Ana içeriğe atla

New York Hakkında Yanlış Bildiklerim



Daha once duyduğum bazı şeyler New York icin geçerliliğini yitirdi.

1. Amerikalılar obezdi..
2. Cok yavaş hareket ediyorlardı, kasada sabrınız taşardı..
3. Porsiyonları kocamandı

Her ikisi de burada geçerli değil.

1. Bu kadar güzel yenecek şey varken yememek elde değil.

Karnımız tokken bile otele dönerken bir dilim pizza yemeden günü bitiremiyoruz. O kadar sahane. Açmaları da ikiye bölüp aralarına birşeyler koyuyorlar. Hatta bizim otelde açmayı ikiye bölme aleti bile var ..

Iki adımda bir ya bir kahve ya da bir atıştırmalık pastane ya bir pizzacı ya da bir lokanta. Hepsi çok basarili. Ne görseniz yemek istiyorsunuz.






Her sokakta bir  Starbucks ve  Mc Donalds.  Her ikisi de Turkiye' deki ihtişamlı halinden yoksun. Lüks içinde değil. Zaten buralarda dekorasyona hiç para sarfedilmiyor..

Tüm yemek yediğiniz yerlerde tepsinizi ve çöplerinizi kendiniz kaldırıyor, masanızı temiz bırakıyorsunuz.  Biz de IKEA nin yaptığını burada her yer uyguluyor. Ortalıkta masa temizleyen, başka ne alırsınız diye soran kimse yok.  Hatta McDonalds 'ta tepsi falan da yok, ister oturup yiyin ister götürün kağıt poşette veriyorlar.  Menüler 7-8 $.  Kola boyutu kocaman.  Ama hamburgerin boyutu aynı.

Her yediğiniz şeyin altında kalorisi yazıyor. Valla küçücük bir kekin bile 340 kalori olduğunu görünce bakmamaya başladım.



2.  Herkes her şeye çok yardımcı ve çok hızlı.  Her yerde yardımcı olmak üzere bir çok görevli var.

Düzene koyan, yol gösteren, uyaran...  Bu şehirde yanlış yapmanız bu açıdan çok zor. Her caddede trafik polisleri, her binada gorevliler,  tren istasyonlarında dolaşarak yardımcı olanlar,  kapılarda sesle uyarı yapanlar, trene binerken sizi gözleyen gorevliler..  Bu bana o kadar güzel geldi ki...  İnsan kendini sürekli bir koruma altında  ve  güvenli hissediyor.

New York' ta hem adres bulmak hem de subway denilen yeraltı ulaşımı çok basit. Yer altında kat kat katmanlar yok.  Ancak yer altı demir yığını, çok kapkara, eski.   Bu demir yığını ürkütücü. İstasyonlar eski.





En önemli ve merkez olan iki istasyonu var.  Grand Central ve Penn Station. Bu iki istasyon bakımlı ve büyük.  Hatta Grand Central kocaman avizelerle görkemli hale getirilmiş.


Moskova'nin metro istasyonlarıyla mukayese edince New York'un metroları sınıfta kalıyor.

Peçete tomar tomar kullanılıyor. Bu konuda müsriflik yapılıyor diye dikkat çekiyor, ancak kağıt kalitesi çok basit. Bizdeki gibi bembeyaz, cift katli peçetelerden eser yok. Tuvalet kağıtları da suya düşer düşmez parçalanıyor, onlar da incecik.

Kitaplarda ise durum söyle.  çoğu kitap ciltli. Böyle kitaplar benim çocukluğumda daha çoktu, sonraları hiç kullanılmadı.  Ciltli kitaplar öyle hoş, öyle farklı boyutlu, öyle renkli ki..

  



Tum kitapların sayfaları aynı sarı kağıttan ve yazılar çok okunaklı. Yazılar küçük tutulup kitaplar ince ya da küçücük tutulmamış, her şey geniş, geniş yapılmış.  Neredeyse her konuda bu tip kitaplar dolu.  Fiyatlari ise gerçekten inanilmaz.  Koca koca ciltli kitaplar 19 $.  Daha kucuk olanlar 5-6 $.

Hele puzzle' lari hiç söylemiyeyim.. bayıldım..





Yorumlar

  1. Arda hn devamını bekliyoruz fotoğraflarla birlikte iyi tatiller.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

PHUKET ! Sen Bize Ne Yaşattın Öyle?

Phuket 2014 yılında yaptığımız Dünya Seyahatine imzasını atmıştı. Patong sahilinde yaşadığımız keşmekeş ve memnuniyetsizlik üzerine "Acaba gitmesek mi?" dediğimiz Naka Island ile bizi şaşırtmış ve sıra dışı bir turizm anlayışı ile sonunda "İyi ki geldik, biz ne yaşadık böyle" dedirtmişti. Bu ikici gidişimiz pek de heyecan verici değildi. Yine de doğal güzellikler vaat eden adalarını görecek olmamız değişik geldi. Otelimizden sabah erkenden çıkıp yarım saatlik bir yolculuktan sonra Phuket'in güzel marinasına ulaştık.   Marinanın adı Royal Phuket Marina. Marinaya bir tabela asmışlar "Bu marina Asya'nın ilk ve tek karbonsuz marinasıdır" diyor. Bu da bana çok enteresan geldi. Arkamızda öyle yazıyor :) Elektrik kablolarının binlercesinin direklerde sallandığı, çevresel düzenlemelerin en alt seviyelerde olduğu bu coğrafyada ilginç bir yaklaşımdı. Sonra bunun ne anlama geldiğini merak ettim. Deni...

Corona Virüs'ün Cruise Seyahati

Tarihte gemi ile yaşanan facialar çoktur.  Titanik :  1912 Yılında daha ilk seferinde buz dağına çarparak, çarpma anından itibaren 2 saat 40 dakikada 1514 kişi ile sulara gömülmüştü. Sonra ortaya çıktı ki ; gemide kurtarma için yeterli filika yoktu. Oysa gemi en ileri teknolojilerle üretilmişti ve batmaz gemi olarak anılıyordu, battı. Struma : 1941'de İkinci Dünya Savaşı sırasında 790 Romanya Yahudisi katliamdan canlarını kurtarmak için kiraladıkları bir kömür gemisiyle Filistin'e gitmek üzere yola çıktılar. Geminin motoru arıza yapınca Sarayburnu açıklarına demirledi.  9 Hafta boyunca yolcusunu indirmesine izin verilmediği için öylece kaldı. Karadan motorlarla gemiye yiyecek ve giyecek yardımları yapıldı. Motoru tamir edilemeyince Karadeniz'e çektirildi ve burada Sovyet denizaltısı tarafından patlatılarak batırıldı. Bu gemiler  acizlikler, ihmaller ve kasıtlarla anıldı. Şu günlerde dünyayı ayaklandıran Corona virüs salgınının bir parçası olan Diamond Princess...

Alper Gezeravcı'dan Önce Ben Varım

Bugünlerde TV'lerde sürekli haber ve reklam dolaşıyor. Tarihimizde ilk defa bir Türk astronot uzay mekiği ile araştırmalar yapmak üzere araştırma ekibine katıldı. Mekiğin fırlatma anında meydanlara çadırlar kuruldu, sahnelerden yayın yapıldı ve canlı olarak hep birlikte geriye sayıldı.  Yapılan konuşmalar, Türkiye'nin teknoloji hamlesi, TRT'de spikerin NASA bekle bizi geliyoruz babında söylemlerini görünce ben Türkiye'den bir uzay mekiği gidiyor sanmıştım. Meğer her şey aynı giden bizim astronotmuş. Bu da gurur tabii, bravo Alper.. Ancak bundan yaklaşık 5-6 yıl evvel ben de NASA'da astronot olmuş, uzay mekiği simulatörüne binmiştim. Uzun zamandır bu hikayemi anlatmak istemiştim ama olmadı. Şimdi tam zamanı diyerek tekrar hatıralarıma geri döndüm. Uzay mekiğinin fırlatıldığı Cape Caneveral uzay üssü, aynı zamanda binlerce insanın içini dolaştığı bir müze. Müze demek de haksızlık olur çünkü burada hem geçmiş hem gelecek var.  Sabah erken saatlerde girip akşama kadar b...