Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Vallahi Çelişki Var !

Herkesin yaşadığı yerle ilgili herhangi bir konuya el atmasının, yönetmesinin, yardımcı olmasının, gönüllü olmasının ilk basamağının kendi çevresi, yaşadığı mahalle ya da apartman  olduğunu düşünürüm.  Ancak maalesef toplumumuzda bu paylaşım ve dayanışma yeteri kadar mümkün olamıyor.  . Oysa bakın size ne anlatacağım ; 10 Yıldır her sene birden fazla kez  Bodrum yarımadasının tamamen dışında kalan Yalıçiftlik Mevkiinde Sea Garden’da kalırız..   Bu yazın başında gittiğimizde  spor hocasıyla konuşurken dağda yürüyüş yolu yapıldığını,  uzun bir parkur olduğunu ve  yürüyebileceğimizi   öğrendik.. Nasıl yani?  bu yol daha önce yoktu??  " Yolu bir misafirimiz açtı "  dediler??   Misafir dedikleri de orada konaklayan bir aile..  Çok meraklandık,  niye böyle bir yolu durduk yere bir aile tatile gelmişken açsın??  hiç bir fikir yürütemedik ve meraklandık..  "Hala devam ediyorlar, belki gör...

Avon Kadınlarıyla Tanışın.. Onları Çok Seveceksiniz..

    Temmuz ayında Avon'da  Kibele Bölge Satış Şefi olarak atanmıştım.  Yeni görevime başlayalı  henüz  bir ay olmuştu.   İşime ve yeni ekibime alışmaya çalışıyordum..  Marmara,  17 Ağustos  1999  günü feci şekilde sallandı.. Şefliğimin sınırları çok genişti.  Sarıyer'den  Karaköy'e..  Levent'ten  Fatih'e..  Zeytinburnu'ndan Çatalca'ya.. Bahçelievler'den  Esenyurt'a..  Bayrampaşa'dan Maslak'a,  Silivri'den Tekirdağ'a.. Çorlu'dan Kırklareli'ne..  Bu kocaman coğrafya'da depremin etkilerini yaşıyor, çaresizlik içinde ne yapacağımı bilemeden her gün mesaime başlıyordum.  İnsanlar korkudan sokaklardan eve girmiyor, parklarda ya da arabalarda yatıyorlardı.. Cep telefonları yoktu. İnsanlara ulaşabilmek için ancak adreslerine gitmek gerekiyordu. Daha yeni devraldığım Şefliğimdeki  bir çok çalışma arkadaşlarım da aynı korkuları yaşıyor, evlerine girmiyor, sokaklarda, ar...

Deprem Bizi de Vurdu..

1999  Yılının Ağustos ayıydı..  Saat 03:02’de meydana gelen sarsıntıyla gece uykumuzdan uyanmıştık. Açık pencereden bir kadın çığlığı duyuluyordu..  Uyku sersemi ayağa kalkıp yürümeye çalışırken sarsıntı durdu.. biz depremi son anda hissedip uyanmıştık..   Alel acele toparlanıp üstümüzde ne var bakmadan benim üstümde gecelik Hamit’in üzerinde bir şort ve atlet merdivenleri koşarak indik ve kendimizi sokağa attık.. Evimiz 4. kattaydı ve Emlak Bankası’nın yaptırdığı yeni inşaat teknolojilerinin ve malzemelerinin kullanıldığı binalarda oturuyorduk.  Hala bazı ustalar bu evlere bir çivi bile çakmanın mümkün olmadığını söylerler..  Tabii biz yıl 1999 Ağustos’un ortasında bir inşaatın kalitesinin insanın hayatına ne sağlayacağı, bir depremin ne kadar şiddetli olabileceğini ve bölgemizdeki bu tehlikeyi hiç bilmeden yaşıyorduk... her şeyi o gün anladık..  ne acı.. Başımıza bir felaket gelene kadar böyle bir harita görmemiştik.....

Her Şeyi Birbirine Karıştırıp Birleştirin !

Bizde sık söylenir bazı laflar vardır.  "Eve iş getirmem.. "   ya da  "iş ve özel hayatımı birbirine karıştırmam "  diye..   Ya evden işlerini yürüten, ofisi evinde olanlar ne yapsın ?  nasıl ayırsın? Ev ve iş hayatını ayırmak ne anlama geliyor?  Zaten insanın tek bir hayatı yok mu? Diyelim işte moralim bozuk ama eve neşeli geleceğim.. bu nasıl olacak?  Evde çocuğumun sorunları olacak işe gider gitmez hepsini unutacağım?..  mümkün mü? Bu sanırım her ikisine de vakit ayırmak ve dengelemek anlamına geliyor.. Önceki yıl okuduğum  "30 Yaşa Mektuplar"  isimli kitapta bugüne kadar iş hayatında başarıya ulaşmış çeşitli mesleklerdeki ünlü kişilerin 30 yaşlarına yazdıkları mektuplar vardı.. Hemen hemen hepsinin geçmişlerine yönelik eleştirileri "iş hayatının başarısı peşinde koşmaktan çocuklarının büyümesini kaçırdıkları"  yönündeydi, onlara zaman ayıramamışlar ve ailelerini ihmal etmişlerdi.. O zaman insan düşünüyor....

Şimdi Karar Zamanı.. Gitmek mi Zor? Kalmak mı?

Ben işten ayrılmak istediğimi söyleyecektim ama piknik iptal olmuş, benim planlarım da başka bir tarihe ertelenmişti.  Satış Müdürümüz de yoğun çalıştığından görüşme için uygun zaman kolluyordum..  Yöneticim raporlu olduğu için kampanya sonunda karşılıklı değerlendirmeyi Satış Müdürüm yapacaktı.. Feryal Hn. benim ilk kadın yöneticim oldu. Benimle tüm mülakatımı yürüttü ve beni işe aldı.. Aslında sadece beni değil benimle birlikte aynı yıl içinde 5-6 arkadaşım daha işe başlamıştı. O dönemde yetişen bu kişilerin hepsi ilerde  Satış  Şefi, Bölge Müdürü olup büyük cirolar  yönetmişler ve her biri çok başarılı yöneticiler olmuşlardır..  Feryal Hn.  hepimizi yetiştirmiş, işi öğretmiş ve zorlamıştı.. Kendimi rahat ifade edebildiğim, objektif olduğunu hissettiğim bir yöneticiydi..  İlk önemli gözlemlerini O'nun çalışma disiplininde yapıyor,  işleri hiç biriktirmeden anında halledivermesine hayran oluyordum..  Ben bir işle ilgilenirk...

Bizi Harekete Geçiren Şey Planlar Değil, Duygulardır..

İşe başladığım yıl sonuna kadar çok yoğun günler geçirmiştim.  Hayatımda her şey yeniydi..  Büyük bir değişime ayak uydurmaya çalışıyordum.   Hem işi öğrenmeye çalışıyor, hem de bir ekiple birlikte çalışmayı öğreniyordum.  Çeşitli insanlarla sohbet ediyor, bilmediğim kapıları çalıyor, bilmediğim sokaklarda dolaşıyordum.. İlk yılın sonunda gelen ödülüm de ayaklarımı yerden kesmişti..  Çok motiveydim.. İşimi çok seviyordum. İşe ilk başladığımda kendi arabamı kullanıyordum ama bana daha sonra bir kullanılmış araba verdiler. Bu eski model araba dökülüyordu. Yolda giderken vites topuzunun yerinden çıkıp fırladığı oluyordu :))  Elimde sadece bir vites sopası kalıyordu. topuzu bulup yerine takıyordum..  O kadar yani :))  Ama kısa süre sonra herkese -0- araba geldiğini hatırlıyorum.. İçinde bulunduğum Şeflikteki  arkadaşlarımla aynı işi yapıyorduk.  Hepimizin bölgesi farklıydı.. Benimki Avcılar'da bitiyor, bir başkasınınki benim bitiş ca...