Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ben Nasıl Mutlu Olacağım?

Geçen gün Ertuğrul Özkök   TV'de "şu sorunlu gündemi bırakıp hayatımızı neşeyle yaşayabilsek, eğlenebilsek, her gün,  her kanalda ve her konuda tartışma var" dedi.. gündemimizden problem eksik olmuyor. Bugün Serdat Turgut yazısında   "Burada köşe yazarı olacağıma keşke  bu ülkelerde eğitimsiz park bekçisi filan olsaydım daha mutlu olurdum herhalde...keşke burada doğmamış olsaydım" demiş.. Mukayese edilmeyecek durumdayız.. biz az gelişmiş birr ülkeyiz... ben de aynı duygular içindeyim. Araba markalarında, alışveriş merkezlerinin büyüklüğünde değil gelişmişlik..  Kültürde,  eşitlikte, özgürlükte, sanatta, sporda, bilimde, sosyal hayatta,  eğlence anlayışında, trafikte, ekonomik dürüstlükte, iş-sosyal hayat dengesinde, insana saygıda.. Ben de Amerika'daki gibi TV seyrederken, sokakta dolaşırken, bir maça gitmişken eğlenmek istiyorum. Eğlenmenin ne demek olduğunu yeniden öğrenmek, heyecanlanmak, coşmak, bir çok seçeneğe sahip olmak, eğlen...

Dünya Seyahati EN'leri

Dünyanın etrafında uzunca bir tur attıktan sonra herkes aynı şeyleri soruyor.. en çok nereyi beğendin?  en çok hangi yemeği beğendin? en .. neresi? en... neresi?...  o zaman dedim ki bir EN listesi yapmak lazım. Ancak bu en listesini yapmak o kadar zor ki.. ama şunu biliyorum ki en zor olanı... dönüş... tekrar uyum sağlamak, trafiğe, insanlara, siyasete, gündeme.. değerlere.. Dünya seyahatini gençliğimizde yapmış olsaydık hayatımıza daha büyük bir anlam katabilirdi. Şimdi haberleri bile izlerken Brezilya'da olup biteni, Amerika'dan gelen mesajları, Avustralya'da çıkan fırtınayı daha dikkatle ve ilgiyle izliyorum..  Dünyanın benim olduğunu kavradım..   Görmeden, içinde yaşamadan, bir tur atmadan bunu anlamak zor. Bu yüzden uzun bir seyahat daha çok anlamlı.. Benim de cevap bulmakta zorlandığım EN'ler var. Bazılarını birbirine üstün kılmak çok zor. Ama bazı şeyleri tek tek cımbızla çeker sorarsanız sadece o sorduğunuz şey cevabını bir bütünden ayrı bulur.. Or...

Bir Film Anılarımı Canlandırdı.. SOĞUK..

Bugün sinemada bir film seyrettim.. Uğur Yücel'in SOĞUK adlı filmi..   Boğazımda bir düğümle ve sesim titreyerek sinemadan çıktım..  Bana anılarımı hatırlattı..  Bundan yaklaşık 10 yıl önceydi. Türkiye'nin en doğusundan yüksek kozmetik satış rakamları geliyordu.  Bu rakamlar şaşırtıcıydı..  Gidelim  yerinde görelim dedik..  Çalışma arkadaşım Esen ve ben Atlas Jet'in uçağıyla Kars'a öğleden sonra indik.   İner inmez de  Iğdır'a gitmek üzere servise bindik.  Sadece bir gece kalıp döneceğiz.. Neredeyse hava kararmak üzereydi.  Binaların kırık pencerelerinden kırmızı perdeler dışarı çıkmış uçuşuyordu..  Yollar toz duman içindeydi..etrafta öyle bir zenginlik falan görünmüyordu.. Şaşkındık.. Bu satış nereden geliyor diye daha da meraklandık.  Bizi burada o bölgede çalışan arkadaşlarımızdan biri karşıladı.  Eşi ve kendisi öğretmendi ve 10 yıldır burada görev yapıyorlardı. Aslında Ankara'dan buraya ...

Hong Kong

Güzel bir tatilden sonra yine şehirdeyiz.. Phuket' ten  3,5 saat sonra buradayız. Arada saat farkı var. 3 saat uçtuk, 2 saat harcadık ;)) Kocaman bır havaalanı terminaller arası yine trenler var. Otobüs duraklarını öğreniyoruz ama havaalanı karışık.. Oradan sağa, buradan sola, asansöre bin, beşinci kata çık, oradan yürü.. Sonunda dışarı çıkmayı beceriyoruz.. karşımızda otobüsler..  Şehir merkezine giden ve sadece 3 durakta duran transfer otobüsler var.. harika..  gideceğimiz yeri önce havaalanında öğreniyorum, sonra duraktaki bir yolcudan teyid alıyorum.. doğru yerdeyiz.. hemen otobüs geliyor.. içinde bavulları koymak ıçın raflar var, yerleşiyoruz.. Duraktaki yolcu bize nerede ineceğimizi de söylüyor.. yaklaşık 45 dakika sonra bir caddede iniyoruz. Taksiyle 5 dakikada otelimizdeyız.. Aksam şöyle bir kesfe çıkııyoruz.. Aman yarabbim.. bu ne kalabalık!!!! Her yer yeme-içme yerleri, her yer alışveriş mağazaları, her yer dükkan.. Uzakdoğu'nun en b...

Sıngapur

. Singapur'a daha önce iki kez geldim.. Her ikisinde de  hayran olup ayrılmıştım. O zaman öğrendiğim bu küçücük  ülke  Dünya'nın 8. büyük ekonomisini çeviriyordu... Temiz, pırıl pırıldı.. aklımda kalanlar bunlardı.. 12 yıl sonra tekrar uğradık..  bu üçüncü..  Sydney'den geldik ve aslında ertesi gün  Phuket'e aktarma yapmak için zorunlu olarak inip bir gece konakladığımız bir nokta oldu..  Bu yüzden üçüncü gidişimiz oldu.. Gelmişken de bir gün kalalım dedik.. Havaalanından bahsetmek gerekir.. Muhteşem ve şaşırtıcı bir havaalanı var..  Şaşırtıcı olması bir kelebek bahçesi bile içermesinden.. başka atraksiyonlar da var elbet, vakti olana..  terminaller arasında da trene biniyorsunuz.. o kadar büyük.. Havaalanından nasıl gideceğimizi araştırırken bir görevli bizi dolmuş taksiye yönlendirdi. Bunların adı Limousine Service.. gideceğiniz otele göre aynı adrese gidenleri...

Naka Island / Phuket'te Sıradışı Tatil

Taksi bizi Patong' taki otelimizden aldı. Adaya geçeceğimiz limana doğru yol almaya başladık. Yaklaşık 45 dakikalık bir yoldan sonra bir iskeleye geldik. Sahilde tum kayıklar karaya oturmuş.. sanırım deniz çekilmis...zaten bundan dolayı iskeleyi de çok uzun yapmışlar, yoksa motorlar yanaşamaz karaya oturur. Soförümüz iskelede durdu, biz çantaları aldık ama soföre  "gel, gel .. gitme bizımle gel " diye işaret ettim..iyi yapmışım.. bu iskele değilmiş.. soför gitseydi bir daha taksi falan bulamazdık..  bizim soför sakin sakin etrafa bakınıyor..  motor bizi saat 11:00 de alacaktı.. tam 5 dakikamız var.. soföre biraz çabuk, 5 dakikamız var diyorum ama o çoookk sakinnn.. Biraz daha yol gidince bizim limanı buluyoruz. Burası bir yat limanı.. İskelede bir motor görüyoruz.. bizim adanın adı yazıyor.. sofor soruyor.. evet doğru yerdeyiz.. adımızı listeden kontrol edip bizi motora bındırıyor. Soför bizi motor iskeleden ayrılana kadar bekliyor, bakıyor..  ayrılırken O ...