Ana içeriğe atla

Brezilya



Miami den TAM  Airlines ile 8,5 saat suren bir yolculugun ardindan Brezilya ya ulastik. Gece ucakta karanlik gokyuzunde ilk defa gökyüzündeki yildizlari seyrettim.  Tam Airlines Guney Amerika' nin ucus firmasi. Havaalanina geldigimizde Miami den 3, New York' tan 3 ucak Brezilya ya indi.

Havaalanindan taksi tutarak otele yerlestik. Yolda bu karanlik sehiri ve sokaklari seyrettik. Taksi numarayi bulamadi, buralarda bir yerde dedi bizi indirmek istedi ama biz otelin onune gelmeden inmedik. Sokaklar eski, kara bir goruntusu var. Allah allah burasi ne guvensiz dedirtiyor. Otele gelince icimiz rahatladi. Hemen yerlesip sokaklara ciktik.

Brezilya nin ucsuz bucaksiz kumsalina yayildik. Pazar gunuydu, kumsali size anlatmaya kelimelerim yetmez..
Binlerce siyah insan, igne atsan yere dusmez derler ya oyle.. Coluk cocuk binlerce.. sahile dizilmisler, herkes ayakta duruyor,  sorf yapilacak boyda buyuk dalgalar var. Denize girmek mumkun degil. Biz Karadenizi biliriz ama yaninda kucuk kalir, bu ne de olsa okyanus.

Kumsal ucsuz bucaksiz ince sari kum. Hava sicakligi 35-37 derece. O genis kumsali gecebilmek ve rahatca insanlarin yurumesi icin pratik cozum bulmuslar. Bizim sicak kumsallarimizda tahta doserler, burada hortum dosemisler :) Hortumun her yeri delik devamli su puskurtuyor, islanan kum uzerinde siz de serin serin gidiyorsunuz.


Plajda oyle plastik uzanma sezlonglari yok. Semsiye ve oturma sezlongu kiralayabiliyorsunuz. Pratik duslar da var. Aksam olunca sokup kollarinin altina alip gidiyorlar. Kuma sapliyorlar, kucuk motorlari var suyu yer altindan cekiyor, altta bir teskilat var sanirim. Duslar surekli akiyor, oyle musluk falan yok.

Denizin rengi kumla karisik,  mavilik yok.  Sadece kiyida durmayi basarmak bile cok zor, oyle bir carpiyor ki ayakta durana bravo. Bu yuzden buralarda denize girmek diye bir sey yok, sadece ayakta durmak var, su buz gibi. Benim dizlere bayagi buz tedavisi gibi oldu :)

Yurumek isterseniz ucsuz bucaksiz kumsal. Kadinlarin cogu tangali, popolar meydanda. Hepsi zenci, kalcalar Jennifer Lopez, vucutlar cirkin. Bu ulkede kadinin kac gocu yok. Gece bile bikinili kadinlar sokakta rahatca dolasiyor.


Pazar gunu caddelerden akin akin insan geliyor kumsala. Herkes sortunu giymis, ellerinde sezlonglari, semsiyeleri.. Bir tatil kasabasi gibi... ama zaten Coppacapana dayiz sadece Brezilya nin degil Dunya nin  en meshur plajlarindan.

Ben bu kadar kalabalik bir sehir gormedim.. her yerde yuzlerce insan var. Brezilya'nin resmi dili Portekizce. Nerden nereye? 1500 yilinda Portekizli bir gemici tarafindan Hindistan'a gidiyorum derken kesfedilmis. Burada Portekiz hukumranligini ilan etmis.

Avrupadaki savaslar buradaki her seyin dengesini degistirmis. Portekizliler Ispanya hakimiyetine girince Brezilya da Ispanya somurgesi olmus. Portekiz Napoleon tarafindan isgal edilince de Kral, ailesi ve devletin ileri gelenleri Brezilya ya kacmislar. Ondan sonra da baskenti Rio ya tasimislar.

Brezilya bayragindaki sari renk topraklarindan cikarilan  bol miktardaki altini, mavi denizi, yesil ormanlari temsil ediyormus.



Ulkede nufusunun cogu zenci. Zencilerin cogu calistirilmak uzere Afrika dan getirilmis ve bence burada cok cogalmislar. Herkesin yaninda 3-5 cocuk..

Bakimsiz bir sehir goruntusu veriyor, sehir aydinlik degil karanlik. Duvarlar, kaldirimlar hep eski.
Dukkanlar bizim 40 yil evvelki bakkallarimiz gibi. Yemek yiyecek yer bulmak cok zor, yiyecek bir sey  yok. Tarzlari bize uymadi. Kucuk bufelerde hamur isi bir takim yiyecekler var ama goruntusu beni ye demiyor. Vitrin camlari hep kirli.

Hic kimse Ingilizce 1-2 kelime bilmiyor, genclere soruyoruz, maalesef rakamlari bile bilmiyorlar.
Anlasmak cok zor.. Beden dilinden de hiiicc anlamiyorlar.

Shopping diyorsunuz agzi acik bira geliyor. How much diyorsunuz mesrubat veriyorlar. Hic anlasmaya niyetleri yok. Anlamis gibi
yapiyorlar, cizemiyorlar bile.

Bir gorevli bize durak tarif edecek edemiyor.. habire Portekizce konusuyor, çiz dedim  kalemi eline  alip tarif edemedi, bir sey cizdi ne cizdigini Hamit le 1-2 dakika dusunduk bulamadik, arkadasini cagirdi, olmadi.. Sonra da anlatamayinca hep beraber kahkahalarla gulduler. Valla bu ulke nasil Dunya Kupasi na ev sahipligi yapacak hic bilmiyorum, cok zor.

Sahil boyunca uzanan kocaman caddeleri ve cadde kenarlarinda genis spor olanaklari sunan parkurlar var. Pazar gunu caddenin sahil tarafindaki koca seridi trafige kapatilip  yayalara ayrilmis, araba calismiyor, sadece bir yon calisiyor. Sasirdim.. Binlerce kisi bu yollarda kosuyor, bisiklete biniyor, yuruyor. Acayip geliyor insana, ne hos, nasil yani.. falan oluyor insan. Allahim bu nasil bir yazlik sehir, nasil bir plaj?



Aksam oldugunda tum sahil temizlikci akinina ugruyor, tum copler toplaniyor, sandalyeler, semsiyeler onlari kiralayan kisilerce toplaniyor, araclara yukleniyor, plajda hic bir sey kalmiyor. Hani bizde plajin kenarina zincirle baglanan sandalyeler, semsiyelerden, duslardan, motorlardan eser yok, hepsi tasiniyor.

Gece olunca baska bir resim basliyor. Yine Pazar gecesi bu binlerce insan giyinmis hepsi sahil boyunca siralanan kucuk barlara, kafelere gelmisler. Bazilarinda canli muzikler, programlar var. Yine cogu kisi ayakta..  6-7 kisi grup olmus ellerinde biralari sohbet ediyorlar.. Binlerce insan.. Eger kafelerden pahali bulup almak istemezseniz evden getirdigi bir uyduruk sogutucu kutu icinde mesrubat ve bira satan kisilerden de alabilir, muzigi olan bir barin onunde dikilip pekala sohbet edebilirsiniz.

Aksamustu gunes battiktan sonra sahilin isiklari yaniyor. Tum kumsal isikli. Sahil boyunca yuzlerce ag gerilmis, plaj voleybolu oynaniyor. Hemen hemen hepsi dolu, kimi takimlar halinde formali, kimi amator, kimi takim kurmus, kimi 3-4 kisi. Bu arada caddelerde bisiklete binenler, kosanlar, yuruyenler, kay kay yapanlar. Gece boyunca spor yapanlar hic bitmiyor, caddeler ve kumsal dolu.

Brezilya  futbol da 5 kez dunya sampiyonu olmus, volaybol, basketbol, tenis, yuzme, plaj voleybolunda , sorfte, otomobil yarislarinda, yelkencilikte Dunya capinda basarilar elde ediyor. Dunya futboluna da onemli oyuncular katmaya devam ediyor.  Ben caddeleri ve sahili gorunce bunu nasil yapabildiklerini anladim, inanilmaz..

Coppacabana plajini yuruyerek bitiremiyorsunuz, halbuki devaminda bir baska plaj daha var ama gorunmuyor, Ipanema. Orada da ayni resim var. Yerlesim olarak daha zengin kesime hitap eden, yeme icme konusunda cesitli restaurantlar, kafeler sunan, daha duzenli, daha renkli bir yerlesim. Plaj ayni.

Her iki plajin bitimindeki kaldirimlarda ayni tip duzenlenmis yeme icme yerleri var. Yapimi suren yerler de var. Yer altina inen tuvaletler yapilmis ama yukardan bakilinca  pis gorunuyor

Aksamustu ictigim votkali, limonlu hafif tatli, bol buzlu ickiyi hic unutmayacagim, aman ne lezizdi..Adı Kaipirinha. Arkamda guvenlik gorevlileri.. buralar sicak çalışanlar sortlu..


Yemek konusunda hic secenegimiz olmadigi icin, dukkanlardan icimize sinmeyen birsey yiyecegimize, sahilde patates kizartmasi ve bira ile şenlendik.

Oturdugumuz kafede canli muzik vardi, harika soyluyorlar. capraz masamizda 3 genc oturuyorlar, biri bayan. Erkekler Turkce konusuyor. Sohbet ettik, onlar da 20 gun boydan boya Amerika turu yapmislar. Zaten Amerika ya is icin gelip uzatmislar. Microsoft ta calisiyorlarmis. Cok sey paylastik, bize haritalar verdiler, onerilerde bulundular, cok iyi oldu.

Metro sistemi var, cok daginik ve karmasik degil, basit.  Metro ile Centro denilen merkeze gittik. Burasi is dunyasinin yasadigi yer. Daha sehir gibi. Magazalar, kafeler, yine binlerce insan.. Dolasirken kalabalik bir alana geliyoruz, bir liman.  Gemiye biniliyor. Hemen 2 bilet alip, nereye gittigimizi bilmeden biniyoruz. Sadece ogrendigimiz her yarim saatte bir donus var. Gidis yarim saat :)) Oleeeyyy.. ben deniz yolculuklarina bayiliyorum, sehre uzaktan bakmak, denizi koklamak harika..




Karsi kiyiya indigimizde alisverisin canli oldugu, seyyar saticilarin, fast foodlarin, bir suru kucuk saticinin bulundugu yerlesime geliyoruz. Otobus terminallerinin bulundugu ilginc bir alan yapmislar.  İci alisveri, yeme- icme yerleriyle dolu, otobusunuze ilk durak oradan biniyorsunuz. bir cok cikis kapisi va otobus var, bir terminal.



Brezilya da otobus cok fazla, yollara pespese siralaniyorlar. Tum metro cikislarinda otobusler bekliyor, her yer otobus kayniyor. Otobusler eski. Biletsiz iceri kacmayin diye icine turnike yapmislar.


Ilk indigimizde aaaa.. burada bizim paramiz degerli, onlarin  3 lirasi bizim 1 liramiz dediysek te fiyatlari gorunce anladik. Bir kilo elma 15 lira. Muzun Miami de kilosu 75 cent, Meksikada 3 dolar. Tarim urunlerinden sadece patates ucuz. Marketleri falan cok eski, kucuk. Bakkaldan biraz buyuk. Hic bir yabanci yatirimci buralarda yok. Hic bir uluslararasi firmayi goremiyorsunuz. Sanki cagin gerisinde kalmislar gibi. Turkiye nin 30 yil onceki haline benziyor.

Ancak yasadiklari kriz nedeniyle bazi onlemler almak durumda kalmislar. Devletin parasi olmadigindan ozellestirmelerle gelir elde etmeyi planliyorlarmis. En son toplu tasima ucretlerine yapilan zam nedeniyle halk ayaklanmis, buyuk olaylar cikmis, halk polisle catismis. Bu catismalar hukumet aleyhtari eyleme donusmus. Ayni zamanda bu kadar ulke zor durumdayken Dunya Kupasi icin yapilan yeni stada ve organizasyon icin ayrilan butceye de karsi cikiyor ve istemiyorlar.

Brezilya nin Cumhurbaskani bir kadin. Cikan haberler soyle ;

-----------

Brezilya Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff, ülkede günlerdir devam eden hükümet karşıtı gösterileri ve gerginliği sona erdirmeyi amaçlayan bir dizi reform planı açıkladı.

Barışçı protesto gösterilerini düzenleyen grupların liderleriyle görüşmek istediğini açıklayan Rousseff, onların 'katkısına, enerjisine ve becerisine ihtiyaç duyduğunu' belirtti.  Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff, kaydedilen ve tüm ülkede televizyondan ve radyodan yayınlanan açıklamasında, protestocuların endişelerini ve taleplerini dinlediğini söyledi.
"Kurumlarımızın daha şeffaf ve yapılacak yanlışlıklara karşı daha dirençli olmasını istiyorum" diyen Cumhurbaşkanı Rousseff, protestoların bir başka gerekçesi olan, ülkesinin 2014 Dünya Kupası'na ev sahipliğini yapacak olmasını da savundu ve "Konuklarımızı saygıyla ağırlayacağız ve harika bir Dünya Kupası düzenleyeceğiz" dedi.
Rousseff, "Halkımın ödediği vergilerin, sağlık ve eğitim yerine Dünya Kupası'na harcanmasına izin
vermem mümkün değil" dedi.


Brezilya'da halkı yolsuzluk, polis şiddeti, kamu hizmetlerinin yetersizliği, Dünya Kupası'na fazla bütçe ayrılması gibi nedenlerle sokağa döken hükümet karşıtı tutum, Haziran ayından bu yana devam ediyor.

-–-------------
iste Dunyayi dolasmanin boyle bir guzelligi oluyor.  Benzerlikleri ya da benzemezlikleri daha kolay ayirdediyor insan. Bir de daha cok sahip cikiyor. Bu benim Dunyam.. diyor, sınırlarını genisletiyor.

Biz  de bir yuruyuşe sahit olduk. Buyuk guvenlik onlemleri vardi. Kucuk bir grubun arkasinda onlarca polis, polis arabalariyla gruba eslik etti ve arkalarindan yurudu.

Futbol dunyasi da biraz karisik. Haberler soyle, sendikalasma calismasi icinde olan futbolcular soyle demis :

Dünya Kupası için stadyumlar inşa edilirken, Brezilya'daki profesyonel oyuncular hâlâ ideal olmaktan uzak şartlara katlanmak durumunda: kötü sahalar, pespaye soyunma odaları ve son zamanlarda gördüğümüz gibi güvenlik meseleleri. Eylül ayından bu yana binden fazla futbolcu her  maç öncesinde kollarımızı kavuşturarak yaptığımız oturma eylemi gibi eylemler yapan Sağduyu hareketine katıldı.

Ancak bu, bazı Avrupa liglerindeki örnekleri tecrübe eden ve ülkeye döndükten sonra 'daha azına razı olmayacak kadar iyi' olan futbolcuların bir hareketi değil. Atlantik'in iki tarafı arasındaki altyapı ve mali durum farklarını biliyoruz. Ama bu, çözülebilir sorunları görmezden gelmemiz için bir sebep olmamalı.

------

diyerek mucadele veriyorlar. Biz de gidip bir gorelim dedik ama Maracana stadina hayran olduk. Luks icinde harika bir stad. Tabii futbolcularin antreman sahalarini bilmiyoruz. Maracana 5 yildizli bir otel gibi.. Hatta belediye acisindan yetersiz hizmet veren bir ulkede disardan bakilinca aaaa Maraca bu muymus dediginiz bir beton yiginiyken icine girince sizi sarmaliyor.


Avrupa da bir cok takimin stadin icinde muzesi oldugu halde burada olmadigini
 ogreniyoruz. Keske Brezilya tarihini de yazabilseydi, bu kadar basarilar elde et, tarihe gecmis futbolcular yetistir, sonra bu hikayeleri kimseye anlatma.  Iste egitim ve kultur duzeyinin burada onemi cok ortaya cikiyor. Avrupa ve Amerika her seyi gelecek kusaklara anlatma cabasinda, tarih yaziyor, her seyi anlatiyor, muze yapiyor. Amerikalilar yuksek bir bina yapmis 50 dolar veriyorsunuz binanin hikayesini dinliyorsunuz.. Brezilya da ise hic hikaye yok.. Pele nin sadece bir heykeli sizi selamliyor o kadar. Oysa Ispanya da Real Madrid stadindaki muzeyi gezdiginizde bugune kadar kimler yonetti, kim oynadi, oduller, resimler, maclar herseyi gorebiliyorsunuz, dolas dolas bitmiyor. Hatta dokunmatik ekranlarla istediginiz macin istediginiz golu.. Ben bu kulture bayiliyorum. Muzecilik baska bir sey.. Bizde de maalesef hic gelismemis, burada da oyle..  Kendi hikayesini yazamayan bir toplum.

Sehirde eskiden kalmis, guzel bir mimariyle yapilmis bina gormek mumkun degil. Hepsi siradan. Turistik bolgeler ya da eserlere iliskin yonlendirmeler cok zayif, hep kendi cabanizla bulabiliyorsunuz, ekstra bir caba sarfedip yonlendirme yapmiyorlar. Zaten dil yuzunden hic bir sey ogrenemiyorsunuz. Uzak mi dedi yakin mi dedi? ne onerdi? heyhaaattt...

Bakmak istedigim parmaklari yildirim carpmasi sonucu kirilan Kurtarici Isa  Heykeli ne cikabilmek icin gittik ama sansimiz yoktu, yolda bir yangin ciktigi icin tren bugun heykele cikmiyormus, yarin gelin dediler, biz de yarin donuyoruz, cikamadik. Ama bir cok yerden uzaktan da olsa gorduk. Yaya cikmayi denedik ama yokusu gorunce vazgectik. 37 derece sicakta hakkin rahmetine cabucak erebilirdik :))

Son gun plajlarin arka tarafinda kalan Isa heykelinin bulundugu daglik bolgenin arkasindaki kocaman golun kenarina gittik. Bu gol kenarinda asirlik agaclar, yemyesil daglar, yine golun kenarinda kilometrelerce spor parkurlari..  Ahh dedim su guzel manzarada bir de oturup bir seyler icecek bir iki kafeterya olsaydi. ama yok. sadece spor var :) Bisiklete binmek burada harika ama firsat olmadi. Sicakta goze de alamadim. Sehir bisikletleri var ama kiralama icin internetten islem yapiliyor, alanlari seyrettim zor geldi, bosverdim..

Son gun yine denizin tadini cikardik. Guneslendik, deniz kenarinda yuruduk, ayakta durduk :) buz gibi sularda serinledik. Gunesi, Atlas okyanusunu, ucsuz bucaksiz plajlarini icimize cektik..









































Yorumlar

  1. Brezilyayı soluksuz okudum paylaşımlarınız için teşekkürler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   Programla ilgili haber i...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...