Ana içeriğe atla

New York 'ta Sportif Eğlenceler



Televizyona bakıyorum... Şu anda ilk defa Obama'yı görüyorum.. Kongrede  bir konuşma yapıyor..  Salon beyaz Amerikalı dolu, demek ki beyazlar siyasetteler. Obama 'nın rengi de beyazlamış, hafif güneş yanığı gibi olmuş. Salonda Çinli göremedim ama 1-2 siyahi kadın var. Birisi de Obama'nın karısı.

Amerikalılar is yaparken onları izlemek gerekiyor. Bize hiç benzemiyorlar. İnanılmaz rahatlar, gülüyorlar, eğleniyorlar. Obama salona girerken yanından geçtiği herkesle konuşarak ve gülerek tokalaştı, bazı bayanların yanaklarından öptü, espriler yaptı... O' nun elini sıkanlar da sırtına dokundular, kolunu tuttular, güldüler, konuştular.

Simdi Obama' dan sonra bir bayan televizyonda, canlı yayında halka sesleniyor.... O kadar güzel mesajlar veriyor ki, sanki bir şirkette yönetici..  " Daha çok çalışacağız, herkese yardım edeceğiz.. hayallerimize ulaşacağız.. eğitime önem vereceğiz.. mesleklerimiz bizim ödeme çeklerimizdir.. para biriktireceğiz.. Amerika'nın rüyasını yeniden yapılandıracağız.. Hayallerimiz hep büyük olacak ve bu yoldan dönmeyeceğiz.. Sizin aileniz bizim ailemiz,  hepimiz büyük bir aileyiz.

Bunları söylerken zaman zaman gözleri doluyor, gülümsüyor, sıcacık bir sesi var.  Obama 'dan sonra yayına girmesi çok anlamlı. İsin sadece siyasi boyutu yok hayatlarında, insanın duygularına da dokunuyor, harekete geçiriyorlar.

Amerikalılar çok çalışkan, işlerini severek yapıyor, enerjilerini yansıtıyorlar.  aileleriyle işin içindeler. Obama konuşma yapıyor, eşi salonda....  Konuşmasında bir çok kişinin başarıdaki rolünden bahsedip teşekkür ederken eşini de uzun bir konuşmayla anons ediyor, herkes ayağa kalkıp dakikalarca alkışlıyor.  Ben de 15 yıl bir Amerikan şirketinde çalışmış olmakla buna çok şahit olmuş, kimi zaman şaşırmış, bizim kültürümüzle farkları çok açık görmüşümdür.

Beş gündür buradayız.. sabahları  mutlaka televizyonun çeşitli kanallarındaki haberleri izliyoruz.
Sabahları haberlerde hiç siyaset olmuyor.. tartışma olmuyor.

İzlemeye doyamıyoruz.  Rengarenk görüntüler, canlı ve akışkan konuşmalar, harika ses tonları, gülümseyen yüzler...

Biz hiç böylesine alışık değiliz.   Peki siyaset olmayınca ne konuşuyorlar?

Bir senatörün oğlu ölmüş.. onunla röportaj, bir kayakçının ayağı kırılmış onunla röportaj, soğuk havada   kendimizi nasıl koruyalım?  bir doktorla konuşma,  aksam bir konser var onun haberi, hava durumu, trafiğin durumu, I Phone' da hangi yeni oyun çıktı?  Nerede kaza var? Yarın başlayacak olan Süper Bowll şampiyonası ile ilgili stadın durumu nedir? kar yağışından nasıl etkilendi? neler yapılıyor?  statta ne gibi güvenlik önlemleri alındı?


Spikerin anlatırken ki enerjisine bakar mısınız?





Tüm bu haberler için ya stüdyoda konuk var ya da bağlantı canlı olarak mekanlardan yapılıyor. Her haber 2-3 dakikada geçiyor. Arada konuklarla şakalaşıyor, espriler yapıyorlar. Herkes gülümsüyor.

Yarin burada çok önemli bir turnuva başlıyor. 
Açılışında bulunamamaktan dolayı ben bile tüühh dedim yani ;))

Halbuki konu Amerikan Futbolu.. benim hiç alakam yok, düşünün beni bile ne kadar içine aldılar?  
her gün haberlerde adım adım izledim...







Hemen hemen her gün bu turnuva ile ilgili yapılan hazırlıklar TV haberlerinde.

Kar yağışından dolayı karlar altında kalan  stat onlarca kişi tarafından temizlendi.  Sürekli görüntüler canlı canlı  yayınlandı. Stadın güvenliğini  hem New York Polis Teşkilatı hem de 32 güvenlik şirketi sağlayacak.  Haberlerde  güvenlik sorumlusu konuktu, ondan bilgi aldılar.

Sporcular 2-3 gün öncesinde  stadın bulunduğu Newark'a geldiler. Onları taşıyan uçağın pilotuyla bile ropörtaj yaptılar...  oyuncuları siz taşıdınız.. neler hissettiniz?  diye sordular.  O kadar yani..

Manhattan bölgesinin eğlence merkezi olan Times Square'de etkinlikler düzenlendi.   Amerikan Futbolu sembolü robot sporcuyu yüksek bir platforma yerleştirdiler.  Bu alanı özel olarak gezici enerji sağlayıcılar, TV spikerlerinin özel alanı, kameralar,  ışıklar ile donattılar.

Caddenin ortasında FOX TV stüdyosu var.  Tam ortada. Pencerelerinden içi görünüyor. Herkes önündeki tribünden seyrediyor... Hep etrafı kalabalık..

Dün meydandaki bu  stüdyoya konuklar geldi.  Meydanın ortasında olduğu için herkes giriş çıkışlarını gördü ve canlı olan FOX TV stüdyosunu dışarıdan seyretti.

Bugün büyük gün.. Bugünü MEDIA DAY olarak ilan ettiler. Yaklaşık 250 oyuncu ve bir o kadar koç ve yönetici bugün yüzlerce medya mensubu ile birlikteydi. Medya mensupları hem sporculara hem de koçlara istedikleri soruları sordular.




Bu turnuvanın bir eğlence sorumlusu var  :))

Stadın dışına kaydırak koymuşlar, hem spor hem eğlence diyor..
Bugün stadın içinde ponpon kızların bir konser ve dans gösterisi olmuş..

Burada yapılacak, yaşanacak çok şey var...  haydi hoşça kalın ben biraz daha kalayım diyor insan. Dakika başı yapılan yayınlarla acayip bir heyecan yaratılıyor.

Hangi takım kazanır? diye bir tartışma ve haber yok..  yorum programları yok.. o takımların işi.. Seyirci ise sadece eğlenmeli..

Biz ne kadar boğulmuşuz diye düşünüyoruz.. Gereken gerekmeyen her konunun içindeyiz..  Her konu bizim derdimiz.. eğlenmeyi ise hiç bilmiyoruz..

Buralarda her aşama şenlik tadında geçiyor :))   Hayran oluyorum..

Daha sonra Los Angeles'ta NBA maçını seyredince bu hayranlığım daha da artıyor..  Daha çok eğlenmeliyiz.. ama hiç eğlenmediğimizi anlıyoruz..  Her karşılaşma bir eğlenceden çok bir mücadele bizde.. ne ezilmiş bir toplumuz.. bunu anlıyoruz.. eğlence bizden ne kadar uzaaaakkkk... bunu bir daha yaşayamayacak olmaktan dolayı acayip kötü hissediyorum..


İzlediğim Los Angeles NBA maçı için tıklayın.  Eğlence nedir? görün..








Bu blogdaki popüler yayınlar

PHUKET ! Sen Bize Ne Yaşattın Öyle?

Phuket 2014 yılında yaptığımız Dünya Seyahatine imzasını atmıştı. Patong sahilinde yaşadığımız keşmekeş ve memnuniyetsizlik üzerine "Acaba gitmesek mi?" dediğimiz Naka Island ile bizi şaşırtmış ve sıra dışı bir turizm anlayışı ile sonunda "İyi ki geldik, biz ne yaşadık böyle" dedirtmişti. Bu ikici gidişimiz pek de heyecan verici değildi. Yine de doğal güzellikler vaat eden adalarını görecek olmamız değişik geldi. Otelimizden sabah erkenden çıkıp yarım saatlik bir yolculuktan sonra Phuket'in güzel marinasına ulaştık.   Marinanın adı Royal Phuket Marina. Marinaya bir tabela asmışlar "Bu marina Asya'nın ilk ve tek karbonsuz marinasıdır" diyor. Bu da bana çok enteresan geldi. Arkamızda öyle yazıyor :) Elektrik kablolarının binlercesinin direklerde sallandığı, çevresel düzenlemelerin en alt seviyelerde olduğu bu coğrafyada ilginç bir yaklaşımdı. Sonra bunun ne anlama geldiğini merak ettim. Deni...

Corona Virüs'ün Cruise Seyahati

Tarihte gemi ile yaşanan facialar çoktur.  Titanik :  1912 Yılında daha ilk seferinde buz dağına çarparak, çarpma anından itibaren 2 saat 40 dakikada 1514 kişi ile sulara gömülmüştü. Sonra ortaya çıktı ki ; gemide kurtarma için yeterli filika yoktu. Oysa gemi en ileri teknolojilerle üretilmişti ve batmaz gemi olarak anılıyordu, battı. Struma : 1941'de İkinci Dünya Savaşı sırasında 790 Romanya Yahudisi katliamdan canlarını kurtarmak için kiraladıkları bir kömür gemisiyle Filistin'e gitmek üzere yola çıktılar. Geminin motoru arıza yapınca Sarayburnu açıklarına demirledi.  9 Hafta boyunca yolcusunu indirmesine izin verilmediği için öylece kaldı. Karadan motorlarla gemiye yiyecek ve giyecek yardımları yapıldı. Motoru tamir edilemeyince Karadeniz'e çektirildi ve burada Sovyet denizaltısı tarafından patlatılarak batırıldı. Bu gemiler  acizlikler, ihmaller ve kasıtlarla anıldı. Şu günlerde dünyayı ayaklandıran Corona virüs salgınının bir parçası olan Diamond Princess...

Alper Gezeravcı'dan Önce Ben Varım

Bugünlerde TV'lerde sürekli haber ve reklam dolaşıyor. Tarihimizde ilk defa bir Türk astronot uzay mekiği ile araştırmalar yapmak üzere araştırma ekibine katıldı. Mekiğin fırlatma anında meydanlara çadırlar kuruldu, sahnelerden yayın yapıldı ve canlı olarak hep birlikte geriye sayıldı.  Yapılan konuşmalar, Türkiye'nin teknoloji hamlesi, TRT'de spikerin NASA bekle bizi geliyoruz babında söylemlerini görünce ben Türkiye'den bir uzay mekiği gidiyor sanmıştım. Meğer her şey aynı giden bizim astronotmuş. Bu da gurur tabii, bravo Alper.. Ancak bundan yaklaşık 5-6 yıl evvel ben de NASA'da astronot olmuş, uzay mekiği simulatörüne binmiştim. Uzun zamandır bu hikayemi anlatmak istemiştim ama olmadı. Şimdi tam zamanı diyerek tekrar hatıralarıma geri döndüm. Uzay mekiğinin fırlatıldığı Cape Caneveral uzay üssü, aynı zamanda binlerce insanın içini dolaştığı bir müze. Müze demek de haksızlık olur çünkü burada hem geçmiş hem gelecek var.  Sabah erken saatlerde girip akşama kadar b...