Ana içeriğe atla

Hawaii ALOHA





Dunyanin tatil cenneti.. Hawaii..

Havaalanı bizi ALOHA çiçekli yazısıyla karşılıyor.  Eski kabilelerin şarkıları çalıyor.
Her yer pırıl pırıl.

Havaalanindan daha bavullarımızı almadan kendimizi dışarda buluyoruz. Güvenlik çıkışı falan yok. Yaaa bavulları alacaktık derken sokakta kalabalığin peşine takılıyoruz. Başka bir binaya gidiyoruz, bavullar bu binada.. biz gidene kadar gelmiş zaten.. bu havaalanı en kolay dışarı çıktığımız yer oluyor.

Otelimiz alana cok yakın. Havaalanından hemen otelimizi arıyoruz, shuttle geliyor, rahatca gidiyoruz. Ingilizce aksanları çok değişik ne söyledikleri zor anlaşılıyor. Burada yerleşik halk tamamen Çinli.

Otobuse binip Hawaii`nin en meshur plajina dogru otobüse binip, merakla ilerliyoruz. Giderken  havadan gecen otoyolun altindan gidiyoruz. Burada da var. Altından geçmek çok kötü, üstünüz beton yığını ve geniş olduğu için karanlık. Neyse ki uzun sürmüyor, bu yol adanın içine doğru ilerlerken biz sahile doğru gidiyoruz.

Waikiki Plaji buranın en meşhur yeri. Buraları anlatmak için bazen kelimeler kifayetsiz kalabilir.



Upuzun kumsallar,  yemyesil palmiyelerle birlikte sahil boyunca uzanıyor.  Cadde boyunca ultra lüks oteller sıra sıra.  İçeri herkes girebiliyor, plajında oturabiliyor. Bizim oteller gibi değil.  Zaten her şey parayla satıldığı için yabancıların girmesinde bir sorun yok.. Kapılarda güvenlik ve görevliler olmadığı için ;  sizi süzen, gelip gideni kollayan hiç kimse yok :) Bu şahane bir duygu. Tam bir özgürlük ve eşitlik.







Biz Sheraton Otelinden sahile geçtik. Daha caddeden içeri girerken bahçenin bir köşesinde, geniş alanda orkestra kurulmus, birazdan müzik yapacaklar.. Kocaman ağaçlar, yeşillikler.. Otelin yarısı açık alan yarısı bina.. son derece lüks.


Kumsala yayildigimizda "geldik yaaaa Hawaii deyiz."  dedik... Iliman bir suyu var, deniz kumluk, yer yer kayalıklar var.  Yüzebiliyorsunuz ama birazdan dalgalar başlıyor. Hafif de olsa dalgalar sörf için harika bir deneyim sunuyor. Herkesin altında bir sörf.. kimi sadece ayakta duruyor, kimi ayakta kürekle sörfü itiyor, kimi yüzükoyun yatmış oynuyor.. Kumsalda yüzlerce turist, Amerika'dan, Avrupa'dan, Uzakdoğu'dan.. Pazar günü olduğu icin yerli halk da var.. plajlar dolu..





Öyle bir yerleşim ve tatil beldesi ki : şöyle anlatabilirim..  Sahil ve kumsal boylu boyunca kilometrelerce uzanıyor.. hemen arkasında oteller.. bu otellerin tamamı 5 yıldızlı.. uzun boylu olmalari Miami 'de guzel görünmezken burada hiç yormuyor, çünkü hepsinin mimarisi bir hoş, doğayla çok iç içe.. otellerin hemen arkasında cadde.

 


Bu caddenin sağı solu mağazalar, yeme-içme yerleri, kafeler, hediyelik eşya satan dükkanlarla dolu. Denizde güneşlenip, hemen odalarında hazırlanıp, arka caddede hayata katılıveriyorsunuz. Her şey derli toplu,  çok kolay ve her şey her yer lüks..





Caddelerde sürekli sağı solu açık, püfür püfür, dışı  çeşitli Hawaii desenlerini yansıtan, rengarenk tur otobüsleri dolaşıyor.



Hawaii' nin simgesi olan desenli gömlek, herkesin üzerinde.. Çalışanlar, turistler.. etraf rengarenk..  Bir tatil beldesi düşünün herkesi rengarenk yaprak ve çiçek desenleriyle giydiriyor. Kadınların saçlarına orkideler, çiçekli tokalar taktırıyor. :) Erkeklerin gömlekleri rengarenk desenlerle dolu.



Her nereye baksanız inanılmaz güzel.. hediyelik dükkanları muhteşem.. neler yapmışlar, ne ince işçilikler.. ne ucuz.. . Yani turistler hem denize giriyor, hem yiyip içiyor, hem de alışveriş yapıyorlar.. Tatil deyince insanın aklına gelecek her şey var.


 


Burada günesin batışını seyretmek harika.. Denizin üzeri gün boyunca zaten yakamozlu, gece denizin üzeri muhteşem oldu.. Bir banka oturup batıncaya kadar seyrettik.. Doğanın tam içinde hissetmek böyle bir şey. Çok güçlü.. Kocaman okyanus, dev ağaçlar, kumsal, yemyeşil kırlar..

Ağaçların altı, çimenlerin üzeri akşamüstü gençlerle doluyor. Cesitli jimnastik hareketleri ve oyunlar oynuyorlar. Buralarda esas spor sörf olduğundan sanırım, dengeyle ilgili, artistik hareketlerle ilgili bir çok spor yapıyorlar. Bir ağacın gölgesine oturup saatlerce onları seyrettik.. Bir sirk cambazı gibiler.. spor okulundan gelmişler, saatlerce artistik denge hareketleri yaptılar..



Başka bir yerdeki ormanda piknik yapanlar, onların ötesinde  voleybol oynayanlar, onların ötesinde ağaçlara gerdikleri iplerde yürüyenler.. Onun ötesinde labut çevirenler..hulahop çevirenler.. bir de yaylı bir top çeviriyorlar onun adını bilmiyorum,  az da olsa futbol oynayanlar..

Buralarda her yerde sörf kiralanabiliyor. Sahilde sörf saati 10 dolar. Arka sokakta 5 dolar. Sörf dolu, bir çok çeşidi rengi var..  Tahtayi alan üzerinde ayakta duruyor.. hepsi bu.. duramayan da üzerine yatıyor.. aslında çok eğlenceli.. deniz derin olmadigi için inip binmek te çok kolay.. Spor yapmak için bir şey satın almanıza gerek yok, burada her şey kiralık.. balık adam elbiseleri, paletler, gözlükler, sörfler, bisikletler... tüm Amerika da böyle..bu yüzden gençler kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Bu yüzden Hawaii sörfte şampiyonlar yetiştirmiş..

Akşam olunca caddeler ışıklarını yakıyor. Yol kenarlarında  meşaleler yanıyor. İnanılmaz bir görüntü.... Caddeler insan dolu.. Mağazalar gece boyunca açık, hiç biri kapanmıyor.. barlar dolu.. Her yer çok güzel, yollar, ağaçlar, kafeler, her yer ışıklandırılmış. Nereye baksanız içiniz gidiyor.


Öyle şaka değil.. Pasifik Okyanusu'nun ortasında, yanardağlardan oluşmuş adaların üzerindeyiz. :))   Ancak Hawaii' de öyle güzel girintili çıkıntılı kıyılar oluşmuş ki, okyanus kıyısındaki ülkelerdeki gibi değil.. deniz daha sakin ve rengi daha güzel, daha sıcak.. Yer altından, suyun dibinden çıkan lavlar etrafa yayıldıkça buraya hayat vermiş. Fışkıran topraklar üzerinde yeşillikler, tarım arazileri oluşmuş, hayvan çeşitliliği artmıs.

Hawaii 'ye girerken uçakta bir beyan dolduruyorsunuz. Yanınızda meyve, sebze, et, canlı hayvan götürüyor musunuz? diye..  Bu yüzden daha havaalanında yanımızda yiyecek meyve falan varsa tüketiyoruz.. yoksa çöpe..  hem beyan alıyorlar, hem kontrol ediyorlar.. türleri korumak için önlem alıyorlarmış.

Hawaii 'de Uzakdoğulu insan çok fazla. Onların mutfakları da cok yaygın. Allah Allah buralara nereden gelmişler diyoruz. Çünkü Hawaii Amerika 'nın eyaleti. Herkes değişik şiveyle de olsa İngilizce konusuyor. Adadaki Uzakdoğu' lular yıllar önce şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere adaya getirilmiş.  Çin 'den, Japonya'dan, Portekiz'den gelenler olmuş.  Daha sonra Kore ve Filipinler'den ve Avrupa 'dan da göçmenler gelmiş. Bir çok ülkenin vatandaşından oluşan bir kültür çeşitliliği gelişmiş.

Farklılıklar bir arada yaşamışlar. Ortak dil olarak Ingilizce 'yi öğrenmisler ve kullanmışlar. O zamanlar 350.00 kişi tarlalarda çalışmak için gelmiş. 1959 yılında Amerika nın en son eyaleti olmuş..

Dosya:Flag of Hawaii.svg

Ancak adanın tarihindeki Büyük Britanyalılar nedeniyle Amerikan eyaleti olmasına ragmen kendi bayrağında hala İngiliz Bayragini taşıyor. Ne ilginç değil mi?



Buralara gelince şunu gördüm ki :  bu kıtalarda Amerika dahil binlerce göçmen vatandas birlikte yaşıyor.  Portekizli, Çinli, Japon, Filipinli, İspanyol, Italyan..  Farklı dilleri, dinleri, kültürleri ile birlikte uyum ve anlayış içinde yaşamayı becermişler.  Muhteşem bir ekonomi çeviriyorlar.

James Cook Hawaii'yi ilk Avrupalılara açan denizci.. Haritada Pasifikte yeni keşifler bulmak için nasıl dolaştığı görülüyor.  Hikayesinin sonunda da Hawaii'liler tarafından öldürülüyor. Anıt mezarı da burada..






Son gece dolaşırken ayrılık acısı düşüyor insanın içine.. Bir rüya bitecek diyorsunuz ve beklentiniz diğer ülkelerde giderek büyüyor :))  Ancak James Cook' un fethettiği diğer adalarıda görme sansımız olacak..  Yeni Zellanda, Avustralya..

Japonların ve Çinlilerin buralara yerleşmesi nedeniyle ABC denilen marketler her sokak başında. Ürünler inci gibi dizili, rengarenk, nasıl güzel el işleri, ne çeşitli ürünleri var.. İnsan mağazalardan gözünü alamıyor. Yiyecek içecekler çok makul fiyatlara..  Otobüs biletini bile günlük 2,5 dolara alıyorsunuz tüm gün geçerli..

Buralara gelen herkese mutlaka bir Hawaii ürünü satıyorlar. Üzeri Hawaii desenli T-shirtler 4 dolar. Hawaii desenli erkek gömlekleri 18 dolar. Tum turistler Hawaii kıyafetleri icinde.. Kadınların saçlarında Hawaii çiçekli tokalar, boyunlarında çiçek demetlerinden kolyeler, Hawaii desenli parmak arası terlikler,  çiçek ve palmiye desenli elbiseler.. İşte diyoruz turizm bu. Bir tatil cenneti böyle yaratılır..

Sahil boyunca piknik alanları, gölgelikler, oturma yerleri var. Piknik bir çok ülkede çok yaygın.. İnsanlar sezlong ve sandalyelerini sırtlarında taşıyorlar. Bu saldalyeler özel üretilmiş omuz askıları var, arkalarında da eşya koyma cepleri.. herkesin elinde bir yiyecek çantası soğutucu.. sandalyelerini açmışlar bir ağacın altında gel keyfim gel.. ortada bir tane kağıt parcası yok, her yer tertemiz..

Nasil kıskandımmm anlatamam..  İşte daha önce bahsettiğim insana yaşam alanı sağlayan şehirler.. Tüm şehir sizin.. her şeyiyle sizi ağırlıyor..  Sabah ılık ve güneşli bir havaya uyanıyorsunuz, sizi hiç terletmiyor, aksam üşütmüyor, nem yok..

Neyi görsek fotografini cekmek istiyoruz.  Hawaii nin niye boyle uzak olduğuna üzülüyoruz.. Biz Los Angeles`tan uçağa bindik.  yolculuk 8,5 saat sürdü.  Turkiye den gitsek nerdeyse iki katı.. Dunyanın bir ucu denir ya öyle.. 

Hawaii bizi büyüledi..  Havaalanında uçağa binerken bile koridorun sadece yarısı cam..  yarısı açık hava.. dışarı bakınca uçağımız görünüyor.  Dışardaki havayı hissediyorsunuz.. Öyle kapalı koridorlar yok..  yani sonuna kadar tatil..  :))  Uçakta bizi Yeni Zellanda' nın  mor çiçek desenli gömlekli, saçları topuzlu hostesleri karşılıyor. Bu yüzden yabancılık çekmiyoruz :))

Hele uçağa bindiğimizde New Zealand Havayolları'nın gösterdiği güvenlik filmi bize ayrılık acısını unutturuveriyor..:))   Böylece Hawaii'den gülümseyerek ayrılıyoruz..


En Popüler Yazılar

Miami de Hayat..

Henuz Miami deyiz. Gemiden indikten sonra otelimize yerlesiyoruz. Bu sefer Miami nin Beach denilen caddelerinde otobusle bir tur atiyoruz. Miami beach en luks otellerin bulundugu ince uzun bir ada parcasi, turistik bolge. Fakat bu bolgede dolasirken denizi goremiyorsunuz. BIr tarafta oteller denizi tamamen kapatmislar, diger tarafinda da mahalleler. Aslida dogasinda arada nehirler, ve goller olan bu bolgede dogal guzellikleri farkedemiyorsunuz, cunku sehirin icinde kaybolmus. .  Sahil seridinde uzun ve genis bir kumsali var ancak ogleden sonra uzun otellerin golgesinde kaliyor.  Kumsalin hemen yanibasinda sahili zapteden bu oteller hic sevimli gorunmuyor. Mimari yapisi ve buyuklukleri bIr sehir goruntusu veriyor.  Okyanus oldugu icin dalgali. Tatil yapilacak bir yer mi?  bu kadar unlu buraya neden geliyor bilemedim.. Hele buralara gelmeden once bizim de unlulerin buralarda oldugunu okuyunca tekrar dusundum.. Neden kendi ulkemizi bu kadar ...

"Yeni bir iş" sanıyordum.. Bulduğum "Yeni Hayatımdı".. Eczacıbaşı-Avon..

Ofiste günler birbirine benziyor, her ay her işlem aynı sırayla defalarca tekrarlanarak yapılıyordu.. Her ay yazar kasa fişleri geliyor, sisteme giriliyor,  KDV beyannameleri hazırlanıyor,  SSK primleri hesaplanıyor, işe giriş-çıkışlar yapılıyor , vb...vb... Her ay birbirini tekrarlayan bu işler daha sona 3 aylık tekrarlanan işler, sonra yıllık tekrarlanan işler olarak sürekli dönüyordu..  İşe kattığım hiç bir farklılık yoktu.. bu rutin benim işim olamazdı.. Bütün bu işler sabır işiydi.. büyük dikkat gerektiriyor, hata kabul etmiyordu..  En küçük hatada müşteriler ya da Devlet kapıya dayanıyordu.. Yaptığım her işi sahiplenmem nedeniyle devamsızlık yapmıyordum ama galiba ben Hamit gibi Mali Müşavir olmak istemiyordum.. Benim Devlet'le işim olmazdı.. !! Eczacıbaşı'nda İnsan Kaynakları'nda çalışan  bir arkadaşımız  bir gün bizim ofise uğramıştı, sohbet ediyorduk..  Ben tüm bu fikirlerimden bahsettim, gelecekte ne yapacağımı tam kestiremiyordu...

Amerika'da Gundelik Hayat

Avrupa'nin neresine gidersek gidelim bir mutfak yabancılığı çekiliyor.  Çoğu kez damak tadımız tutmuyor!  ne yiyeceğimizi bilemiyor, hep bilindik fast food dükkanlarını arıyorduk. Yeme icme konusu buralarda çok güzel..  Miami de bir tavukçuda yedik, sosları harika, çünkü Meksika lokantası.  Dallas BBQ leri, İtalyan Pizzaları, Uzakdoğu mutfakları, makarnalar, hamburgerler, patates kızartmaları, salatalar.. Bunların  her biri  nasıl bir yerde yerseniz yiyin hep aynı fiyat.  Oturduğunuz mekana gore değişmiyor. Hesap geldiğinde bahşiş öyle hesap pusulasının arasına sıkıştırılan bir şey değil. Açıkça hesap pusulasına yazıp kartınızdan çektiriyorsunuz.  Garsonlar yemeğiniz bitene kadar en az 2-3 kez gelip "her şey yolunda mı " diye soruyorlar. Çok ilgililer, gerçekten hak ediyorlar. Aşağıdaki hesap dökümünde görüleceği gibi bahşiş miktarını siz belirliyorsunuz. %15 Normal, %18 Great,  %20'ye  WOW  diyorlar :) Kola s...

Patronum Gülay Başaran..

Patron deyince aklımıza hemen iş yerinin sahibi gelir..  Gülay Başaran  bir şirket sahibi değildir ama kesinlikle patrondur..  Zaten ünvanlar öyle değil midir?  her ünvanın içini çalışan kendi doldurur, değerini kendi belirler.. Tam da bu yüzden Gülay Hn. a  PATRON  demeyi seçiyorum.. Avon'daki işime başladıktan yaklaşık 2 yıl sonra birlikte çalışmaya başladık ve tam 13 yıl  O'nun direkt bağlı ekibindeydim.. Tüm bu  yıllar boyunca temposuna ayak uydurmaya çalıştım. Tempo demekle neyi anlatmak istedim ? Patronum Gülay Başaran sabahları beş civarı kalkar, hazırlanır, yola çıkar, şirketin kapısını mesaiden bir saat önce   6,5 - 7  gibi açar.. Günlük değil haftalık değil yıllık planla çalışır. Ajandası herkese açıktır. Masanızda bilgisayarınızdan O'nun ajandasına girip baktığınızda içinizi bir umutsuzluk kaplar.. Görüşülecek boş 5 dakika yoktur.. Tek çare ya sabah 7'de ofise gelip kimseler kapmadan görüşmek ya da öğle yemeğini ...

Dünya Seyahati Planı

2014 yılına büyük bir planla başlıyoruz.   Bir yıldır bu plan içindeyiz. “DÜNYA SEYAHATİ” Geçen yıldan bu yana düşündüğümüz ama çalışırken zaman ayıramamak yüzünden gerçekleştiremediğimiz hayalimiz. Böyle bir seyahat bir haftada yapılamayacağına göre çalışan birinin böyle bir hayal kurması pek de mümkün olmuyor. Şimdi araştırdıkça bir çok gencin meslek hayatlarına ara verip “şimdi değilse ne zaman?” diyerek Dünya seyahatine çıktığını 7-8 ay çok az bir bütçeyle Dünyayı dolaştığını görüyorum. Ancak bunu gerçekleştirebilen çok az genç var. Bu tamamen istemekle ilgili sanırım. Yeterli isteği olanlar hiç bir engel tanımıyorlar. Tam bir yıl önce 2013 Yılının başında bu hayali kurmaya ve canlandırmaya başladık. Öncelikle bu fikri Çeşme Sheraton aklımıza koydu. Nasıl mı?  Geçen yıl bir promosyon yaptı. Çeşme Sheraton’da 30 gün Junior Suite konaklayan misafirlerine  bir Dünya Seyahati   hediye ettiğini duyurdu.   İşleri bir kenara koyunca...

Eczacıbaşı'nda Yeni Hayat

Fabrikaya geldiğimde çok şaşırmıştım. Bahçe içinde kocaman modern bir bina.. girişte solda kocaman bir yemekhane, ortada resepsiyon.. Üst katta her yer halı döşeli, açık kocaman bir alan,  hiç duvar yok, masalar aralardaki dolaplarla bölünmüş. O zamanlar kocaman bu katta sanırım 5 kişi çalışıyorduk. Sonraki yıllarda departmanlar kurulunca 5 kişi çalıştığımız alan yaklaşık 50 kişinin çalıştığı bir kat haline dönüştü.. Fabrikada serum üretiliyordu. Üretim yeni yeni başlıyordu. Fabrika binası kocamandı, üretimin yanında kocaman bir depo, bakım-onarım bölümü, kimya laboratuvarı, mikrobiyoloji laboratuvarları,  test hayvanları (tavşan ve fareler),   kocaman bir konferans salonu, personel için alışveriş yapabilsinler diye küçük bir market.. Çalışanlar işçiler, laborantlar, kimyagerler, mühendisler.. Fabrikada sadece üretim yapılıyordu, ilk  zamanlar diğer departmanlar yoktu. Yönetim kadrosu Eczacıbaşı İlaç'tan gelmişti ama alt kadrolar tamamen yeni kurulmuştu....

Samatya'da Unutulmayan Filmler

Samatya  bizim genellikle iş yemekleri yediğimiz güzel bir mekandır. Misafirlerimizi ağırlamak için bu eski yerleşim yerini çok severim.  Bir çok filme ev sahipliği yapmış bir mekandır. " İkinci Bahar ” dizisi;   Samatya’da  yaşayan insanları, komşulukları, dar gelirli yaşamları, küçük sıkıntıları, büyük hayalleri ve sıcak insan dokusuyla biçimlenen mahalle kültürünü anlatır. Develi'nin tam karşısında Ali Haydar Usta'nın yeri var.  Bu mekan   "İkinci Bahar"  filminin çekildiği mekan..  Bu dükkanın duvarlarında film sırasında çekilen fotoğraflar var. Ocakbaşı ve yemeklerin hazırlandığı mutfak, Şener Şen ve Türken Şoray'ın yemek pişirdikleri tezgahlar aynen orada.. İçeri girdiğimde kendimi bir filmin içinde hissederim. Su andaki sahibi de aynı Ali Haydar'a benziyor. Kim kime benziyor? Şener Şen filmde size mi benzetildi?  Bu sorumuzu  Ali Haydar Usta hep gülümseyerek  "onu da size bırakıyorum, siz yorumlayın"  diyerek ortada bı...

İsviçre'nin Neyi Farklı?

İsviçre geçen hafta bir referandum yaşadı.  Halk kullandığı oylarla yeni asgari ücreti reddetti. Nasıl oluyor da halkın meclisten öte bir yetkisi oluyor?  Referandum yapıyorlar. 2011 Yılında İsviçre'ye gittim.. Dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülke topraklarında hiç savaş olmamış.  Dünyanın Bankası durumunda. Herkesin parası orada..  Şimdiye kadar hiç bir savaşta buralara kıyamamışlar :))  Hitler bile buraya gelince durmuş.. İsviçre muhteşem bir doğaya sahip. Yıllardır bunu yeşertmiş, korumuş.. Heidi'nin memleketi.. Teyzesi tarafından Alp'lerdeki  çocukları sevmeyen aksi dedesinin yanına yerleştirilen ve Peter'le arkadaş olan Heidi.. Yaşadığı yerlere, dağlara, yeşilliklere, mutluluğuna o zamandan hayranız.. İsviçre'ye Alp Dağları'na giderken tek tanıdığımız oydu. Dağ bayır dolaşırken izini göremesek te, yaşadığı yerler muhteşem doğasıyla  hayal bile edemeyeceğimiz güzellikteydi. Alp Dağlarının eteklerinde kurulu bir yerleşi...

Bodrum'da Yaşamak İstiyorsanız Elinizi Çabuk Tutun..

Bodrum Çevre Platformu  afişlerinde  "SİT Alanlarının imara açılmasına izin vermeyeceğiz"  demişti. Zaten her yanında inşaatlar devam eden Bodrum'un daha neresine ne yapacaklar acaba diyerek merakla toplantıya katıldım. Uzakta olanlar için buralarda neler oluyor gördüklerimi anlatayım da sizin de buralara gelme niyetiniz varsa buna göre plan yapın. Bodrum'un adını bildiğiniz her koyunda yeni projeler ve inşaatlar hızla devam ediyor. Hem de tipik Bodrum mimarisine hiç uymayan, tipiyle diğerlerine fark yaratarak fiyatta da farklı olan projeler ürüyor. Böylelikle Bodrumda    yeni bir projeden  ev almak falan hayallerinizi süsleyebilir.  Hayal olarak kalacaktır. Hemen bir örnek ;  Yeni yapılmakta olan orman içinde bir proje, denize yakın değil, orman içinde bu yüzden her villanın yüzme havuzu var.  Bu koca koca duvarları olan evler şehir evi değil mi? Biz boş yere mi kaçtık İstanbul'dan?? İnanın ağaçlar bile ön planda d...

Bir Zamanlar Adana'da Bir Hikaye Yaşandı, Kahramanları Siz, Biz, Onlar..

Ekibim artarak büyüyordu. Öyle ki değişen sistemlerle Bölge Yöneticisi sayısı hemen hemen her ay değişiyor, ekibime başkaları katılıyordu. Eskiden mülakatla seçtiğimiz yöneticilere, işini başarıyla yürüten, sahadan yetişmiş, belli başarılar elde etmiş yeni kişiler ekleniyordu. Her ay başka bir sayıya ulaşıyorduk. Kontrol edilemez şekilde büyüyorduk. Bir gezi sırasında / Antalya'ya Yıllık Toplantıya gidiyoruz.  İstanbul Ekibim Kibele Şöyle bir  saydım.. Tam 17 kişi..  belki eksik bile vardır.  O günler zorlanmaya başladığım ilk günlerdi. Her zaman yaptıklarımı yaptığım sürelerde gerçekleştirmem mümkün değildi. Zaman yetmiyor, ne yapsam da istediğim kalitede herkese yetişemiyordum.  Daha önce başka bir kesitini anlatmıştım..  (okumak için  buraya  tıklayın. ) O dönemler artık dönüm noktası oldu ve iş yapış şekillerimiz, yönetim araçlarımız değişmeye başladı. Büyüyen ekipleri yönetmek için başka şeyler yapmalıydık. ...