Ana içeriğe atla

Ortaoyuncular'la Sahneye Çıktım


Karlı bir kış günü tüm yollar kapandığında arkadaşlarla  Taksim'de Ortaoyuncular'a "Yorgun Matador" oyununa gitmiştik. Sahnede Ferhan Şensoy,  Derya Baykal ve diğer oyuncular varken  Ferhan Şensoy oyunun ilk  dakikalarında oyunu durdurmuş ve sahneden seyircilere hitaben konuşmaya başlamıştı.

"Bugün kar yağışı nedeniyle oyuncularımızdan gelemeyenler oldu.. Sizlerin arasından bizimle sahnede oynayacak 4 kişi alabilir miyiz?".    Hamit ve ben hemen kendimizi sahneye atmış, arkadaşlarımız arkamızdan çılgınca "Bravo, bravo" deyip alkışlamışlardı.

Yoğun ışıkların altında seyircileri hiç görmüyorduk. Sahnede Ferhan Şensoy ve diğer oyuncularla yan yanaydık. Ferhan Şensoy bize rolümüzü ve ne yapacağımızı anlatıyordu. Birimiz ateş edecek, birimiz yere yığılacak.. Hepimize tek tek prova yaptırmıştı. O sırada olanlardan seyirciler gülmekten kırılıyordu.. Oyunumuzla Ferhan Şensoy dalga geçerken biz de gülmekten bir şey yapamıyorduk. 

Rolümüzü biz de sahnede katıla katıla gülerek, 5-10 dakika yaptıktan sonra birer teşekkür belgesiyle hep birlikte seyirciye selam vererek yerimize uğurlanmıştık. Ferhan Şensoy'dan tiyatro dersi almış biri olarak diplomamı da hala saklıyorum..  Nasıl saklamam..


Bir sanatçının üretim hikayesine bakar mısınız?  Oyun yazan, oyuncu, yönetmen, bazı oyunlarda dekorları yapan, TV için programlar yapan, filmlerde oynayan, kitaplar yazan, oyunlarıyla turne yapabilmek için bir gemiyi tiyatro haline getiren, Ses Tiyatrosunu yaşatan...


Şimdiye kadar çoğunlukla tesadüflerle sevdiğim kişilerle karşılaştım..  
Ama kader bizi her zaman sevdiklerimizle buluşturmuyor. Bazen de bizim onların peşine düşmemiz,  bulmamız gerekiyor. Ben de öyle yaptım..

Bu yazıyı taslak olarak yazdığım hafta hemen aynı gün tiyatroya bilet aldım ve oyununa gittik. Hem de o tarihi SES Tiyatrosunda bir locadan seyrettik.. Her locanın kapısı ayrı ve her kapıda tiyatroya emeği geçenlerin isimleri yazılıydı, İçerde 4 sandalye vardı ve hepsi bordo kadife kaplıydı. Tiyatro tarihiyle yaşıyordu.. Bu Ferhan Şensoy'un emeğiydi. 

"1885 yılında mimar Campanaki tarafından yapılan Ses Tiyatrosu 87 yıl tiyatro, 17 yıl da sinema olarak hizmet verdikten sonra  1989 yılında Ferhan Şensoy tarafından bir bölüm hissesi alınarak tekrar tiyatroya çevrildi. Ferhan Şensoy bu inşaatın masraflarının ilk kısmını, 90 günlük Ferhangi Şeyler turnesinden elde edilen gelirle karşıladı..."

Oyun sırasında projeksiyona yansıtılan görüntülerle ;  Ferhan Şensoy'un oyunu yazarken Yalıkavak Geriş Köyü'ndeki hikayesini, köpeği Can ve Şaka'nın doğan 9 çocuğuyla geçen yaşamını, yine Yalıkavak'ta tüm oyuncularla yaptıkları provaları perdede seyretme, onlarla birlikte tüm süreci yaşama şansımız olmuştu. Hayatına dair ne yapar, nerede yaşar, nasıl yazar?  ufak da olsa fikir sahibi olmuştuk.. Köpeklerin O'nun hayatında nasıl yer aldığını, İstanbul provalarına köpeklerinin de geldiğini, sahnede provalar sırasında sahnede nasıl dolandıklarını görüp, kızı Müjgan Ferhan Şensoy'un el kamerasıyla çektiği bu görüntüleri ilgiyle ve gülümseyerek  izlemiştik.

Arada fuayeden bir kitabını aldım.  O sırada öğrendim oyun bitince kitaplarını sahnede imzaladığını... İnanamadım, çok heyecanlandım.. Oyun bitiminde kitap imzalatmak isteyenler salondan çıkmayıp beklediler. Sahneye mini bir masa ve sandalye konuldu. 5-10 dakika sonra Ferhan Şensoy bembeyaz gömleği, pantolon askılı, taranmış saçlarıyla sandalyesine oturdu ve kitaplarını imzaladı. 



Her gördüğümde "Ne kadar zayıflamış" diyorum.. Yanına yaklaşırken nasıl heyecanlanıyorum, kalbim küt küt atıyor.. O'nu bir kez daha seviyorum.. tüm oyunlarını seyretmiş, tüm kitaplarını okumuş, filmlerine gitmiş hep hayranlık duymuştum. O başka bakış açılarına sahip, yaratıcı, entellektüel, aykırı,  sıra dışı, muhalif  kişiliğiyle hiç durmadan üretmiş bir sanatçı.  

Geçen hafta "Burada Laf Çok" programında konuk olarak Ferhan Şensoy'u izledim.  
"Ferhangi Şeyler"'i oynarken gazeteleri o anda görmediğini önceden hazırlık yaptığını söyledi. Turnelere giderken uçakta okumak üzere 10-15 gazete aldığını, bazı iç sayfa haberlerini ön sayfaya monte ettiğini, çizdiğini, işaretlediğini, uzun bir hazırlık safhası olduğunu,  oyun güncel ve günlük haberleri kapsadığı için tüm hazırlıkları yolda giderken tamamladığını, uçakta da çalıştığını anlattı. 
Hatta o gazeteleri okudukça ve kenara koydukça etrafındaki yolcuların   "Okuduysanız alabilir miyiz?" sorusuna maruz kaldığını, ancak onlara "Maalesef veremem bu gazeteler sahne aksesuarım" dediğini anlattı.

Aradan çok geçmeden Antalya'ya uçmak için havaalanında beklerken Ferhan Şensoy tam yanımdan geçti. Sabahın 08:00'inde bir elinde bavulu, bir elinde kocaman bir blok olmuş gazeteleri, rahat etmek için gözünde güneş gözlükleri..   Kokpit Cafe'ye doğru ilerliyordu..  Arkasından hikayesini hatırlayarak bakakaldım.. Sanırım bir turneye gidiyordu, "Ferhangi Şeyler" için uçağa binene kadar çalışacaktı. 

O'nun "İçinden Tramvay Geçen Şarkı" oyunu için fuayeye girdiğimizde Nazi Almanyasının atmosferine girmiş, biletlerimiz Nazi üniformalı kişiler tarafından stampa ve mühürle sert şekilde damgalanmıştı. İçerde çıt çıkmıyordu, herkes fısır fısır konuşuyordu. Bizi oyunun ve ortamın içine sokup cendereye sıkıştırmıştı. Salona girince oyunun içinde Grup Gündoğarken ve Hümeyra ile içimiz açılmıştı. 


İmza alırken :))


Bir ömüre bu kadar eser nasıl sığar?
Kendini adayarak.. Sanatını hayatı yaparak.. 


http://www.youtube.com/watch?feature=player_detailpage&v=CRIb9gIxnvo
http://www.youtube.com/watch?v=tf-cR1rhflI&feature=em-share_video_user

Ferhan Şensoy  Kimdir?

Ödülleri 

  • 1975 Montreal - En İyi Yabancı Yazar (Ce Fou De Gogol)
  • 1980 Avni Dilligil - Jüri Özel Ödülü (Şahları Da Vururlar)
  • 1981 Tiyatro-81 - En İyi Erkek Oyuncu (Eski Moda Komedya)
  • 1987 Nokta Dergisi Doruktakiler (Muzır Müzikal)
  • 1988 Ulvi Uraz Ödülü (İstanbul'u Satıyorum)
  • 1988 Sanat Kurumu Ödülü (İstanbul'u Satıyorum)
  • 1989 Avni Dilligil Ödülü (İstanbul'u Satıyorum)
  • 1989 İsmail Dümbüllü Ödülü
  • 1989 Nasrettin Hoca Mizah Ödülü
  • 1989 Kültür Bakanlığı Jüri Özel Ödülü
  • 1991 Nokta Dergisi Doruktakiler (Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı kitabı ile)
  • 1993 Avni Dilligil - En Özgün Oyun (Şu Gogol Delisi)
  • 1993 Altın Objektif Ödülü
  • 1994 İsmail Dümbüllü Ödülü (Seyircili Seyir Defteri ve Kırkambar-Gece Tiyatrosu kabare gösterisi
  • 1995 Kültür Bakanlığı - En İyi Topluluk
  • 1997 En Başarılı İletişimciler Ödülü - En İyi Deneme Yazarı
  • 2000 Avni Dilligil - En İyi Yönetmen (Fişne Pahçesu – Çehov Lazdur Laz Kalacaktur)
  • 2001 Avni Dilligil - En İyi Yazar (Sahibinden Satılık Birinci El Ortaoyunu)
  • 2001 Unima Geleneksel Türk Tiyatrosu’na Hizmet Ödülü
  • 2002 Sanat Kurumu - En İyi Yazar
  • 2002 Afife Jale - Muhsin Ertuğrul Ödülü
  • 2004 Türsak Onur Ödülü (Pardon)
  • 2004 Nokta Dergisi Doruktakiler
  • 2005 Deneme Sahnesi - En İyi Erkek Oyuncu
  • 2005 Nasrettin Hoca Altın Eşek Gülmece Ödülü
  • 2006 Mizah Üretenler Derneği - En İyi Senaryo (Pardon)
  • 2007 İsmet Küntay Ödülü - En İyi Oyun Yazarı (Fername)
  • 2007 Altın Sayfa Son Beş Yılın En İyi Mizah Kitabı (Elveda SSK)
  • 2009 İsmet Küntay Ödülleri - En İyi Yapım, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu (2019)
  • 2009 İTÜ En İyileri Seçiyor - En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, En İyi Tiyatro Oyunu Ödülü (2019)
  • 2010 Yıldız Teknik Üniversitesi Yılın Yıldızları-En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (Fername)
  • 2011 Kartal Belediyesi Ustalara Onur Ödülü
  • 2011 Terakki Vakfı Onur Ödülü
  • 2011 Karadeniz Vakfı - Tiyatro En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
  • 2012 İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri - En İyi Yapım (Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği)

Oyunları [değiştir]

  • Masal Müfettişi (Prömiyer:22 Şubat 2013-...)
  • Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği (Prömiyer:15 Mart 2012-...)
  • İşsizler Cennete Gider (Prömiyer 2010 - ...)
  • Ruhundan Tramvay Gecen Adam (2010-2011) Karl Valentin, Ferhan Şensoy
  • 2019 - Bilimsiz, Kurgusal Güldürü 2009-2010) (prömiyeri: 24 Ocak 2009, Cumartesi 20.00)
  • Boşgezen ve Kalfası (2008-2009)
  • Fername 2007-2009(sürüyor)
  • Kötü Çocuk 2007 - Ali Çatalbaş.
  • Aşkımızın Son Durağı 2006
  • Kiralık Oyun 2005
  • Uzun Donlu Kişot 31 Mart 2004-2005
  • Beni Ben mi Delirttim? 24 Ekim 2003
  • Biri Bizi Dikizliyor 2002-2003
  • Kahraman Osman 2002-2003
  • Kökü Bitti Zıkkım Zulada 29 Kasım 2001-2002
  • Sahibinden Satılık 1. El Ortaoyunu 9 Şubat 2001-2002
  • Fişne Pahçesu 2000-2002
  • Şu An Mutfaktayım 12 Mart 1999-2000
  • Parasız Yaşamak Pahalı 14 Ocak 1999-2000
  • Çok Tuhaf Soruşturma 13 Mart 1998-2000
  • Haldun Taner Kabare 1997-1998 - Haldun Taner
  • Aptallara Güzel Gelen Televizyon Dizileri 1996 - Anca Visdei, Ferhan Şensoy
  • Felek Bir Gün Salakken 1995
  • Üç Kurşunluk Opera 1995-1996
  • Şu Gogol Delisi 1994-1996
  • Kırkambar-Gece Tiyatrosu 1994
  • Seyircili Seyir Defteri 1994-1995
  • Köhne Bizans Operası 1993
  • Parasız Yaşamak Pahalı 1993
  • Güle Güle Godot 1992-1993
  • Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu 1991 - Cihan Öksüz
  • Yorgun Matador 1990-1991 - Pierre-Henry Cami
  • Kahraman bakkal süpermarkete karşı 1990-1991
  • Soyut Padişah 1989-1990
  • Don Juan ile Madonna 1988-1989 Anca Vısdeı
  • Ferhangi Şeyler 1987-...(sürüyor)
  • Keşanlı Ali Destanı 1986 - Haldun Taner, Yönetmen : Ferhan Şensoy (İstanbul Şehir Tiyatroları)
  • İçinden Tramvay Geçen Şarkı 1986 - Karl Valentin, Ferhan Şensoy
  • Muzır Müzikal 1986
  • Eşek Arıları 1986 - Aristophanes
  • Hayrola Karyola 1985-1986
  • Fırıncı Şükrü, Deli Vahap, Nuri ve ötekiler 1983
  • Kiralık Oyun 1983
  • Eski Moda Komedya 1983 - Aleksiev Arbuzov
  • Anna'nın 7 Günahı 1983-1984 - Bertolt Brecht
  • En Büyük Romülüs Başka Büyük Yok 1982 - Friedrich Dürrenmatt, Ferhan Şensoy
  • Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı 1981-1983 Şeref
  • İstanbul'u Satıyorum 1980-1985
  • Şahları da Vururlar 1980-1985
  • Dedikodu Şov 1979 (kabare gösterisi)
  • Kukla 1979 (kabare gösterisi)
  • Kuklacı 1979 (kabare gösterisi)
  • Dur Konuşma Sus Söyleme 1976
  • Ce Fou De Gogol 1975
  • Harem Qui Rit 1975

Filmleri [değiştir]

TV Dizileri [değiştir]

  • Boşgezen ve Kalfası - Boşgezen (1995)
  • Varsayalım İsmail - İsmail (1991)
  • Şey Bey (1986)
  • Köşedönücü - Köşedönücü (1984)
  • Sizin dersane - Adnan Pazarlama (1979)
  • Evdekiler (1978)
  • Giyim Kuşam Dünyası (1978)
  • Bizim Sınıf (1978)
  • Caniko (1976)

TV Filmi [değiştir]

  • Aktör Eskisi (2004)

Kitapları [değiştir]

  • Başkaldıran KurşuNkalem , Ortaoyuncular Yayınları, 2012
  • Seçme Sapan Şeyler, Ortaoyuncular Yayınları, 2010
  • Karagöz ile Boşverin Beni, roman, (Aralık 2008), Ortaoyuncular Yayınları.
  • Elveda SSK, roman, (Aralık 2005), Ortaoyuncular Yayınları. 
  • Hacı Komünist, günlük, (Şubat 2005), Ortaoyuncular Yayınları.
  • Eşeğin Fikri
  • Rum Memet
  • FerhAntoloji
  • Kalemimin Sapını Gülle Donattım
  • Falınızda Ronesans Var
  • Oteller Kitabı
  • Denememeler
  • İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You
  • Güle Güle Godot
  • Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı
  • Düşbükü
  • Ayna Merdiven, Ortaoyuncular Yayınları, İst, 1986.
  • Kazancı Yokuşu (1978).
  • Gündeste
  • Afitap'ın Kocası İstanbul
  • Şahları da Vururlar
  • Seçme Sapan Şeyler


Yorumlar

  1. Belki uzun gelmiştir ama anlatmakla bitecek gibi değil..

    YanıtlaSil
  2. Şu günlerde Emek Sineması konuşulurken gündemi yakalamış olmama sevindim. SES sineması ile ilgili geçtiğimiz ay yazımı yazmış ve gitmiştim. Sahip çıkmak istiyorsak aynı zamanda yaşatmalıyız.. ancak eski fotoğrafları bile kutularda dağınık duran, iki nesil ötesini bilmeyen, tarihe bakarken savaşı öğrenen ama sanatı atlayan
    bir milletin evlatları olarak geçmişe sahip çıkmak kolay mı?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...