Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İlk Yıllar - Yeniköy Yılları

Yeniköy Yılları 1981-1988 Evlendiğimizde Yeniköy'de orta halli bir mahallede oturuyorduk.    Sekiz yıl boyunca bu evde yaşadık. İlk yıllar tamamen tasarrufa odaklıydık. Para biriktirmek için değil, geçinebilmek için.. Salondaki gaz sobasını işten gelince sadece akşamları yakıyor, çamaşırları sobanın bacasında kurutuyorduk.   Sadece bir odamız ısınıyordu.  Yatak odaları soğuk oluyordu. Zaten oturduğumuz odada da gaz sobası sönünce oda hemen soğuyordu. Ben Suquibb İlaç Fabrikasında çalışıyordum. Hamit'te evlendikten kısa süre sonra iş değişikliği ile Kelebek Mobilya'dan Banat Fırça'ya  Muhasebe Departmanına geçmişti. Satıştan muhasebeye ilk geçişiydi.  Hem evlilik hem de iş hayatında her ikimizde büyük değişimler yaşıyorduk. Hamit'in bekarken girdiği Erenköy'deki kooperatife taksit ödüyorduk,  kiradaydık.. Üstelik evlendikten 10 ay sonra Gürcan doğmuştu..  Babam haberi duyunca  "ne aceleniz vardi  kızım, biraz evliliğinizi...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Sırtımızdaki Yükü Kim Yükledi?

Bugünlerde ülkemizin iş kazalarının diğer ülkelerle mukayese edildiği günler.   Amerika'nın, İngiltere'nin 100 yıl önceki örnekleriyle  bizim bugünümüz mukayeseye uyuyor.  Yani biz 100 yıl geriden gidiyoruz. Türkiye sermayenin insanı sömürdüğü bir cennet halini almış.  Biraz önce Uğur Dündar Soma'daki maden işçileriyle konuştu.  Neden istemedikleri oyları Sendika yöneticilerine verdiklerini? neden güvensiz çalışmaya seslerini çıkarmadıklarını konuştular.. Hepsi bankalara borçlular. . işe ihtiyaçları var ve işveren ne derse yapıyorlar. Kendilerini para kazanabilmek için tamamen teslim etmişler, tehlikeyi bile bile güvensiz çalışıyorlar.. Ne yapalım  "para kazanmak zorundayız" diyorlar.. O zaman acaba bankalara neden borçlular?  diye düşünüyorum..  Köyde yaşıyor ve 1500 lira kazanıyor.. Taksitle neler aldılar?  neleri borçlandılar?  oralardaki tüketim alışkanlıklarını, ihtiyaçlarını bilmiyorum. ama şehirleri biliyorum..  Bira...

Mutluluk Nedir?

Ben Nasıl Mutlu Olacağım?   yazımı okuyunca  arkadaşlarım bana moral vermeye çalışmışlar.. Sağolsunlar.. bir de düşenin dostu olmaz derler..  "Merak etme düzelecek" demişler :)) Ancak korkulacak bir durum yok..  dar alanda kısa paslaşmalar ile hayatı yaşıyoruz.. Zaman geçiyor.  benim zorum Ülkemle  ve insanımla ilgili.. yoksa bir can sıkıntısı içinde değilim.. Çoğu kişi şunu yap-bunu yap diye önerilerde bulunuyor.. ya da  "sen iş yapmadan duramazsın"  diyor .. ya da merak edip  "emeklilik nasıl gidiyor"  diye soruyor.. 35 yıl boyunca zamanımı para kazanmak için şirketlere sattım..  ve zamanımı onlar için harcadım..  şimdi emeklilik zamanı.. zaman benim.. istediğim gibi harcıyorum.. Ne mi yapıyorum? Akşamları istediğim saatte yatıp, ertesi gün kaygısı duymuyorum.. ertesi gün geç kalkıyorum :)) Hiç saat kurmuyorum.. Sabahları evimizin ön tarafındaki çamlıkta yürüyüş yapıyor, spor aletleriyle çalışıyorum.  Gen...

Ben Nasıl Mutlu Olacağım?

Geçen gün Ertuğrul Özkök   TV'de "şu sorunlu gündemi bırakıp hayatımızı neşeyle yaşayabilsek, eğlenebilsek, her gün,  her kanalda ve her konuda tartışma var" dedi.. gündemimizden problem eksik olmuyor. Bugün Serdat Turgut yazısında   "Burada köşe yazarı olacağıma keşke  bu ülkelerde eğitimsiz park bekçisi filan olsaydım daha mutlu olurdum herhalde...keşke burada doğmamış olsaydım" demiş.. Mukayese edilmeyecek durumdayız.. biz az gelişmiş birr ülkeyiz... ben de aynı duygular içindeyim. Araba markalarında, alışveriş merkezlerinin büyüklüğünde değil gelişmişlik..  Kültürde,  eşitlikte, özgürlükte, sanatta, sporda, bilimde, sosyal hayatta,  eğlence anlayışında, trafikte, ekonomik dürüstlükte, iş-sosyal hayat dengesinde, insana saygıda.. Ben de Amerika'daki gibi TV seyrederken, sokakta dolaşırken, bir maça gitmişken eğlenmek istiyorum. Eğlenmenin ne demek olduğunu yeniden öğrenmek, heyecanlanmak, coşmak, bir çok seçeneğe sahip olmak, eğlen...

Dünya Seyahati EN'leri

Dünyanın etrafında uzunca bir tur attıktan sonra herkes aynı şeyleri soruyor.. en çok nereyi beğendin?  en çok hangi yemeği beğendin? en .. neresi? en... neresi?...  o zaman dedim ki bir EN listesi yapmak lazım. Ancak bu en listesini yapmak o kadar zor ki.. ama şunu biliyorum ki en zor olanı... dönüş... tekrar uyum sağlamak, trafiğe, insanlara, siyasete, gündeme.. değerlere.. Dünya seyahatini gençliğimizde yapmış olsaydık hayatımıza daha büyük bir anlam katabilirdi. Şimdi haberleri bile izlerken Brezilya'da olup biteni, Amerika'dan gelen mesajları, Avustralya'da çıkan fırtınayı daha dikkatle ve ilgiyle izliyorum..  Dünyanın benim olduğunu kavradım..   Görmeden, içinde yaşamadan, bir tur atmadan bunu anlamak zor. Bu yüzden uzun bir seyahat daha çok anlamlı.. Benim de cevap bulmakta zorlandığım EN'ler var. Bazılarını birbirine üstün kılmak çok zor. Ama bazı şeyleri tek tek cımbızla çeker sorarsanız sadece o sorduğunuz şey cevabını bir bütünden ayrı bulur.. Or...

Bir Film Anılarımı Canlandırdı.. SOĞUK..

Bugün sinemada bir film seyrettim.. Uğur Yücel'in SOĞUK adlı filmi..   Boğazımda bir düğümle ve sesim titreyerek sinemadan çıktım..  Bana anılarımı hatırlattı..  Bundan yaklaşık 10 yıl önceydi. Türkiye'nin en doğusundan yüksek kozmetik satış rakamları geliyordu.  Bu rakamlar şaşırtıcıydı..  Gidelim  yerinde görelim dedik..  Çalışma arkadaşım Esen ve ben Atlas Jet'in uçağıyla Kars'a öğleden sonra indik.   İner inmez de  Iğdır'a gitmek üzere servise bindik.  Sadece bir gece kalıp döneceğiz.. Neredeyse hava kararmak üzereydi.  Binaların kırık pencerelerinden kırmızı perdeler dışarı çıkmış uçuşuyordu..  Yollar toz duman içindeydi..etrafta öyle bir zenginlik falan görünmüyordu.. Şaşkındık.. Bu satış nereden geliyor diye daha da meraklandık.  Bizi burada o bölgede çalışan arkadaşlarımızdan biri karşıladı.  Eşi ve kendisi öğretmendi ve 10 yıldır burada görev yapıyorlardı. Aslında Ankara'dan buraya ...

Hong Kong

Güzel bir tatilden sonra yine şehirdeyiz.. Phuket' ten  3,5 saat sonra buradayız. Arada saat farkı var. 3 saat uçtuk, 2 saat harcadık ;)) Kocaman bır havaalanı terminaller arası yine trenler var. Otobüs duraklarını öğreniyoruz ama havaalanı karışık.. Oradan sağa, buradan sola, asansöre bin, beşinci kata çık, oradan yürü.. Sonunda dışarı çıkmayı beceriyoruz.. karşımızda otobüsler..  Şehir merkezine giden ve sadece 3 durakta duran transfer otobüsler var.. harika..  gideceğimiz yeri önce havaalanında öğreniyorum, sonra duraktaki bir yolcudan teyid alıyorum.. doğru yerdeyiz.. hemen otobüs geliyor.. içinde bavulları koymak ıçın raflar var, yerleşiyoruz.. Duraktaki yolcu bize nerede ineceğimizi de söylüyor.. yaklaşık 45 dakika sonra bir caddede iniyoruz. Taksiyle 5 dakikada otelimizdeyız.. Aksam şöyle bir kesfe çıkııyoruz.. Aman yarabbim.. bu ne kalabalık!!!! Her yer yeme-içme yerleri, her yer alışveriş mağazaları, her yer dükkan.. Uzakdoğu'nun en b...