasyon. Calisan personel hic bir sekilde fazla ortada gorunmuyor. Gemi bir otelden daha fazla sosyal alana sahip. kumarhane, konferans salonlari, toplanti odalari, basket sahasi, ping-pong, yuzme havuzu, alisveris kati, yemek salonlari, pizzaci, hamburgerci..




Gemide bir haftada 14.000 yumurta, 6.000 pizza, 9.750 sise bira, 7.500 kilo tavuk, 12.300 kilo biftek tuketiliyor.  Sadece bu rakamlar bile organizasyonun buklugunu anlatmaya yeter sanirim. Gemi yukunu aldiktan sonra yola cikiyor. Ay yetismedi, eksik kaldi falan yok, ugrayip alisveris yapacagi bir liman yok, Atlas Okyanusunda dolaniyor..

Mimami den kalkan bu Cruise'lar tasidiklari yolcu sayisiyla Dunyada 1. siradalar.




Aksam yemekleri bize verilen kartta yazdigi numarali masada yeniliyor. Iceri girince 6 kisilik bir masada oturuyoruz, yanimiza bir cift geliyor, onlar da Kolombiyali. Masalar beyaz ortulu, garsonlar papyonlu, yemekler menuden seciliyor, servisler ozel suslemelerle geliyor. Masamiza bakan garson gelip once kendini tanitiyor ve tum servisle ve hatta secimlerle ilgileniyor, onerilerde bulunuyor. Bundan sonraki gunlerde de ayni masada ayni garsonlayiz. Yemekten sonra komedi gosterisini izlemeye gidiyoruz, burada eglence muduru sahneden bizi bilgilendiriyor, konusmasi hizli, vurgulu, komik. Takim elbiseli, kravatli. Hem ingilizce konusuyor ardindan ayni cumleyi tekrar Ispanyolca tekrarliyor, hic ara vermeden..


Verdigi bilgiye gore bu cruise seyahatinde tam 61 farkli milletten insan var. Bu bilgi beni acayip etkiliyor. Hic simdiye kadar bu kadar dunya vatandasinin arasinda olmamistim, bu bana harika geliyor. Hepimiz bir gemideyiz yani ;))

Herkesin birbiriyle anlasabilmesi icin ortak dil Ingilizce. Mexico, Kolombiya, Venezuela, Arjantin, Kanada, Cin, Thailand, Rusya' dan gelen turistler var. Turkiye, Almanya, Ingiltere den de birkac kisi.  Daha fazla Amerika kitasi vatandaslari var.  Bu seyahatte sunu anladim ki, bu insanligin bir ortak dili olmali. Yoksa nasil anlasirlar? Bir de sunu gordum ki Amerika da herkes kendi dilini konusuyor. Daha cok Ispanyolca konusuluyor. Hele Miami de. Amerika kitasinin dogusu tamamen ispanyolca konusuyor.  Cinliler, Koreliler kendi dillerinde konusuyor.. Guney Amerika da her ulkenin kendi dili var. Herkes ana dilini kullaniyor. Digerleriyle anlasmak icin herkes Ingilizce yi sonradan ogreniyor.

Bu yuzden Amerika da dert anlatmak o kadar kolay ki. Herkes birbirini yarim yamalak tamamliyor. Leb demeden leblebi dediginizi anliyorlar.  Telaffuzlar arasinda da cok farklar oldugu icin nasil konustugunuz ve ne dediginiz unutuluyor. Kendinize acayip guven geliyor, sanki kendi memleketinizde gibi rahat ediyorsunuz, cesaretiniz artiyor.

Amerika nin bu dil konusundaki yapisini hic bilmiyordum. Herkes sakir sakir Ingilizce konusuyor, herkes beyaz zenciler azinlikta zannediyordum. Simdiye kadar gordugum resimde hic Amerikali beyaz yok. Buralarin tamami zenci, Ispanyol, beyazlar cok azinliktalar.

Miami da konustugum otel gorevlisi kadin cok sikayetciydi. Amerikan kanunlari daha sikilasmis, Ingilizce bilmeyenler is bulamiyorlarmis. Buna kiziyordu. Memleketinden daha yeni gelmis, calismak zorunda, buralar her yerden goc aliyor dedi. Daha cok Meksika korfezindeki adalardan Miami ye cok kisinin goc ettigini hic birinin Ingilizce bilmedigini hatta her adanin kendi farkli dili oldugunu soyledi.

Baska bir yerde okumustum Amerika da bu farkli dillere sahip binlerce kisi yuzunden Ingilizce konusan Amerika ' lilar kendi ulkelerinde islerini surdurmekte, iletisim kurmakta,  zorlanmis ve sikayetler yagmis. Bunun uzerine herkes kendi dilini kullanacak ama calisip ise girecekse Ingilizce yi cok iyi bilecek.. kurali gelmis. Otel gorevlisi "Ehliyet alirken bile Ingilizce istiyorlar ne sacma "  dedi. Kendisi de Israil den gelmis, yanindaki yardimcisi Ispanyol.
taksi soforu Meksikali, otel resepsiyonisti Ispanyol, marketteki satici Koreli..

Iste o zaman Dunya ya dillerini dayatiyorlar ve ustunluk kuruyorlar.. niye Ingilizce ogrenelim?  sozleri safsata kaliyor. Anlasmak icin bir ortak dil olmali.

O aksam masamiza oturan Kolombiyali ciftle cat pat konusabildiysek bu ortak dil sayesinde oldu. Onlar da yarim yamalak konusuyorlar, sorun yoookkk.. anlasiyoruz.

Iste bu 61 milletten insan sanki Nuh' un Gemisindeyiz.  Birlikte yemek yiyiyor, egleniyor, uyuyor, hayati paylasiyoruz. Geminin kurallari icinde hic bir sey aksamadan yasiyoruz.  Kurallar surekli anons ediliyor, her yemege giderken ellerimizi purell ile steril ediyoruz. Hic bir yerde sigara icilmiyor, belli yerler var sadece orada. Ekmekleri elle ellemek yok.

Gecen hafta New York ta haberleri izlerken bu gemide salgin hastalik ciktigini ve geminin geri dondugunu izlemistim. 600 Yolcu hastalanmisti ;(  endiselenmekle birlikte yola devam ettik. Gemide her yemek salonunda once eller purell ile dezenfekte ediliyor.

Gemide sabahtan aksama kadar cesitli aktiviteler var. Her gun bir sonraki gunun programi yayinlaniyor, odalara birakiliyor. Yemekler hangi salonlarda hangi saatlerde, hangi barlar acik, sportif faaliyetler, eglenceler, satis programlari..

Geminin 5-6-7-11 katlari arasinda dolaniyorsunuz. Aksam saat 18:00 de saadece 1 saat icin indirimli satis var anonsu yapiliyor.  Oyle iyi yapiyorlar ki islerini, bayiliyorum. Satilacak her urunun uzeri ortulu. Millet acaba ne satilacak diye merakta. Saat 6 olmadan ortuleri actirmiyorlar, millet birikiyor.. 10 dan geriye yuksek sesle sayarak 0 dediklerinde ortuler aciliyor.. Saatler, cantalar, cuzdanlar, kolyeler..  10 dolar..




Satış işinde çalışacak herkesin önce bir Amerika da staj görmesi lazım. Gerçekten keşke daha önce görseydim diyor insan, o kadar güzel yapıyorlar ki.. Sürekli bir atraksiyon yapıyorlar. Mutlaka çekilişleri var. Kalabalığa çekiliş numarası dağıtıyor ve heyecanla orada tutuyorlar. Bugün kumarhanede çekiliş yapıldı, yine numara dağıttılar. Numaralar tam 6 haneli.  Oyun oynayacak şanslı numarayı okurken 6 hanenin en az 3  hanesi sizin elinizdeki numarayla aynı çıkıyor ve heyecanlanıyorsunuz.  Çekiliş yapmak sanki olmazsa olmazları.

Bu gezide hepimizi düzene koyan kurallardan, ortak dilimizden, organize eden bu mükemmel işletmeden son derece memnunuz, mutluyuz, iyi ki gemideyiz çünkü  dünya çok büyük bu farklılıkları aynı yerde yaşayamıyoruz.

Gemi personeli de her milletten.  Bir Turk calisani var, Zafer. Animator daha 2 gun olmus baslayali, O da bizim gibi acemi, profesyonelce bu isi ogrenmek icin gelmis, cok memnun, 2 gunde sunu gordum diyor "herkes kendi isini yapiyor" ..  Amerika bu kulturde bir ulke..  Harika..






















En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...