Ana içeriğe atla

Evlilik Yıldönümü Perde Arkası


22 Haziran 1981 yılında evlendik.


Evliliğimizin birçok yıl dönünümü oldu. Bazılarını basit şekilde kutladık, bazılarını unuttuk..
Bu kutlama işine fazla önem vermedik .. Ancak şarabın da yıllandıkça değerinin artışı gibi evliliğimiz yıllandıkça kutlamalar önem kazanmaya başladı. 

20. Yılda büyük bir kutlama yapalım dedik olmadı.. 25'te olmadı.. ama her arkadaşlarla bir araya gelişimizde  birçok senaryo üretip espriler yaptık, hayallerimizde yaratıcılığa sınır tanımadık.. Ama bir türlü gerçekleştiremedik.   İşler güçler,  zamansızlıklar,  başka öncelikler,  plansızlıklar !..

Artık  30.Yıl  gelmekteydi.. ve  artık bu yıldönümü önemliydi.
Önceden karar verip, plan yapıp başlamazsak gerçekleşmiyordu, hep erteliyorduk....
Bu sefer  Hamit'le el sıkıştık, karar verdik.. ciddi şekilde kolları sıvamaya başladık..

Nasıl olmalıydı?
Şimdiye kadar hiç bu türden bir kutlamaya katılmadık.. bir fikrimiz yok.. biz yaratacağız :)) 

Mutlaka hikayemizi anlatmalıydık.  Bazı düğünlerde evlenen çiftlerin  kısa hikayelerini seyretmişsinizdir. Çoğunlukla bu kısım bana dar zamanda hazırlanmış izlenimi verir.  Ya başkaları hazırladığı için o akışı veremez, ya müzik uygun olmaz, ya da hikaye birkaç resimle sınırlı kalır.

En iyi paylaşım yine slayt gösterisi olmalıydı. Biz 30 yılı  anlatmalıydık..  ama bu 30 yılda nasıl yaşlandığımızı gösteren profil resimlerimiz yerine, bu yıllar boyunca  hayatımıza değen, yollarımızın buluştuğu birçok kişiyi de hikayemize dahil etmeliydik.. 

Slayt gösterisi için fotoğraflar gerekliydi, ancak fotoğrafların neredeyse son yıllar hariç tamamı sadece albüm sayfalarına yapışıktı..  şimdiki gibi cep telesonlarımızla ya da digital makinalarla çekilmiş  fotoğraflarımız yoktu.. sunum hazırlayabilmek için albümlerden fotoğraflar bilgisayara aktarılmalıydı.  işimiz kolay olmayacaktı.  Daha doğrusu işim.. Hamit'in ilgi alanına giren bir konu değil.. :))

Önce tüm albümleri büyük kutulara koyarak  Hamit'in ofisine taşıdık.  Hafta sonları burada albümlerden hikayeye yardımcı olacak fotoğrafları çıkarıp, tarayıp tekrar yerlerine yerleştirdim. Bulundukları albümdeki sıraları değişmeden ve dağıtmadan bu işi becerebildim.  Bazı fotoğraflar yapışkanlı albümlerde olduğundan onları çıkarmak mümkün olmadı, onların tekrar fotoğraflarını çektim.

Yüzlerce fotoğraf bilgisayara aktarılmış oldu. Böylece  bazı fotoğrafları zamana teslim etmemiş,  sararmaktan, yok olmaktan kurtarmış olduk..

Her sene yaz gelmeden Ocak-Mayıs arasında mutlaka Antalya'ya gideriz. O sakin, ılıman iklimi, uçsuz bucaksız kumsalını çok severiz. Bizim için tam bir dinlenme olur.

Mart  ayında bir haftalık  Antalya tatili yaptık..
Bu tatilde bilgisayarım yanımda :))  Bilgisayara taşıdığım fotoğrafların kenarlarını kırptım, onlara şekil verdim,  tekrar farklı  kaydettim.  Kullanacağım resimleri hazırlamış oldum..


Artık hazır olan fotoğrafları hikayeleştirmek gerekiyordu. Benim iş hayatımın içinde aynı zamanda çok yoğun çalışırken konsantre olmam ve bunu        hazırlayabilmem mümkün değildi.  Hamit'le kafa kafaya verip hayatımızı gözden geçirmemiz gerekiyordu.

Yeni bir tatil iyi bir fırsat olabilirdi. .Mart'taki tatilden sonra Mayıs ayında tekrar bir hafta Antalya'ya gittik..  Bu sefer Hamit'le  önce 30 yılın,  hatta daha da öncesinden-çocukluğumuzdan başlayarak yıl yıl hayatımızın dökümünü  yaptık..

Tekrar olayları, tarihleri hatırladık..  O yıllara ait önemli yaşanan olaylar neydi?  hayatımıza o dönemde kimler girdi?  neler yaşadık?  nereleri gezdik?  tüm hayatımızı listeledik...

Buna göre bir akış planı çıkarıp, fotoğrafları olaylara ve yıllara göre olarak dizdik.  Daha sonra slaytlara fotoğrafları yerleştirebildim. Yaklaşık 240 slayttan oluşan bir sunum oldu..:))

Tatilden dönüşte hafta sonları ve akşamları çalıştım.  Gürcan'ın önerisiyle resimleri konuşturdum.. üzerlerine  hikayeler, küçük esprili mesajlar yazdım. 

Mayıs sonunda artık mekanı ayarlamamız gerekiyordu. Kutlamayı yapacağımız mekan yaşadığımız yer olsun dedik.. Oturduğumuz sitenin içindeki  Jasmin Restaurant'la  görüştük, anlaştık..

Onlar bu işi çok daha fazla ciddiye aldılar, öneriler verdiler, bizi cesaretlendirdiler.. Bizim için gerçek düğünlerde kullandıkları tüm süslemeleri kullanacaklardı..Orkestra olacaktı.. Gelin Pastası kesilecekti.. Çok heyecan vericiydi :))



22 Haziran hafta içine geldiği için 25 Haziran Cumartesi günü kutlayacaktık. 50 kişilik bir davetli için hemen davetiyeyi hazırladım. Tüm iletişim kanalllarından davetlilere gönderdim. .Burada aslında hayalim gerçek kağıt bir davetiye bastırmaktı ama bunu organize edemedim. Teknolojiyi kullandım..




















                       

Gürcan slayt gösterisinin süresini 45 dakika olarak  ayarladı..ve bu 45 dakikalık gösterim için Gürcan ve Oya o yıllara ait şarkılarıları  buldular, birlikte dinleyip sıraya koyduk.  Slayt gösterisini prova ettik, seyrettik.. Gürcan şarkıların bazı kısımlarını kısalttı.. ve bizim sunumun süresine uygun slaytlara uyan bir CD'si oldu...

Sıra geldi kıyafetlere.. Benim elbisem beyaz olmalıydı.. arkadaşlarla hep böyle hayal etmiştik..  Gelinim Oya "birlikte gidelim" deyince ondan da cesaret alıp, birlikte dolaşıp elbise işini de hallettik :))  Başıma bir de taç takacaktı ama bulamadık :))  Kolay değil.. geçen yıl onların düğününe hazırlandık... bu yıl onlar bizi hazırladılar..  Zaten Oya'da düğüne hazırlanırken   "seneye de biz sizi evlendiririz" demişti  :))  Öyle de oldu.. 

25 Haziran günü ;    Gürcan sunum yapılacak yere ses düzenini ve projeksiyonu kurdu..
Annem Avşa'dan geldi, birlikte kuaföre gittik, süslendik.  



Biz hazırlanırken Yeğenlerimiz gelmişti... Aşağıdan tezahürat yapmaya başladılar.. 
Evden çıkmadan önceki son durumumuzu da Elif fotoğrafladı :))


Saat 19:00'da herkes hazırdı..
                                       Bazı davetliler eve gelmişti, hep birlikte Jasmin'e  geçerek tüm dostlarımızı karşıladık ve geceyi başlattık :))

Hayal etmek.. üzerinde konuşmak, istemek.. yetersiz..
Hayalin peşinden gitmek,  mücadele etmek, hazırlık yapmak, çalışmak, düşünmek gerekiyor....

                                     Tüm bunları yapabilmek için sizi heyecanla bekleyen dostlarınız da varsa motive olmamak elde değil..

Tüm hayatımızı dostlarımızla güzelleştirdik.. Bu gece de öyle olmalıydı..

Öyle de oldu  :))
Devamı  22 Haziran'da :)

30 Yılı Kutlama yazım için tıklayın.. 




Yorumlar

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...