Ana içeriğe atla

NewYork 'ta Gökdelenler



Kar fırtınalarının esir almasından bir iki hafta sonra NewYork tayız. Yollarda hiç kar yok, trafik bu yüzden durmuyor. Yol kenarlarında birikmiş karlardan buralara kar yağdığı anlaşılıyor. Kaldırımlarda da kar yok.  Bazı caddelerin başında kar küreme araçları park etmiş hazır ve nazır duruyor.





Hava gerçekten kesiyor,   yanaklar kıpkırmızı, eller buzzz... bu yüzden her yerde kapıları açmak için var gücünüzü kullanmanız gerekiyor,  tüm kapılar dışarı çekilerek açılıyor.  Çıkarken de dışarı itiliyor, yani kapılar hiç içeri giremiyor ;))

New York bizi çok şaşırttı.   Resimlerden görüyorduk ama içine girince hissedilebiliyor. İlk olarak neden böyle acaba? sorusunu sorup cevap aramaya başlıyorsunuz.





Binaların tepelerine bakamıyorsunuz, başınız arkaya gidiyor. Bu kadar yüksek binalar arasında güneş falan yok,  ağaç yok, meydan yok, her biri bir "mühendislik harikası" olarak  tanımlanıyor.

Şehirde  en yüksek binayı yapmakla yarışıyorlar.  Dolaşırken binaları da turlara dahil edip görmeden gitmeyin modu yaratılıyor.

Binalar ne zaman yapılmış diye bakınca 1936 yılını falan görünce insanın Allah Allah bunlar uzaydan mi geldi? diyesi geliyor.





Empire States binası 435 metre yükseklikte, tam 102 katlı.. Biz bu binaya çıkmak için iki kişi 51 $ ödedik.  Tüm binaların girişi gibi geniş ve görkemli bir lobisi var.  Binayı müze yapmışlar :))

Birçok güvenlik görevlisi arasından asansöre biniliyor,  asansör düğmeleri 80'e kadar.  Biz daha önce Levent'teki Saphire binasının tepesine çıkmıştık, ne yüksek gelmişti.  Simdi de kulaklarımız tıkanıyor.  Bu katta dinlemek için cihazlar dağıtılıyor ve binanın yapısıyla ilgili teknik bilgiler veriliyor.


Empire States Binası gece görünüşü




80'den sonra başka asansöre binerek daha da yukarıya çıkıyoruz :))

Empire States binasının 80. katından sonra tekrar asansörle 87 ye alınıyoruz. 
Bu katta dışarı çıkıp New York a tepeden bakıyorsunuz.

İşte tepeden çektiğim fotoğraf :))




Tabii soğuk ve rüzgardan açık havada uzun kalabilmek pek mümkün değil, camlı bölmeye geçiyoruz. Aşağıya inerken bir ara katta durup hediyelik eşyaların arasına bırakılıyorsunuz. Burada bir çok harcama yapabileceğiniz hediyelikler var.

Asansör kapıları ve düğmeler görevlilerin uzaktan  kumandalarıyla çalışıyor.  Nereye doğru yöneleceğinizi size gösterip yönlendiriyorlar.  New York' ta bu tip gorevliler her yerde.  Tüm bina girişlerinde görevliler var...

Binanın en tepesine 102. kata çıkmak için tekrar bilet almak gerekiyor.  Zaten tepeden her yer görünüyor.. eğer atlamayacaksak yükseklik işimize yaramaz dedik ve çıkmadık :))








Bu kocaman bina 410 günde tamamlanmış.  Binada yüksek teknoloji ile çevre bilinci birleştirilmiş.
Şu kadar elektrik tasarrufu sağlanmış, havalandırmalar şöyle yapılıp karbon emisyonu şöyle düşürülmüş,   camlar 3 katmanla şöyle ısı geçirmez hale getirilip şöyle tasarruf sağlanmış..

Peki bu büyüklükte bir bina acaba gerçekten doğa dostu mu?  hiç yapılmasaydı kaynaklar daha iyi kullanılmaz mıydı? Peki ihtiyaç mi?  tabii bunu anlatmıyorlar ama bina uzun yıllar hiç kiraya verilemediği için sahibi iflasın eşiğine gelmiş. Binayı satmış. Gördüğüm bir şey var ki bu koca koca binaların bir çok katı boş.  Akşamları ışıkları yanmıyor. Resimlerdeki o ışıl ışıl New York görüntüsü yok.






İhtiyaca değil, ihtişama bakılıyor sanırım. Amerika'da her şey bundan dolayı çok büyük. Yataklar bile king-size, kocaman...

Dün Trump Towers' a girdik. Girişi ve 4 kata birden verilen boşluk çok görkemli.. ama bomboş. 4 Katı yürüyen merdivenle çıkıyorsunuz, hiç bir şey yok. Sadece bir Starbucks var,  o zaman durup düşünüyorsunuz, acaba burayı niye yaptılar diye.





New York ta binaların yüksekliklerine göre sıraları var. İkiz Kuleler yıkıldıktan sonra sıralama değismiş.  Daha sonra yeni bir Banka daha yüksek bir bina yapınca sıralama  yine değişmiş. Devamlı sıralıyorlar.

Bu yüksek binalardan buralarda gökyüzü görülmüyor,   kuşlar uçuşmuyor.  Sadece Chreysler binasına kuş heykelleri konulmuş, insan görünce bir hoş oluyor ;))




Ikiz Kulelerin yerine hemen yenileri yapılmış. Su anda inşaatı devam ediyor.  "Daha da iyisini yaparız"  mesajı veriyorlar..


2977 kişinin öldüğü bu saldırıyla ilgili İlkbahar' da bir müze açılacak.


9/11 Memorial   amblemli  çalısmalar devam ediyor.
Girişe güvenlik önlemleri almışlar. Açık alana girerken önce bir binaya girip sanki uçağa binecekmişsiniz gibi soyunuyor ve cihazlardan geçiyorsunuz ve sonra giyinip tekrar dışarı  çıkıyorsunuz.






Binaların  hemen ortasına iki buyuk havuz  yapılmış.   Sularını yerin dibine akıtırken havuz kenarlarına saldırıda  ölenlerin isimlerini bronz parapetlere yazmışlar. 




Suların akışı, binaların yıkılışını  mükemmel anlatıyor... Saldırının  10. yılında  açılmış.  Ikiz kule.. yerlerinde  iki havuz..  Çok yüksekten düşen sular ve düştükten sonra yerin altına akan sular. Havuzun tüm yüzeyleri siyah. Sular da sanki siyah akıyor gibi görünüyor.  Yıkılışı harika anlatıyor.. Bu anıt proje için 63 ülkeden 5201 kişi başvurmus.


Bir Survivor Ağaci varmıs. Enkazda  yara alan bu ağaç tedavi edilmiş. sağlığına kavuşmuş, geçici tellerle desteklenmiş. Simdi hayatta kalma ve esneklik hikayesini insanlara anlatıyormuş..

Yine inşaatlar yanına bir hediyelik eşya mağazası yapmışlar... Içindeki tüm ürünler 9/11 Memorial temalı.  Her yerde bağış kutuları var, küçük de olsa sürekli bağış topluyorlar.  Bir şeyler icin para vermek, bir hizmete bahşiş vermek burada olmazsa olmaz.  Bu bana harika görünüyor.  Dükkanda bulunduğunuz sürece bir büyük ekranda olayı değil, olaydan sonrasını izliyorsunuz.  Ölüm, kan hiç görünmüyor. Daha çok enkaza ilişkin nasıl çalışıldı? itfaiye ve polis ne yaptı?  "onlar bu olayda kahraman dı"  teması ağırlıklı.  Ne siyasetçilere ne de teroriste ağırlık verilmiyor.

Arama kurtarma çalışmalarında kullanılan köpeklerin oyuncakları yapılmış, olayı anlatan onlarca resimli kitap var.




Hic birinde bir insan cesedi resmi yok. Bizim deprem tecrübemizle mukayese edince utanıyorum. Bir muzemiz olur mu acaba?  arama kurtarma calışmalarında yer alanlara ne tur bir teşekkür edilmeli? ya da edildi?  buralarda müze neden önemli?  her şeyin müzesini yapıyor, döküman topluyor, hakkında kitaplar yazıyor, tarihlerini unutulmaz yapıyor ve tüm kuşaklara bunu yaşatıyorlar.

9/11 Memorial ile ilgili daha fazla bilgi icin  names.911memorial.org dan bilgi alabilirsiniz diyorlar.
Siz de tıklayabilirsiniz..















Yorumlar

  1. çok güzel anlatmışsınız teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. defalarca geldiğim yer ama senin kaleminden bakınca ne kadar da farklı….

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...