Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yeni Bir İşim Oldu... Devlet Dairelerine Gidip Geliyordum..

Mimaroba'ya taşındığımızda annemler Karamürsel'de yaşıyorlardı.. Abimler ise İzmit Kordsa'da çalışırken  yine Kordsa'nın Mısır'da kuracağı fabrikası için ailecek Mısır'a yerleşmişlerdi.  Onlar giderken arabalarını da bize bırakmışlar,  "araç durduğu yerde kalmasın, sen kullanırsın"  demişlerdi. Benim için harika bir imkandı çünkü o zamanlar mahallemizde ulaşım imkanları çok yetersizdi.. Bazı günler Hamit ofiste kalıyor, beni dış işlere gönderiyordu.. Bu dış işler Vergi Dairelerine para yatırma, Ticaret Odası'na dosya teslimatı, şirket kuruluşları için evrak takibi gibi kuyruklarda bekleme ve basit işleri takipti.. Bu resmi dairelerin kuyruklarında genellikle şirketlerin dış işlerine bakan elemanları ya da muhasebecilerin çalışanları bekliyordu..  Bir keresinde ben kuyrukta beklerken Eczacıbaşı'nın söforlerinden biri  "Aaaaa Arda Hn. sizin burada ne işiniz var?"  demişti..  "Ayy ne yapiim sıfırdan başladım, yeni...

Şanslı mıyız? Peki Niye ?

Biz acaba şanslı mıyız?  Bizi hep böyle tanımlarlar.. Bu konuda yapılmış bir araştırmaya rastladım, çok beğendim ...  Sizlerle de paylaşmak istedim.. Bu yazıyı okuyunca Hamit'in bankada bulduğu broşür,  gazetede çıkan dükkan ilanlarını görmesi, benim yıllarca karşıma çıkan fırsatlar.. şimdi bunları anlamak daha kolay :)) Aşağıdaki yazı  "Doğala Özdeş Sanal Alem"   Blogundan alıntıdır..   Neden bazı insanlar inanılmaz derecede Şanslıyken,  diğerleri hak ettikleri olanaklara asla sahip olamaz?  Profesör  Richard  Wiseman'ın araştırması ..  b akın nasıl anlatmış : "10 yıl önce şansı araştırmaya başladım. Neden bazı insanların hep doğru zamanda doğru yerde olduğunu, diğerlerinin ise sürekli olarak şanssızlıklarla boğuştuğunu merak ediyordum. Ulusal gazetelere ilan vererek kendilerini her zaman şanslı yada şanssız hisseden insanların benimle temasa geçmelerini rica ettim. Yüzlerce sıra dışı erkek v...

Yeni Hayat.. Yepyeni Başlangıçlar..

Şimdi hızla planları uygulamamız gerekiyordu.  Evimizi alan aile en kısa zamanda evi boşaltmamızı istiyordu.  Yapılacak çok şey vardı..  Hamit paraların tamamını toplamış ve  Emlak Bankası'na tüm ödemeyi yapmıştı. O zamanlar bankalardan kredi falan alınmıyor, tanıdıklardan borç isteniyordu.. Borç almadığı kimse kalmamıştı.  Kiminden Cumhuriyet altını, kiminden döviz, kiminden  TL..  piyasadaki alacaklılarından da çekleri  toplamış, Tünel'deki dükkanı satmış, evi satmış tutarın tamamını denkleştirmişti.. Şimdi ; Evimizi Büyükçekmece'ye taşımalıydık. Hamit İşyerini taşımalıydı  (hem fiziki hem de resmi olarak) Ben Büyükçekmece'den işe nasıl gidip gelecektim? servis falan yoktu..?? Gürcan Lise'ye nereye gidecekti? Tam da o günlerde Erenköy'deki komşum Nezahat bana bir kahve falı bakmıştı. Aynen şöyle demişti : "S enin çözmen gereken bir çok sorun var. Ancak bu sorunlarını küçük parçalara ayırarak bi...

Hala Şaka Gibi Geliyor..

Her akşam yürüyor ve düşünüyorduk..  Tüm elimizdeki parçaları tek tek değerlendiriyor, gelecekteki hayatımızın tüm parçalarını bir araya getirmeye çalışıyorduk..  Bir anlamda geleceğimizi tekrar inşa ediyorduk.. Sonunda karar verdik..  Bu iki dükkanı alacaktık.. Şimdi hepimizi ilgilendiren bir çok değişimi büyük bir ustalıkla yönetmemiz gerekiyordu.. Bu aşamada yanında duran, elini tutan bendim ama Hamit tüm mali yükü sırtladı..  Bu büyük kararda planlarımız netleşmişti.,,, Erenköy'de 8 yıldır oturduğumuz  evi satacak,  Büyükçekmece'ye   Mimaroba'da aldığımız yeni eve taşınacaktık.. Hamit  Tünel'deki  iş yerini  satacaktı..  Mimaroba'da alacağımız dükkana taşınacaktı.. Ben Eczacıbaşı'ndaki işimden ayrılacaktım.. Hamit'in yeni ofisinde birlikte çalışacaktık.. Gürcan Erenköy'de Ortaokulu bitiriyordu.. Son yılıydı.. Lise'ye Mimaroba'da başlayacaktı.. Eml...

Hayatımızın Lego'sunu Oynadık..

Emlak Bankası'nın açık arttırmasından elimizde iki dükkanla eve dönmüştük.. Bizim her iki dükkanı ödeyecek gücümüz yoktu. Ancak vazgeçersek yatırdığımız muhammen bedel de yanacaktı. Bu tutar da küçümsenecek bir rakam değildi.. Öyle "vazgeçtik yakalım geçelim"  diyeceğimiz bir rakam değildi.. Hamit ilk olarak kendi paramızın üzerine arkadaşlardan, akrabalardan ne kadar para toplayabileceğini hesapladı.. İkinci dükkan için sağa sola arkadaşlara, tanıdıklara  "gelin bu dükkanı siz alın"  diye teklifte bulundu..  O zaman kuş uçmaz kervan geçmez bu yerleşim için kimse yatırımda gönüllü olmadı..  girişimlerimiz olumlu bir sonuç vermedi.. Emlak Bankası bize yaklaşık  BİR AY  sonra ödeme için gün verileceğini ve resmi  mektubun elimize geçmesinden itibaren sürenin başlayacağını söylemişti.  Biz düşünürken mektubun gelmesini hiç istemiyorduk.. BİR AY da ne yapılabilirdi? para nasıl bulunurdu? Kara kara düşünmeye başlamıştık.. Şimdi hayatımızın...

Evdeki Hesap Çarşıya Uymadı ...

Şenol Bey eşyalarını toplayıp Levent'e gitmiş, ben de Eczacıbaşı'nda yandaki fabrikaya geçmiştim.. Tüm çalışanları zaten tanıyordum ama onlarla birlikte hiç çalışmamıştım.. Koca koca kazanlarda mikrop üreten bir fabrikaydı..  antibiyotik hammaddesi üretiliyordu. Üretim tamamen  Eczacıbaşı'nin İlaç fabrikasına  yapılıyordu.  Bu nedenle organizasyonu küçüktü.   Çalışanlar ve yönetim kadrosunun çoğu neredeyse Mühendisti.. Ben burada çalışıyordum ama yöneticim yoktu. Bu fabrikada kimseye bağlı çalışmıyordum. Eczacıbaşı'nın yönetim anlayışıyla huzurlu bir şekilde çalışıyor olsam da artık kendimi geliştireceğim bir işim yoktu. Gidip geliyor, işimi yapıyor,  paramı alıyordum.. Üretim sürekli  Kalite Yönetim Sistemleri üzerinde çalışıyor,  ürün ve hizmetlerinin Uluslararası Standarda uygun olarak üretildiğini gösteren onayı alıyor ve kutlamalar yapılıyordu.. Yine böyle bir güzel günde ISO 9001 kalite belgesi alınmış... tüm personel ve iş...

Eyvah ! Her şey değişiyor...

Eczacıbaşı'nda yönetim değişikliği oluyordu. Benim Genel Müdürüm  Şenol Bey  Eczacıbaşı İlaç'a  Levent'e gidecek,  Yönetim Kurulu Üyesi ve Danışmanı olacaktı.   Emekliliği çoktan gelmiş ama görevine uzun süre devam etmişti. Eczacıbaşı'nda yönetim böyleydi..  Görev süresi bitip emekli olanlar Yönetim Kurulu'na alınıyor ve buradaki görevleri kurum içinde yine devam ediyordu..   Yani Eczacıbaşı kendisine yıllarca emek verenleri yine kurum içinde tutumaya devam ediyordu.. Şenol Bey'in  yerine ise yurt dışından yeni dönmüş olan Sedat Birol geçecekti. Sedat Bey geldiğinde bizim fabrikanın yanındaki  Eczacıbaşı'nın antibiyotik hammaddesi üreten şirketinde Genel Müdür olarak atanmıştı ve iki yıldır burada çalışıyordu.   Şimdi daha büyük bir şirkete Genel Müdür olacak ve her iki şirketi de yönetecekti..  Özgün Kimya antibiyotik üreten,  üretimde de yılların tecrübeli elemanlarının çalıştığı yönetimi küçük bir ...