Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Her Şeyi Birbirine Karıştırıp Birleştirin !

Bizde sık söylenir bazı laflar vardır.  "Eve iş getirmem.. "   ya da  "iş ve özel hayatımı birbirine karıştırmam "  diye..   Ya evden işlerini yürüten, ofisi evinde olanlar ne yapsın ?  nasıl ayırsın? Ev ve iş hayatını ayırmak ne anlama geliyor?  Zaten insanın tek bir hayatı yok mu? Diyelim işte moralim bozuk ama eve neşeli geleceğim.. bu nasıl olacak?  Evde çocuğumun sorunları olacak işe gider gitmez hepsini unutacağım?..  mümkün mü? Bu sanırım her ikisine de vakit ayırmak ve dengelemek anlamına geliyor.. Önceki yıl okuduğum  "30 Yaşa Mektuplar"  isimli kitapta bugüne kadar iş hayatında başarıya ulaşmış çeşitli mesleklerdeki ünlü kişilerin 30 yaşlarına yazdıkları mektuplar vardı.. Hemen hemen hepsinin geçmişlerine yönelik eleştirileri "iş hayatının başarısı peşinde koşmaktan çocuklarının büyümesini kaçırdıkları"  yönündeydi, onlara zaman ayıramamışlar ve ailelerini ihmal etmişlerdi.. O zaman insan düşünüyor....

Şimdi Karar Zamanı.. Gitmek mi Zor? Kalmak mı?

Ben işten ayrılmak istediğimi söyleyecektim ama piknik iptal olmuş, benim planlarım da başka bir tarihe ertelenmişti.  Satış Müdürümüz de yoğun çalıştığından görüşme için uygun zaman kolluyordum..  Yöneticim raporlu olduğu için kampanya sonunda karşılıklı değerlendirmeyi Satış Müdürüm yapacaktı.. Feryal Hn. benim ilk kadın yöneticim oldu. Benimle tüm mülakatımı yürüttü ve beni işe aldı.. Aslında sadece beni değil benimle birlikte aynı yıl içinde 5-6 arkadaşım daha işe başlamıştı. O dönemde yetişen bu kişilerin hepsi ilerde  Satış  Şefi, Bölge Müdürü olup büyük cirolar  yönetmişler ve her biri çok başarılı yöneticiler olmuşlardır..  Feryal Hn.  hepimizi yetiştirmiş, işi öğretmiş ve zorlamıştı.. Kendimi rahat ifade edebildiğim, objektif olduğunu hissettiğim bir yöneticiydi..  İlk önemli gözlemlerini O'nun çalışma disiplininde yapıyor,  işleri hiç biriktirmeden anında halledivermesine hayran oluyordum..  Ben bir işle ilgilenirk...

Bizi Harekete Geçiren Şey Planlar Değil, Duygulardır..

İşe başladığım yıl sonuna kadar çok yoğun günler geçirmiştim.  Hayatımda her şey yeniydi..  Büyük bir değişime ayak uydurmaya çalışıyordum.   Hem işi öğrenmeye çalışıyor, hem de bir ekiple birlikte çalışmayı öğreniyordum.  Çeşitli insanlarla sohbet ediyor, bilmediğim kapıları çalıyor, bilmediğim sokaklarda dolaşıyordum.. İlk yılın sonunda gelen ödülüm de ayaklarımı yerden kesmişti..  Çok motiveydim.. İşimi çok seviyordum. İşe ilk başladığımda kendi arabamı kullanıyordum ama bana daha sonra bir kullanılmış araba verdiler. Bu eski model araba dökülüyordu. Yolda giderken vites topuzunun yerinden çıkıp fırladığı oluyordu :))  Elimde sadece bir vites sopası kalıyordu. topuzu bulup yerine takıyordum..  O kadar yani :))  Ama kısa süre sonra herkese -0- araba geldiğini hatırlıyorum.. İçinde bulunduğum Şeflikteki  arkadaşlarımla aynı işi yapıyorduk.  Hepimizin bölgesi farklıydı.. Benimki Avcılar'da bitiyor, bir başkasınınki benim bitiş ca...

Yeni Ev Yeni Bir Başlangıç Daha..

Mimaroba'da projeler devam ediyordu..  Büyük müteahhitler kısım kısım projelerini tamamlıyorlardı. Emlak Bankası da bir kısım tamamen bitince evleri satışa çıkarıyordu.. O zamanlar şimdiki gibi inşaat halindeki evler satılmıyordu.  Bizim de durumumuz toparlanmış, borçlarımızı ödemiş ve düzlüğe çıkmıştık. Hamit Mali Müşavir olarak dükkanın birinde çalışıyordu, diğerini de kiraya vermiştik.. Ben de Avon'da çalışıyordum. Emlak Bankası'nın projeleri o kadar güzeldi ki, İstanbul'da o zamanlar böyle proje bulmak çok zordu. Yeni bitenleri dolaşıyor, fikir ediniyorduk.. Hamit'le benim bu ortak yönümüzdür, ev değişikliğinden, ev dolaşmaktan resmen zevk alırız..  . Emlak Bankası 10 yılda geri ödemeli taksitli satışlar yapıyordu..   Hamit fiyatları evirdi çevirdi.  Hayalimiz ;   oturduğumuz 2 odalı evi 3 odaya yükseltmekti.. Böyle bir atlama mümkün müydü? Aynı mahallede oturduğumuz için her şeyden haberimiz oluyor, her gün satış ofisinin önünden geçiyorduk. Proj...

Bazı Yol Arkadaşlarınız Vardır.. Yol Hiç Bitmesin İstersiniz..

100 Bölgeyi devir aldığım ilk yılın ortalarında Avon'un büyüme stratejisi değişti ve ekiplerimiz de çoğaldı.     Yeni ekibimde de başka yol arkadaşlarım oldu.. Yaklaşık 20 kişilik bir ekiple çalışmaya başladım. Bu ekibin hepsi işini çok iyi yapan kişilerden oluşuyordu. Ekibimin büyük kısmı Avcılarda iken Büyükçekmece'de yeni bir ekip kurmak için bağlantılar kuruyor, teklifler yapıyordum. Bunlardan birinde 5 kişiyi bir toplantıya davet etmiştim.  Bu toplantıya katılan iki küçük çocuk annesi  teklifimi kabul etti ve benimle çalışmaya başladı. İlk defa Oya'yı o gün tanıdım.  Yıl 1998..  ve bu tanışmadan itibaren tam 15 yıl birlikte çalıştık. Ben nereye gitsem oraya geldi.. Her pozisyonumu değiştirdiğimde ekibimi devraldı.. Ben Satış Şefi oldum.. Oya bölgemi devralarak kadroya geçti ve Bölge Satış Sorumlusu oldu, ekibimi devraldı.. Ben Bölge Müdürü oldum, Oya Bölge Satış Şefi oldu.. bölgemi ve ekibimi devraldı. Ben Eğitim tarafına geçtim.. oraya da...

Nurcan.. Komşum, Can Arkadaşım, İş Ortağım..

Bölgemdeki yardımcı sayımı arttırmam gerekiyordu, çünkü yeni temsilcileri birlikte buluyorduk.. İlk aklıma gelen yakınımdakiler oldu.   Nurcan..   komşum..  ilk işe başlarken  Eğitim Şefim bana  "sen de tanıdık birini bul ,  temsilci yapalım ve kayıdını nasıl yapacağını öğretelim"  demişti.  Ben de ertesi gün evimizin garajında rastladığım komşum Nurcan'a   "Avon Temsilcisi olur musun?"   demiştim. Nurcan benim ilk temsilcim oldu. Zaten İngiltere'den Avon'u çok iyi tanıyordu.  Muhteşem satışlar yapmaya başladı.  Arkadaşları arasında forsu olan bu kadın, hiç çekinmeden kataloğunu çıkarıyor ve muhteşem tanıtım yapıyordu.  O'nun kendine olan bu güveni beni de motive ediyordu. Nurcan bizim apartmanda oturuyordu.   Uzunca bir zamandır O'nu izliyordum.. Sabahları şık şıkıdım giyinip lüks arabasıyla çocuklarını okula bırakır, öğleden sonra da almaya giderdi.  Okulda O'nu hep yanında arkadaşlarıyla görürd...

Yeni Bölgemde Yeni Dostlarım, Yeni Hayatım..

Yeni bölgemin numarası 100'dü.  Arkadaşlarla konuşurken "Bölgemin adı 100 numara"  diyerek gülerdim..  Avcılar, Büyükçekmece, Silivri, Çatalca'yı kapsayan kocaman bir bölgem vardı.. Bölgeyi temsilcileri ve 3 yardımcısı ile devralmıştım. Öncelikle bu üç yardımcım ile tanıştım. İçlerinden biri olan Hale bölgeyi ve temsilcileri çok iyi tanıyordu..  Hem de sadece tanımıyor, her birinin çoluğu, çocuğu, adresi, kişisel özellikleri ve ortak tanıdıklarını da biliyordu.  Hale'de her sorumun bir cevabı vardı. Eğer bilmiyorsa da hemen araştırır geri dönerdi. Yıllar sonra bile arkadaşlar bir araya geldiğimizde hala hepimiz Hale'ye sorarız.  "Ablam ne zaman gelmişti?"  "Biz ne zaman taşınmıştık?",  "sistem ne zaman değişmişti?",  "Antalya'ya hangi otele ne zaman gitmiştik?"..  İster özel hayatınızdan,  isterseniz işinizden bahsedin O bir kere aklına kayıt yapmışsa o kayıt hiç silinmezdi :))   Hale bütün bu özellikleriyle be...

Yeni Bir İşe Başladım.. Doğrudan Satış.. Amanın Bu Nasıl Bir İş ??

İşe başladığımda her şey çok değişikti.  İlk günlerde Eğitim Şefim tarafından  bana evde masa başında bire bir eğitim verildi.   Hatta o sırada  "evimde boya-badana var"  dememe rağmen evde olması için ısrar edilince ben de çok yakınımda oturan  arkadaşım Nadire’nin evinde salonda masa başında yapabiliriz   diye öneri  götürmüş,  bu durumu zar zor kabul ettirebilmiştim.  Nadire çalıştığı için bize mutfakta  çay-kahve  organize edip bırakmıştı.  Bu eğitimde hem işi hem de firmayı daha iyi tanıdım.  Masa başı anlatım bitince dışarı çıkıp bir şeyler yedik. Sonrasında da   “Hadi bakalım şimdi etraftaki kapıları çalıp araştırma yapalım”  denilince korktum..   “Nasıl yani??   Burada herkes beni iş sahibi olarak tanır.. yakınımdaki kapıları çalamam, kimseler işe başladığımı bilmiyor, şaşırırlar?!!”   dedim.    İlk günlerin şaşkınlığı içinde işin ba...