Ana içeriğe atla

Aziz Yıldırım'la Tanışma


18 Eylül 2012.  Ankara Hilton'dayım. Bir toplantı için buradayım..Sabah toplantım var, öğleden sonra İstanbul'a dönüyorum.. İşim bittikten sonra lobide oturuyorum. Karşıda oturan bir grup bey var. Orada bir hareket oldu..  otel çalışanlarından 1-2 kişi yanlarına gitti, konuştular.


O zaman dikkatle bakmaya başladım. Fenerbahçe Başkanı  Aziz Yıldırım'ı  hemen tanıdım. Makinamı alıp yanlarına gittim.. "Siz de otelde mi çalışıyorsunuz?" dediler.. Kendimi tanıttım. Doğrudan satışla hayli ilgilendiler, sorular sordular.  Aziz Yıldırım gruptaki birini göstererek  "Kiğılı'yı tanıyıp tanımadığımı sordu". Tanımaz mıyım?  " Hangisini tanıyorsun? bir fakiri var bir zengini? "  dedi.  Birbirleriyle dalga geçiyorlardı :)) "Eşimin çok beğendiği ama benim sevmediğim bir marka"  dedim.. Şaşırdılar.. "Bana göre hiç bir şey yok, eşim dolaşırken benim canım sıkılıyor"  deyince Aziz Yıldırım Kiğılıya takılıyor.  "Abdullah Fenerbahçe için spor kıyafetler tasarlıyor..size de onlardan veririz" diyor. 

Fenerbahçe için bir proje üzerinde çalıştıklarını, Başkanın böyle bir planı olduğundan bahsediyorlar.  Benim işimle kendi planları arasında bağlantılar kurmaya çalışıp kendi aralarında konuşuyorlar.  Kulüp üye sayısıyla mı ilgili deyince, onun gibi bir şey diyorlar.  Biri tam bizim yapmaya çalıştığımız iş derken, öteki yok canım onların işi kozmetik bambaşka diyor. Biraz da kozmetikten ve ürünlerden bahsediyoruz, satış şeklimizi konuşuyoruz, sorular soruyorlar.. Sohbet uzayınca beni oturmam için buyur ediyorlar ama birazdan yola çıkacağım diyerek sadece resim çektirmekle yetiniyorum.. 

Onlar benden önce kalkıyorlar, siyah bir minibüse binerek gidiyorlar.. Nereye gittiklerini akşam haberlerde öğreniyorum.  Türkiye Basketbol Federasyonu Toplantısına..

Bu rahat ve eğlenceli sohbetin ortamından bir tartışmaya.. 


TBF Kongresine ‘Yıldırım’ Düştü

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım,
TBF Genel Kurulu’nda kürsüye çıkarak sert açıklama yaptı.

Aziz Yıldırım


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

PHUKET ! Sen Bize Ne Yaşattın Öyle?

Phuket 2014 yılında yaptığımız Dünya Seyahatine imzasını atmıştı. Patong sahilinde yaşadığımız keşmekeş ve memnuniyetsizlik üzerine "Acaba gitmesek mi?" dediğimiz Naka Island ile bizi şaşırtmış ve sıra dışı bir turizm anlayışı ile sonunda "İyi ki geldik, biz ne yaşadık böyle" dedirtmişti. Bu ikici gidişimiz pek de heyecan verici değildi. Yine de doğal güzellikler vaat eden adalarını görecek olmamız değişik geldi. Otelimizden sabah erkenden çıkıp yarım saatlik bir yolculuktan sonra Phuket'in güzel marinasına ulaştık.   Marinanın adı Royal Phuket Marina. Marinaya bir tabela asmışlar "Bu marina Asya'nın ilk ve tek karbonsuz marinasıdır" diyor. Bu da bana çok enteresan geldi. Arkamızda öyle yazıyor :) Elektrik kablolarının binlercesinin direklerde sallandığı, çevresel düzenlemelerin en alt seviyelerde olduğu bu coğrafyada ilginç bir yaklaşımdı. Sonra bunun ne anlama geldiğini merak ettim. Deni...

Corona Virüs'ün Cruise Seyahati

Tarihte gemi ile yaşanan facialar çoktur.  Titanik :  1912 Yılında daha ilk seferinde buz dağına çarparak, çarpma anından itibaren 2 saat 40 dakikada 1514 kişi ile sulara gömülmüştü. Sonra ortaya çıktı ki ; gemide kurtarma için yeterli filika yoktu. Oysa gemi en ileri teknolojilerle üretilmişti ve batmaz gemi olarak anılıyordu, battı. Struma : 1941'de İkinci Dünya Savaşı sırasında 790 Romanya Yahudisi katliamdan canlarını kurtarmak için kiraladıkları bir kömür gemisiyle Filistin'e gitmek üzere yola çıktılar. Geminin motoru arıza yapınca Sarayburnu açıklarına demirledi.  9 Hafta boyunca yolcusunu indirmesine izin verilmediği için öylece kaldı. Karadan motorlarla gemiye yiyecek ve giyecek yardımları yapıldı. Motoru tamir edilemeyince Karadeniz'e çektirildi ve burada Sovyet denizaltısı tarafından patlatılarak batırıldı. Bu gemiler  acizlikler, ihmaller ve kasıtlarla anıldı. Şu günlerde dünyayı ayaklandıran Corona virüs salgınının bir parçası olan Diamond Princess...

Alper Gezeravcı'dan Önce Ben Varım

Bugünlerde TV'lerde sürekli haber ve reklam dolaşıyor. Tarihimizde ilk defa bir Türk astronot uzay mekiği ile araştırmalar yapmak üzere araştırma ekibine katıldı. Mekiğin fırlatma anında meydanlara çadırlar kuruldu, sahnelerden yayın yapıldı ve canlı olarak hep birlikte geriye sayıldı.  Yapılan konuşmalar, Türkiye'nin teknoloji hamlesi, TRT'de spikerin NASA bekle bizi geliyoruz babında söylemlerini görünce ben Türkiye'den bir uzay mekiği gidiyor sanmıştım. Meğer her şey aynı giden bizim astronotmuş. Bu da gurur tabii, bravo Alper.. Ancak bundan yaklaşık 5-6 yıl evvel ben de NASA'da astronot olmuş, uzay mekiği simulatörüne binmiştim. Uzun zamandır bu hikayemi anlatmak istemiştim ama olmadı. Şimdi tam zamanı diyerek tekrar hatıralarıma geri döndüm. Uzay mekiğinin fırlatıldığı Cape Caneveral uzay üssü, aynı zamanda binlerce insanın içini dolaştığı bir müze. Müze demek de haksızlık olur çünkü burada hem geçmiş hem gelecek var.  Sabah erken saatlerde girip akşama kadar b...