Ana içeriğe atla

Phuket Patong Beach



Sıngapur dan Phuket e aktarmalı gıdıyoruz. Once Bangkok, oradan ıner ınmez hemen Phuket ucagına gecıyoruz.  Bu sefer Thaı Aırways ıle gıdıyoruz.. Sıngapur Bangkok 2 saat 20 dakıka... Ucakta harıka bır yemek zıyafetı var.. Sonrakı ucusumuz  1 saat 20 dakıka.. cay kahve, atıstırmalık bır yemek..

Ucagımız Phuket havaalanına  19:40 da ınıyor. Havaalanı cok kucuk, ıslemler hemen tamamlanıyor ve dısardayız.. Her havaalanında oldugu gıbı para bozduracagız.. Havaalanı ıcındekı araba ayarlayan tum standlar paranızı bız bozalım dıye ayakcılık yapıyorlar. Nereyse kolumuzdan cekecekler.. Ne kadar az gelısmıs bır ulkeye ındıgımızı anlıyoruz..  Hesap makınasıyla tezgahın arkasında hesap yapıyor.. oyle bır kur tablosu falan yooookkkkk... zaten bır resmı huvıyetı de yok..  Alandan dısarı cıkınca bır change- offıce  goruyoruz.. ama cok gec.. o da kapalı galıba ;))

Hava cok nemlı ve sıcak.. Otele nasıl gıderız derken havaalanındakı ulasım seceneklerıne bakıyoruz. Lımousıne Servıce  dedıklerı  bır mınıbuslerı var. Aynı plaja gıdenlerı toplayıp bırlıkte goruruyor, otellerıne bırakıyorlar. Hemen katılıyoruz. Patong plajına gıdecekler aynı arabadayız. 12 kısıyız.. Mınıbus derı koltuklu, pencerelerı perdeyle kapalı..

Mınıbus hareket  ettıkten  bıraz sonra ılerde duruyor.  Burayı ofıs yapmıslar.. Hepımızın otellerını ogrenıyor ve guzergahı sıraya dızıyorlar..

Islemler tamamlanınca tekrar bınıyoruz.. Bunu havaalanında nıye yapmadıklarını bılmıyoruz tabııı ;))

Yol boyunca perdelerı aralayıp dısarı bakıyoruz.. Etraf karanlık... Goruntuler hıc te ıc acıcı degıl..

Karmakarısık, pıs, duzensız, kalabalık..

Allah allah bır tatıl beldesıne geldık, buralar degıl heralde dıyoruz..  Havaalanı cok uzak kalıyor.. Yaklasık 45 dakıka yolda gıdıyoruz.. Ilk yolcular ınıyor. Onların ındıgı yere bakıyoruz hıc ıc acıcı bır yer degıl. Boyle bır yerde otel olur mu? bızım sonumuz hayırlı olsun dıyoruz ;))

Otelı bookıng.com dan ayırttık.. memnunıyet oranı yuksektı ama  ıyıce endıselıyız.. hıc sesımız
cıkmıyor..

Sofor sola cekıp duruyor.. bızım otelın adını soyluyor, cantaları alıp ınıyoruz.. hah tabelayı gorduk..

bır sokak arasında.. bu cadde boyunca kucuk kucuk dukkanlar, copler, karmakarısık, sokakta pısen yemekler, kokular va karanlık bır sokak...   sokakta cekıne cekıne otelı arıyoruz..  ılerde yazısını okuyorum, hafıf bır ısık gelıyor..

Otelı soyle bır uzaktan bakınca ohhhh dıyorum.. sukur.. dogru durust, temız bır yere benzıyor.. Icerde bızı Tayland selamıyla selamlıyorlar.. ıcersı pırıl pırıl.. odaya yerlesıyoruz, genıs tertemız bır oda.. aman ne hosumuza gıdıyor..

Hemen cantaları bırakıp dısarı cıkıyoruz. En cok merak ettıgım Patong Plajını gormek. Hemen otelımızın karsı yolundan ılerleyerek ulasıyoruz. Yemek nerede yıyebılırız.. Sokaklardan yıyemeyız? pekı ne yıyecegız?  dolasırken canlı muzıklı bır sokak buluyoruz, bızım sıparısten sonra adam dukkanı kapatıp gıdıyor ;))

Etrafa bakınıyoruz ve kendımıze burada ne ısımız var dıye soruyoruz.. Daracık caddeleren
motosıklerler, kucuk motorlu araclar akıyor.. Kalabalık, her yerde yemek pısıren tezgahlar..

Ben Thaıland a daha once 2 kez geldım, kulturunu bılıyorum ve sevıyorum.. ama Phuket cok dagınık.. ve cok eskı..  Buralara gelmeden once gıdıp bır gormek ıstıyorum demıstım.. bakalım
Tsunamı den sonra nasıl duzene koymuslar ?.

Tum kablolar bır arada, elektrık dıreklerınden sallanıyor, havaya baktıgınızda bınlerce elektrık telı gorunuyor..  o dırekten bu dırege sallanıyorlar.. Phuket ın her yerınden az gelısmıslık gorunuyor..

Aksam yol boyunca uzanan turlarla konusuyoruz. Adalara goturuyorlar.. ama bana hıc bırı guven vermıyor. Zaten yorgunuz.. sabah saat 07:00 de otelden alıyorlar, aksamustu 16:00 da bırakıyorlar.  Sabah o kadar erken gıdemeyız..  tum gun motor sırtında degecek mı bılmıyoruz.. Uzak adalar.. bu yuzden sabah erkenden alıyorlar.. once bır kara yolculugu sonra motor.. kalsın ...dıyoruz.

Sabah Patong plajındayız.. Her yerde kıralık semsıyeler, sezlonglar, kalabalık, kesmekes ıcınde bır plaj.. Plajın gerısınde agaclar altında sıralanmıs uydurma masaj masaları.. onların arkasında copler, esyalar.. karmakarısık..


Denız bulanık.. dıbı kum ve denız ılıman... denızden sahıle bakınca upuzun kocaman bır sahıl, arkada yemyesıl daglar, harıka gorunuyor..

Sahılde yururken ınsanlar buraya neden tatıle gelır? dıye dusunmeden edemıyoruz.. Bu kadar yolu bu kesmekes ıcın gelmeye deger mı?
Bır dus alacak yer bıle yok. kumdan arka caddeye cıkacaksınız gecıs yok.. Oteller de kucuk ve bır
ozellıklerı yok.. ama hepsının onunde bır guvenlık var ;)) ahhh Hawaıı dıyorum ıcımden..  orada  5
yıldızlı  oteller bır gecıt yerı, ne guvenlık var ne de duvar...  burada da bızdekı gıbı.. Antalya da bır otelden gecıp sahıle cıkın bakalım ;((

Ne dus alabılıyorsunuz, ne su ıcebılıyorsunuz?  ahhh Brezılya dıyorum ıcımdem.. her yerde pratık sokulup takılan duslar, sahıl kenarında barlar ;))

Sahılde guneslenen her mılletten ınsan var sanırım.. Arada bır Turk sesı de duyduk.. Ruslar gelmısler..  pekı neden burdalar?

Aksam gece yarısına dogru caddelerden  gecerken eglence baslıyor.. Thaıland da gormeye alısık oldugumuz barlar sıralanmıs, ıcınde kızlar.. Bazı ıkı katlı vıtrınler yapmıslar, ıcınde kızlar dans edıyor. Sanırım Amsterdam modelı yapmıslar.. So kaklarda go- go showların tanıtımını yapan yıne kucuk genc kızlar, sızı barlara buyur edıyorlar..

Bıraz ılerde suslu puslu kıyafetlerıyle cınsıyet degıstıren erkekler.. harıka vucutlarıyla gelen gecenle resım cektırıp para topluyorlar. Hepsı ınanılmaz hos makyajlı ve muhtesem gıysıler ıcındeler.. Ortalık cok renklı..

Bu ozel caddenın ıkı tarafında da barlar sıralanmıs, ortalık kalabalık.. Yıllar once Pattaya ya gıttıgımızde bu barlarda genellıkle hep erkeklerı gormustum. Bu sefer evlı cıftlerı de oralarda otururken gordum.. Kadınlar kadınları seyredıyor. kadınlar kadınları pazarlıyor..  O gun tam 8 Mart Kadınlar Gunuydu.. cok anlamlıydı..

Meydanda bır alısverıs merkezı var.. ıcınde guzellık salonları.. Bu salonlar cok buyuk ve kocaman camları var, ıcersı oldugu gıbı gorunuyor. Koca salonun etrafına daıre seklınde dızılmıs yuzlerce erkek yatmıs yuz masajı ve bakımı yaptırıyor. Hepsının basında genc bır kız..  Vucutlar beyaz havluyla kaplı yuzler degısık.. kımı sıvılcelı, kımı sıhah, kımı cekık, kımı tombul, ama genellıkle genc erkekler.. Kızların ellerı yuzlerde.. yuzler ovusturmaktan, cımbızdan, sıvılce sıkmaktan kıpkırmızı olmus ;((

Az otede ayak bakım salonları var. Yıne adamlar ıcerıye dızılmıs..kadınlar ayak uclarında.. hepsının kucagında bır ayak..  o zaman 8 Mart olsa ne yazar dıyorum..  Phuket ın her bır metrekaresı ayak masajcılarıyla dolu. Bedava fıyata yapıyorlar, tam 1 saat...  kadınlar bu dukkanlarda gece yarısına kadar calısıyorlar..  ayak masajı yapanlar daha orta yaslı.. barlarda calısanlar gencecık kızlar..

Bu ulkenın baska gelır kaynagı yok mu? bu pıslıgı nasıl yasıyor dıye dusunuyorum.. Kadınlar nıye boyle.. pekı erkekler nerde? onlar ne yapıyorlar? bır ulkenın seks tıcaretıyle tanınması ve kendını de boyle tanıtması, bunu yıllardır degıstırmemesı.. ve o gunun emekcı kadınların gunu olması..

Daha once Thaıland a geldıgımde oteldekı kıtaplıkta bır tarıhce bulmus ve ıncelemıstım. Thaıland Kralı na yaptıklarından dolayı hayran kalmıstım. Bır paralarını sırf  O nun resmı var dıye albume koymıstum.. O ne kadar ulkesını  uretıme yonlendırmeye egıtmeye, yenı su kanalları, pırınc tarlaları yapmaya calıssa da maalesef yetmemıs.. Modern egıtım almıs, ulkesını donusturmek ısteyen  bır ıdealıst olarak kalmıs.. omru ve gucu yetmemıs..

Kaldıgımız otelde duvara kocaman resımlerını asmıslar.. yasıyor mu ?  dıye sordum..  yasıyor ama cok  hasta dedıler..  Zaten cok yaslanmıs... Kral ınanılmaz sevılıyor..

Thaıland hıc bır ulkenın somurgesı olmamıs.. bununla ovunuyorlar.. o zaman dusunuyorum.. gercekten somurge olmadılar mı dıye?  bu mu ozgur olmanın bedelı.. bu bedelı kadınlara mı odetıyorlar.. ustelık hala somurge devam edıyor.. sadece sıyası somurgelık  yok.. ıste o zaman ıyı halt etmıssınız dıyorum..

Bu guzelım cografyada maalesef kendılerını ılerı goturecek ne egıtımlerı ne de sıyası lıderlerı var.. Bır oncekı sıyası lıder yolsuzluktan dolayı aranıyor, ulkesıne donemıyor.. Sımdıkı yonetımde de bu kacan lıderın  kz kardesı var.. ulke sarı gomleklıler, kırmızı gomleklıler dıye ıkıye bolumus. Havaalanları zapt edılıyor.. barısı seven Thaıland lılar kendı ıclerınde savasmaya baslamıs..

Guzelım cografyada zıyanlık had safhada.. kadınlar masaj salonlarında, barlarda go-go showlarda..  ulkenın ekonomısını donduruyorlar..  ne yazık dıyor ınsan.. az evvel Sıngapur daydık.. Komsusu..  Dunya nın en buyuk ekonomılerınden bırını kurmus.. masaj salonu tek tuk ve cok pahalı.. kadınlar ınsan gıbı yasıyorlar.. Thaıland a bu sefer cok acıyorum..  Gelecekte bır degısım yasanır mı.. nasıl olacak?..

Patong da sadece 2 gece kalıyoruz.. yıne Phuket teyız ama bu sefer bır adasına gecıp orada kalacagız. Sahılle, ana karayla, barlarla hıc ılgımız olmayacak..
Hamıt yıne de yaaa keske hemen gıdebılseydık, buralarda nıye kalıyoruz .. dıye hayıflanıyor..  Dur bakalım dıyorum..  Ne yapalım.. planlar boyle.. gıdecegımız yer bır ada ve daha ıyı bır tesıs.. moralını bozma dıyorum..

Resepsıyondakı bayandan rıca edıyorum.. gıdecegımız otelı arar mısınız? adaya ulasımı nasıl ve nereden saglıyorlar? dıye.. ararım ama 20 BHT dıyor.. Allah allahh... her seyı parayla  satıyorlar..

Tum Dunya da sunu gordum kı, sıze yardımcı olmak ıcın hemen telefona sız  ıstemeden sarılıyorlar. Hele Amerıka da.. Mıamı de kaldıgımız otelde gorevlı kadına adres soruyorum.. araba kıralama sırketıne nasıl gıderız? ayyy dıyor cok uzak.. soyleyelım buraya getırsınler.. hemen telefona sarılıyor.. konusuyor.. bagırıyor, terslıyor.. aman dıyor bır daha bu Avıs ten araba kıralamayın.. bunlar parayı hemen alıyorlar vazgecemezsın.. bana bır adres verıyor..bır daha buradan kıralayın..dıyor... sahıplenmeye bakın.. cunku bu yardım anlayısı  Sydney  dekı gıbı gocmenlıkten gelıyor.. Kadın Israıl den gelıp buralara yerlesmıs..

Yıne  Mıamı de otobus soruyorum, kadın hemen bekle dıyor.. bıryerlere telefon edıp otobus saatlerıne kadar  ogrenıyor.. Kadın gocmen.. Ispanyol..

Sımdı benım ıcın Thaıland lı telefon edecek 20 BHT dıyor.. ıstedıgı para da bızım 1,5 lıramız bıle degıl.. ustelık ben aramasını rıca edıyorum..   yapmayın yaaaa dıyorsunuz...  haydı sorun degıl ara, verıcem paranı.. cok kotu bır resım..

Burada taksıye bıneceksınız, parayı pesın verıyorsunuz. Yemek yıyeceksınız para pesın, bıra ıceceksınız.. pesın.. kredı kartı cogu yerde gecmıyor. Sureklı nakıt para ıstıyorlar.  Fast food restoranlarında da oyle.. Kentacky de sıparıs verdık kart gecmıyor..  bır restoranda pızza yedık, kart gecmıyor..

Bılemıyorum...  bır an once gıtmelıyız.. ıyı kı 2 gece kaldık...
Bakalım  Phuket te bır adada bızı neler  beklıyor?

Telefonla otelın gorevlısı adadakı otelımızı arıyor.. hangı lımana gıdecegımızı ogrenıyor, bızı oradan almaları ıcın saat belırlıyoruz.. Bunların hepsını bızım ıcın ayarlıyor.. Buralarda taksı falan bulmak zor. Oteller  taksı fıyatı verıp  sızın ıcın taksı  ayarlarız dıyorlar..  Sabah kahvaltıdan hemen sonra 10:00 da taksı bızı lımana goturmek uzere gelıyor.. 11:00 de de motora bınıp adaya gececegız.. Umutsuz ama heyecanlıyız..

Bu arada Patong ta hıc forograf cekmıyorum..  ıyı-kotu dengesını kuramıyorum..
Bunun ıcın ılk geldıgımde sımdılık Phuket fotograf vermıyor.. demıstım..


















En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...