Ana içeriğe atla

Dünya'da neler olup bitiyor? Bir gidip görmek istiyorum.



Uzun bir seyahate çıkacağız çıkmasına da, gidince neler göreceğimizi şimdiden çalışmamız gerekli.  İlk durak Amerika olacak ama hava şartları elverişsiz. Tam bir felaket. Her yer kar içinde.

Haberler şöyle diyor ;

  • NewYork'ta 2014 yılının ilk kar fırtınası yüzünden yüzlerce uçuş iptal edildi, okullar ve önemli otoyollar kapatıldı. Fırtınayla birlikte elektrik kesintileri de yaşandı.

  • Hava trafiğini de etkileyen kar fırtınası, New York City civarındaki üç havalimanında 700’den fazla uçuşun iptaline neden oldu.



Bu haberler karşısında "eyvahh" dememek elde değil, ancak aradan geçen birkaç hafta havanın normale dönmesi için yeterli oldu. Şu anda gittiğimiz gün hava -6 derece olacak. NewYork'ta kış hazırlıkları bizim Belediye gibi mi? gidip bir bakmak istiyorum.


Hz. İsa heykeline yıldırım düştü!
  

Brezilya'da Rio de Janeiro'nun simgesi haline gelen Kurtarıcı İsa heykeline yıldırım düşmüş ve sağ başparmağı ile sol elinin orta parmağı kopmuş. Operasyon yapılacakmış, gidip elini tamir etmişler mi? bakmak istiyorum.




Bu yıl Brezilya'da düzenlenecek Dünya Kupası 20 Haziran'da başlayacak. Tarihlerimiz kesişmedi. Bir Dünya Kupası maçını seyretmek ne güzel olurdu.  Bu yıl Dünya Kupası maçlarında üç Türk hakemimiz görev alacak :)  Bakalım hazırlıklar tamam mı?










Brezilya'da Sao Paulo'da inşa edilen yeni stad Corinthias Arena'nın tavanını taşıyan vinç devrilmiş ve tavan tribünlere çökmüş. Şimdi ne durumda? bir gidip bakmak istiyorum.  Ne de olsa açılış maçı burada yapılacak.





Bu yıl Los Angeles'ta Türk Film Festivali 6-9 Mart tarihleri arasında. Festivale yetişemiyorum ama bakalım ne tür hazırlıklar yapılıyor? gidip bir bakmak istiyorum. 















Önce gider Orlando'da seyrederiz diyorduk ama Hidayet Türkoğlu'da Los Angeles Clippers'a transfer oldu. 

Şubat ayındaki maçlarından birinde gidip O'nu Staples Center'da seyretmek istiyorum.




1941 yılında  Atom Bombasının fitilini ateşleyen Pearl Horbour hikayesini yerinde görmek için Büyük Okyanus ortasındaki Hawaii'ye gitmek istiyorum. 







Ayrıca 1778 yılında  Büyük Okyanusu keşfetmekle görevlendirilen  İngiliz denizci James Cook 'un  yelkenlisini bu denizlerde hayal etmek için ufka doğru bakıp dalmak istiyorum. Acaba bu adaları keşfetmekle başına açtığı Avrupa istilası iyi olmuş mu? yerinde bir görmek istiyorum.









Yeni Zellanda, Pasifik ve Hint-Avustralya tektonik düzlemlerinin sınırında yer alıyor ve ülkede her yıl 14 binden fazla deprem yaşanıyor.  Geçtiğimiz günlerde yine 6,3 şiddetinde bir deprem yaşandı. Bazı bölgelerde evler hasar gördü, bacalar yıkıldı, camlar kırıldı.   Yetkililer  "Bölgede karayollarına dökülen kayalar ve kaymalar var, ancak  hasar çok küçük" demiş.  Bir yılda 14.000'den fazla deprem yaşanan bu ülkedeki önlemleri bir gidip  görmek istiyorum. 





Avustralya bu yıl sıcaklarla kavruldu.  Sıcaklardan 70'e yakın yerde orman yangını çıktı. 45 dereceyi aşan sıcaklıklar nedeniyle Açık Tenis Turnuvasında sıcak molası verildi. Sadece kapalı kortlarda oyun oynandı.


Turnuvaya yetişemiyoruz ama 100 yıldan fazla bir süredir görülmeyen bu sıcak havayı gidip bir de ben görmek istiyorum.




Yine Avustralya'da bir hemşire  Bronnie Ware ölüm döşeğindeki hastaların en büyük 5 pişmanlık nedenini açıkladığı bir kitap yazmış.  

İnsanların ölümle yüzyüze geldiklerinde şaşırtıcı şekilde büyüdüklerini belirtmiş. 
Bakın 5 büyük pişmanlık nelermiş :

"Keşke başkalarının benden beklediği hayatı yaşamak yerine hayallerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı"
Ware'in hastaların en çok dile getirdikleri pişmanlık yaptıkları ya da yapmadıkları seçimlerle hayallerinin yarısını bile gerçekleştirememiş olmalarıydı.


Hemşire kişinin hayallerini gerçekleştirmesinin önemini vurguluyor ve sağlığın insana büyük bir özgürlük verdiğini söylüyor.

"Keşke bu kadar çok çalışmasaydım"
Özellikle erkeklerin iş yüzünden çocuklarının büyüdüğünü göremediklerinden ve eşleriyle birlikteliklerinin tadını çıkartamamalarından ötürü duydukları pişmanlıktan bahseden Ware, aslında zannetiğimiz kadar çok paraya ihtiyacımız olmadığını ve bilinçli seçimler yaparak hayatımızda ailemiz için daha fazla yer ve zaman ayırabileceğimizi ifade ediyor.

"Keşke duygularımı ifade edecek cesaretim olsaydı"
Birçok insanın başkalarıyla tartışmamak için duygularını bastırdığını, ve bu durumun da hastalıklara sebep olabildiğini söyleyen hemşire, duygularını ifade etmenin kişinin ilişkilerini düzenleyeceğini ve sağlıksız ilişkileri ayıklayabileceğini, dolayısıyla kişinin her durumda kazançlı olacağını belirtiyor

"Keşke arkadaşlarımla bağlantılarımı kopartmasaydım"
Ware hastalarının genelde hayatta oldukları son haftalara kadar eski arkadaşların aslında ne kadar değerli olduklarını anlayamadıklarını söylüyor ve kişinin kendi hayatıyla meşgul olmaktan arkadaşlarına vakit ayırmamasının yanlış olduğunu ekliyor.

"Keşke kendime daha fazla mutlu olmak için izin verseydim"

Bunun da çok yaygın bir pişmanlık olduğunu söyleyen Ware insanların son anlarına kadar mutluluğun bir seçim olduğunu farkedemediklerini belirtiyor ve insanın hayatına başkalarına göre şekil vermesinin son derece anlamsız olduğunu söylüyor.


Kitap bizde de satışa çıkmış. Bilginize..

Gidip bu hemşirenin kitabında bahsettiği insanların en büyük 5 pişmanlığını yerinde görmek istiyorum. 






Singapur Çin Takvimine göre At Yılına coşkuyla hazırlanıyor.  Geleneksel Çin takviminde her yıl on iki sembolik hayvanla tanımlanıyor. Bunlar, fare, öküz, kaplan, tavşan, ejderha, yılan, at, koyun, maymun, horoz, köpek ve domuz. 
Bu yıl At yılı.  Gidip nasıl kutluyorlar? ne tür hazırlıklar yapmışlar?
 yerinde görmek istiyorum.







Phuket'e Şubat ayında havaalanında yeni bir terminal binası açılacak. 

Terminalin adı konulmadığı için hala  "Terminal X"  olarak anılıyor. Bir gidip adını ne koymuşlar bakmak istiyorum. 




2004 yılında Hint Okyanusunda 9.1 büyüklüğünde meydana gelen deprem yaklaşık 10 dakika sürmüştü.  Bu deprem 30 metreye varan tsunamiler üretmişti. 14 ülkede 230 bin kişi ölmüştü.  Şimdi gidip Phuket'te depremin izlerini nasıl yok etmişler bir bakmak istiyorum. 










 LG'nin kavisli ekranlı telefon modeli G Flex Hong-Kong'ta  satışa sunulmaya hazırlanıyor. Bir bakıp incelemek istiyorum. Neden kavisli yaptılar acaba?




Çinli internet devi  Baidu  Google Glass’a benzer bir akıllı gözlük üzerinde çalıştığını duyurmuş.

Bu gözlük  küçük bir LCD ekrana sahip olacak, görsel ve sesli aramalar yapmak için kullanılacak,  insanların yüzünü de tanıyabilecekmiş. 

Cihazın diğer detayları ise henüz bilinmiyor. Ne zaman piyasa süreceklerine karar verememişler. Gidip ne aşamadalar? bir bakmak istiyorum.

Ayrıca 2014 yılında piyasaya sürülecek olan giyilebilir cihazlar piyasaya çıktı mı acaba? 

HAPIfork  ismindeki çatal hızlı yemek yiyenleri yavaşlatacak..  SmartWig (akıllı peruk) ise navigasyon ve diğer cihazların kontrolünü bir göz kırpmayla sağlayabilecekmiş.  Akıllı çatal yemek yemeği nasıl yavaşlatıyor acaba? bir gidip görmek istiyorum :)




İstanbul hayran olduğumuz şehir. 
Türkiye'nin  gündemi karışık. Her gün yeni bir haber duyuyor, her gün yeni bir olay izliyoruz. 

Bu uzun yolculuk sonunda dönüp geleceğimiz yer yine memleketimiz. Bu nedenle seçimde buradayız. Hatta şimdiden ismimizi yazdırdık  "sandıkta görevliyiz"



Eh artık tüm planlar da tamam olduğuna göre gidip bir dünyanın haline bakmak istiyorum. Beni takip etmeye devam edin, www.ardanınpenceresi.com  adresine ya da  Google'dan  Arda'nın Penceresi  yazarak sık girin :))

Sevgilerimle..  HOŞÇAKALIN..










En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...